Etkili ebeveynlik

Son zamanlarda oldukça popüler olan bir kavram haline geldi, etkili ebeveynlik. Peki nasıl etkili ebeveyn olunur? Gelin birlikte inceleyelim.

Etkili ebeveyn deyince çocuğunu doğru yönlendirme konusunda, bir şeyi öğretme konusunda ona etki eden, etkileyebilen bir ebeveyn geliyor akla.

Ebeveynler çocuklarını istedikleri gibi yetiştirmek, kültür ve değerlerini aşılamak ve doğru davranışı öğretmek konusunda oldukça hevesli olabiliyor. Kaldı ki araştırmalarla da desteklendiği üzere ebeveynlerin, ebeveyn tutumlarının bireyin üzerindeki psikolojik etkisi yadsınamayacak kadar büyük.

Bir birey ile görüşmelerimizde bireyin genetik özelliklerini, kişilik özelliklerini ve aile ile olan ilişkilerini detaylıca öğrenmeye çalışırız. Çünkü biliriz ki genetik kadar önemli olan bir diğer faktör de çevre koşullarıdır. Bireyin nasıl bir ailede büyüdüğü, aile bireylerinin özellikleri, yaşadığı çevre ve ortam, sosyoekonomik ve sosyokültürel faktörler kişinin hayatını etkileyen çevre faktörlerini oluşturur. İkizler ile yapılan araştırmalar da göstermiştir ki farklı çevre koşullarında büyüyen ikiz kardeşler tamamen birbirinden farklı özellikler geliştirebilmekte ve farklı özellikleri olan iki birey olabilmektedirler. Hal böyle olunca ebeveynlerin çocuklarına yaklaşımları tutumları oldukça önemlidir. Yaptığımız klinik görüşmelerde de bunun önemini oldukça fazla görmekteyiz.

Ebeveynlik model olmak ile başlar. Bebek, doğduğu andan itibaren annenin bir parçasıdır ve kendini anneden ayrı bir varlık olarak göremez. Bebek ile annenin arasındaki bu simbiyotik bağ, henüz ayrışmamış ve bebeğin anneye muhtaç olduğu bir bağdır. Bu bağ zamanla çocuğun kendini fark etmesi, keşfetmesi(annenin de buradaki desteği oldukça önemlidir.) ile güvenli ve bağımlı değil, bağlı bir ilişkiye dönüşür. Bu dönem ve sonrasında çocuğun bireyselliğinin desteklenmesi oldukça önemlidir. Toplumsal olarak bu ayrışma ve bireyselleşme dönemlerinin genel itibariyle nasıl gerçekleştiğinin oldukça önemli olduğunu düşünmekteyim. Ve ebeveynlerin buna ne kadar izin verdiği oldukça önemli.

Yürümeye, keşfetmeye, merak etmeye, oyun oynamaya başlayan çocuk ebeveynleri tarafından bir engellenme yaşamaz ve merakları konusunda desteklenirse orada sağlıklı bireyselliğin yolları açılıyor demektir. Koltuğa tırmanmaya çalışan bir çocuğu düşünelim. Çok basit bir örnekle, çocuğun düşmesin diye hemen arkadan desteklenmesi, tutulması çocuğun keşfini engelleyen bir davranıştır. Çocuk çabalarken, beklemek, desteklemek ise sağlıklı bir ruhsallık geliştirmesine yardımcı olur. Kendi başına yemek yemesini desteklemek, oyuncaklarıyla istediği şekilde oynamasına izin vermek gerekmektedir. Sürekli koruyan her şeyi onun yerine yapan değil, onun yanında olduğunu hissettiren ve yapabileceğine inandığınızı gösteren bir konumda olmak, basit ve bir o kadar önemlidir. Böylece başaracağına inanan,kendine güvenen ve yaratıcı çocuklar yetiştirebilirsiniz.

Bir diğer önemli dönem de elbette ki ergenlik. Ergenliğin bir yaş sınırlaması olduğunu düşünenlerden değilim. Yine klinikte oldukça fazla rastladığımız, yetişkin diyebileceğimiz yaşta ancak henüz ergenliğinin çatışmalarını atlatamamış, bireyselleşmenin sağlanmadığı ve sağlıklı bir ayrışmanın gerçekleşmediği bireylere rastlamaktayız. Ergenlikte de ayrışmayan, ayrışmasına izin verilmeyen bireyler sonrasında çeşitli semptomlarla kliniğimize başvurmaktadır. Buradaki genel gözlemim ise bir türlü bireyselleşmeye izin vermeyen aşırı düzeyde koruyucu, kaygılı aileler, ebeveynler. Ve buna çaresizce boyun eğen ayrışmanın son derece kendisinde kaygı ve suçluluk hissettirdiği yetişkin bireyler...

Özetle, çocuğunuzu büyütürken en küçük yaştan itibaren onun bir birey olduğunu kabul ederek, sevdiği, değer verdiği şeylere saygı duyarak, kendi benliğini oluşturmasına ve kendini tanımasına izin vererek daha sağlıklı bir ruhsallık geliştirmesine destek verebilir ve birey olmasında etkili bir ebeveyn olabilirsiniz.

Uzm. Klinik Psikolog Eda MALKAV

0555 099 05 01

www.edamalkav.com

edamalkav@gmail.com

@psikologedamalkav