Şema terapi ile hayat daha kolay

Kronik seyreden bazı ruhsal vakalarda psikoterapi ve ilaç tedavisi, rahatsızlığın semptomlarını hafifletse dahi tam iyileşme sağlayamıyor. Bu nüksetme, kişinin sorununun aslında şema yapısı ile ilişkili olmasına bağlanmaktadır.

Bireyin zihninde, çocukluk ve ergenlik dönemlerinde yaşadığı olaylar; ebeveynlerinin yahut kişiye erken dönem bakım verenlerinin tutum ve davranışları ve mizaç yatkınlığı gibi faktörler ile oluşan tekrarlayıcı ve yıkıcı örüntüler olarak tanımlanan; işlevsiz şemalar ve bu şemalarla uyumsuz başa çıkma modları oluşmaktadır. Ruhsal rahatsızlığın oluşmasında etkisi olan ve rahatsızlığı sürdüren uyumsuz şemalara karşı farkındalık geliştirilip bu zihinsel yapılar işlevsel olacak şekilde düzenlenmediği takdirde, bireyde var olan sorunun tam olarak ortadan kalkması gerçekleşmeyebilir.

Şemalar nedir ve nasıl oluşur?

Zihnin; nesneleri, durumları, kişileri ve olayları hatırlayıp kategorize etmesi hayatımızı kolaylaştırır; tekrar tekrar öğrenmek yahut tanışmak zorunda kalmayız. Örneğin; elma dendiğinde herkesin aklına farklı renklerde ve boyutlarda olsa dahi yuvarlak bir meyve olan elma resmi gelir. Aynı şekilde, araba dendiğinde zihnimizde markası, boyutu, rengi ne olursa olsun dört tekerlekli bir araba resmi canlanır ve hepimiz birbirimizi anlayıp daha kolay anlaşılabiliyor oluruz. Bu şemalar, işlevseldir; ancak, şu anda bilinen, küresel olarak geçerli on sekiz adet şema yapıları psikolojik rahatsızlıklara neden olmaktadır ve genelde erken dönem çocuklukta oluşmaktadırlar.

