Eşi terapiye ikna edebilmek

Danışanlarım uzun bir süredir çift terapisi seanslarımda sıklıkla şu sorunu dile getiriyorlar. “Eşimle terapiye başlamak istiyorum. Sorunlar yaşıyoruz ancak eşim terapiye gelmeyi kabul etmiyor. Sorun bende değil sende diyor.” Peki o zaman eşi terapiye ikna edebilmek için ne yapmalı?

Öncelikle böyle bir problem yaşıyorsanız terapiye siz başlamalısınız. Onu ikna etmeyi beklemeden siz adım atmalısınız. Bazen alınganlık ve hassaslıkla “İlk adımı neden ben atıyorum” sorgulamalarında bulunabilirsiniz. Ancak bu sorgulamalar vakit kaybettirir. Bir ilişkide bir problem varsa onu çözebilmek için çözüm odaklı olmak gerekir. Problem odaklı olmak sürekli eşin terapiye gelmeyeceğinden şikayet edip mevcut problemlerle her gün ilişkiyi sürdürmeye çalışmaktır. Çünkü bu problemler bir kısır döngü şeklinde kendini tekrarlayacaktır. En azından siz terapiye başladığınızda problemleri kendi bakış açınızla çözebilmenin yollarını öğreneceksiniz. Öğrendiğiniz yöntemlerle tartışmaları yöneteceksiniz. Sizde olan değişiklikleri gören partnerinizde terapinin bir zaman sonra işe yaradığını, size fayda sağladığını düşünecek ve kendisi de gelmeye ikna olacaktır. Hatta sizin ne kadar değiştiğinizi gördükçe terapi sürecinizde olanları merak edecek ve katılım göstermeyi kendisi isteyecektir.

Genellikle kadınlar “Benim eşim hayatta gelmez” derler. Oysa yapılandırılmış seanslar içerisinde bir yol izlediğimizde eşin terapiye gelmemesi ve katılım göstermemesi olasılığı çok düşüktür.

Yapılan en büyük hatalardan biri, eş terapiye gelmeyi kabul etmedi diyerek psikolojik destek almamaktır. Bu tarz durumlarda her zaman “önce siz destek almalısınız” derim. Eşin terapiye gelmeyi kabul etmemesi faktörü bile ev içerisinde yaşanan birçok problem hakkında bize bilgi verir. Eşin terapiye gelmemesinde birçok sebep olabilir. Önemli olan bu sebeplerin neler olduğunu anlayarak çözüm bulmaktır.

Eşinizin terapiye gelmek istememe nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

Güçsüz görünmek istemediği için başka birinden destek almak istemeyebilir. Özellikle erkekler ilişki içerisinde karşılarındaki kadına karşı güçsüz, çaresiz görünmek istemezler. Bu sebeple olan problemleri bile birçok zaman görmezden gelerek “Bir problem yok ki sen abartıyorsun” modunda tepkiler verebilirler. Eşiniz bu sebepten terapiye gelmek istemiyorsa onunla güç çatışması içerisinde olmayın. Ayrıca psikolojik destek almanın bir güçsüzlük olmadığını açıklayın. Aksine zayıf yanlarının farkına varan kişiler daha güçlü kişilerdir. Kendilerini iyi ve kötü yanlarıyla bütünüyle kabul etmiştirler.

Problemin çözüleceğine inanmadıklarından terapiye gelmek istemeyebilirler. Yine terapilerimde bana gelene kadar birçok olumsuz terapi deneyiminden geçmiş ve fayda görememiş birçok insan görürüm. Daha önce problemlerin çözülmesi için herhangi bir girişimde bulunulmamış kişilerde olabilir. Oysa psikoterapi yöntemleri çok çeşitlidir. Bir yöntemden sonuç alınmamış olması terapiye umutsuzluk besleyebileceğiniz anlamına gelmemelidir. Psikologunuz çalışma ekolünü değiştirebilir, yöntemini ve yaklaşımını değiştirebilir yada sizi uzman başka bir kişiye yönlendirebilir. Bu sebeple düzeleceğinize dair inancınızı kaybetmeyin.

Yine eşler etiketlenebileceklerinden korktukları için terapiye gelmek istemeyebilirler. Eşin kendisinin bir tartışmada “Sen zaten sorunlusun, psikologa gidiyorsun” ya da “Psikolog da senin için böyle söylüyor” gibi cümleleri kurmaya çok meyilli olabileceği gibi, akrabaların tepkilerinden ve etiketlemesinden korkulur. Bu sebeple terapi konusunda cesaretlendirdiğiniz eşinize bu şekilde yaklaşırsanız kesinlikle terapisini yarıda bırakmasına neden olursunuz. Unutmayın ona iyilik değil kötülük yapmış olursunuz.

Partnerlerinin gözünde otorite kaybı yaşamak istemedikleri için terapiden de kaçıyorlar. Diğer bir sebep terapiye giderse kendisinin sorunlu olduğunun düşünüleceğidir. Kimse bu şekilde etiketlenmek istemez. Çünkü birçok çift yine ilişki içerisinde terapide söylenenleri evin içerisinde bir koz olarak kullanabiliyor. “Görüyor musun işte, sorun bende değil sende” “Sen sorunlusun” gibi etiketler yapıştırabiliyorlar.

Eşlerin terapiyi ısrarla kabul etmemesinin sebeplerinden biri de kendisini beğenmiş huylarının ya da narsisistik yapısının olmasındandır. Hep kendisinin haklı olduğuna inanan zor kişilikler, sorunun ısrarla karşısındakinde olduğuna inananlar ve çözüm odaklı olmak yerine problem odaklı olanlar da terapiden uzak durmaya çalışır.

Diğer bir faktörde hala psikologa gitmenin “Ben deli değilim” mantığı ile bağdaşmasıdır. Günümüzde psikolojik destek konusunda bilinç her ne kadar artmış olsa da çiftler arasında hala daha bu madde de söz konusu olabiliyor.

Maddi kaynaklı problemlerden istek duymamak. Bazen erkekler özellikle buna bütçe ayırabilmek konusunda zorluk yaşayabileceklerini düşündükleri içinde ertleyebiliyorlar.

Peki, terapiye gelmek istemiyorsa ne yapılabilir? Bu gibi durumlarda şunu söylüyorum. Nasıl ki bir yeriniz ağrıdığında ya da hastalandığınızda doktora giderken eşiniz yanınızda eşlik ediyorsa psikolojik olarak da iyi hissetmediğinizde eşiniz yanınızda gelmeli. Ne zaman ki kadınlar terapiye başlayıp biraz toparlanıyorlar evde iyi olma hallerini gösteriyorlar, o zaman eşlerde terapinin işe yarar yönlerini görmeye başlıyorlar. Son olarak da “Psikologum benden dolayı seni görmek istiyor” diyebildiğinizde eşler terapiye dahil olabiliyorlar.

 

Uzm. Psk. Melda YAKUPOĞLU

Uzman Klinik Psikolog