Şema terapi ile kendini tanı

Her çocuğun, doğuştan gelen temel ihtiyaçları ve hakları vardır. Çocukluktaki beş çekirdek duygusal ihtiyacın (Sevgi-Saygı-Güven ve Sağlıklı sınırlar) yeteri kadar karşılanmaması halinde, zaman içinde çocukta; kendisi, ötekiler ve dünya ile ilgili uyumsuz kök inançlar oluşmasına neden olur. Aslında, bu şemaların görevi; o dönem için çocuğu içinde bulunduğu ortamda korumaktır ve işlevseldir; ancak, çocuk büyüdüğünde ve çevre koşulları değiştiğinde bu şemalar kendilerini geliştirip düzenlemez ve eski düzende varlıklarını sürdürmeye devam ederler; tam da bu sebeple uyum bozucu bir hal alırlar. Örneğin, doğup büyüdüğünüz evde yahut sizinle çok yakından ilgilenen kişiler tarafından olası bir sevgi alanı ihmalinde (duygusal yoksunluk, duyguları bastırma, kusurluluk ve sosyal izolasyon şemaları), saygı ihtiyacı zedelenmesinde (bağımlılık, boyun eğicilik, iç içelik ve başarısızlık şemaları), güven alanı suiistimalinde (terk edilme, dayanıksızlık, karamsarlık,  kuşkuculuk, cezalandırıcılık ve kendini feda), sağlıklı sınırlar koyamama ve sürdürememe durumunda (haklılık ve yetersiz özdenetim, yüksek standartlar ve onay arayıcılık) işlevsiz kök inançları ortaya çıkar. Birey, bu şemalarla başa çıkmak için üç ana başa çıkma yöntemine başvurur; Şema Teslimi, Şema Kaçınması ve Şema Aşırı telafisi. Kişi, uyumsuz bir şemasına teslim olduğunda o şemayı kanıtlar şekilde davranır ve şemasına uygun olan durumları sürdürür. Şema kaçınmasında kişi, hangi şema ya da şemaları baskınsa onlarla yüzleşmemek için kaçınma davranışı gösterir. Eğer, şemasına uygun olmayacak hatta tam tersi şekilde davranıyorsa da aşırı telafi yolunu kullanıyordur. Örneğin; sevgi ihtiyacını karşılayamamış, yeteri kadar koşulsuz sevilmediğini hisseden veya dışlanma öyküsü olan bireyin geliştirdiği sosyal izolasyon şemasını ele alalım. Kişi sosyal izolasyonda, grup arkadaşlıklarından ya da toplantılarından rahatsızlık duyar; çünkü, istenmediğine dair inancı vardır ve kendisinde açıklayamadığı bir tuhaflık olduğunu, diğerlerinden temelde bir farklılığının olduğunu düşünür. Eğer bu şemasıyla, şema teslimi yoluyla başa çıkmaya çalışırsa gruplar arasında benzerlikler yerine daima farklılıklara odaklanır ve istenmediğine dair inancını adeta kendini doğrulayan kehanet yaşayarak güçlendirir. Şema kaçınması ile başa çıkmaya çalışırsa sosyal ortamlardan kaçınma ortama katılmama davranışlarında bulunur; eğer, şemasının aşırı telafisini yaparsa da grupta uyum ve kabul için bukelamunlaşmak diye tabir edebileceğimiz bir tutum takınır. Saygı alanında bir müdahaleye uğramış kişi, yetersizlik kök inancı geliştirebilir; aslında sürekli eleştiren, yapılanları takdir etmeyen ve aşağılanan çocuk, ebeveynlerini sevmeye devam etmek ve o evde daha kolay var olabilmek için içten içe ben gerçekten yetersizim demek ki eğer, yeterli olsam zaten anne ve babam bu şekilde davranmazdı diye bir iç inanç geliştirebilir. Bağımlılık/ Yetersizlik şemasının tesliminde yakınlarından kendisiyle ilgili tüm kararları belirlemelerini talep edebilir ve her şeyi onlara sorar. Yetersizlik şemasından kaçınmasında ise yeni zorluklara girmez; akademik hayata devam etmeme, araba kullanmayı öğrenmeme gibi. Şemasının aşırı telafisinde ise kimseden yardım istememe davranışları görülür. Eğer, bir başkasına herhangi bir yardım isterse ya da soru sorarsa onun yetersiz algılanacağı yönünde bir korkusu vardır.

Şemalar, adeta zihnin kısa yoludur. Öğrenilmiş, alışılıp içselleştirilmiş ve ortaya çıkmak için hazırda bekleyen bilişsel yapılardır. Ancak, ömrümüz hayatımızın ilk yarısında yaşadığımız olaylar ya da doğup büyüdüğümüz aile evimizden ibaret değil ve dışarıda her daim aynı olaylar yaşanmaz. En başta, biz değişir, dönüşür ve güçlenebiliriz; geçmişteki olayların aynısı olsa dahi artık baş etme kanallarımız da artmıştır ve tekerrür etmesine izin vermeyebiliriz karşılanmamış ihtiyaçlarımızı sağlıklı yetişkin yanımızla karşılayabiliriz. Sağlıklı yetişkin yanımızı ve kendi kendimize ebeveynlik yapabilmeyi, şema terapisi sayesinde ve terapistinizle kurduğunuz ilişki içinde öğrenebilirsiniz.

Şema terapinin temel amacı, bütünleştirici tekniklerle danışanın en derindeki karşılanmamış ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olmak ve bireyin; kendisi, ötekiler ve dünyaya dair edindiği uyum bozucu kök inançlarını işleyerek sağlıklı bir bakış açısı ve uyumlu davranışlar ile ihtiyaçlarına ulaşmasında destek olmaktır.

 

Uzm. Psikolog Özlem Nur Tulum

www.ozlemnurtulum.com

https://www.instagram.com/uzmanpsikologum_/