Doktor mu "Oz Büyücüsü" mü?

Pandeminin bilmem kaçıncı günündeyiz. Virüs kadar virüs varyantları aşı gündemimizde. Koronavirüs ve aşı ile ilgili herkesin bir fikri olsa da toplumsal bağışıklık için hepimize büyük görev düştüğünü düşünüyorum. Hepimizin sağlığını düşünen, iyileştirmek için canla başla çalışan sağlık çalışanlarına her zaman müteşekkiriz.

Geçtiğimiz haftalarda ikinci doz aşımı oldum. Aşı beni biraz hırpalayınca holistik bakış açımla tamamlayıcı bir tedavi ile bağışıklığımı hızlıca toparlamak istedim. Ozon tedavisiyle aynı gün toparladım da. Ama konumuz tedavi nedir, ne değildir değil. Bugün ben size bir hekimin, Kardiyolog, Uzman Doktor Murat Şener'in kendi yaşamından kesitlerini aktarmak istiyorum.

Murat Bey, Kardiyolog-Tıp Doktoru olarak başarılarınız ortada. Bu sebeple sizinle doktorluğu kenara bırakarak yaşam tarzınız hakkında sohbet etmek isterim (gülüşmeler) Geçtiğimiz gün bir hastanız sizin için "Oz Büyücüsü" tanımını kullandı. Ozon ile bizi yoksa büyülüyor musunuz?

Ozon tedavisi yaptığımız kişilerin hastalıklarında mucizevi değişiklikler görebiliyoruz. Hastalar da bize birtakım isimler takabiliyor. Mucize Doktor, Oz Büyücüsü, Superman gibi isimler takıldığı oldu. Bazen hastaların iyileşmez dedikleri hastalıklarını ozon ile sanki sihirli değnek dokunmuş gibi düzeltebiliyoruz. Bu da büyü yapmış kadar etki yapabiliyor. Sizin de şahit olduğunuz gibi hastalarımız "Oz" yani ozon büyücüsü ismini takabiliyor :)

Doktor mu Oz Büyücüsü mü

Birincil amacınızın hastaların yaşam kimliği kadar sağlık kimliklerinin de iyi olması gerektiğini belirtiyorsunuz. Peki siz günlük yaşamınızda bunu nasıl sağlıyorsunuz?

Sağlıklı yaşamın birinci şartı bol bol hareket etmek. Bu konuda çok şanslıyım evim ormana çok yakın ve evden işime ormandan yürüyerek geçiyorum. Her gün mutlaka yürüyüş yapıyorum. Zaten gün içerisinde merdivenlerden koşmak zorunda kalıyorum. Bunun yanında sağlıklı olmak için kendime mutlaka düzenli aralıklarla ozon tedavisi ve yüksek doz c vitamini + glutatyon tedavisi uyguluyorum. Seyrek aralıklarla da çeşitli vitamin ve destek kokteylleri uyguluyorum. Gördüğünüz gibi gayet sağlıklı dinç ve neşeliyim.

Koronavirüsü ilk atlatanlardan olduğunuzu sohbetimiz esnasında öğrendim. Bir hekim olarak tüm dünyayı etkisi altına alan bu virüs ile mücadele de neler hissettiniz?

Koronavirüsü Türkiye'de bildiğiniz gibi ilk vaka Florya'da çıkmıştı. O zaman şunu düşündüm. Benim bu virüsten kaçışım yok ve korona geçireceğim. Çünkü çok fazla hasta temasım var. Bu durumda koronayı nasıl atlatabilirim diye düşündüm. Burada da imdadıma ozon tedavisi yetişti tabii. Kendine üç yıldır ozon tedavisi uyguluyorum. Ozon tedavisi uyguladıktan sonra şunu fark ettim; bağışıklık sistemim çok fazla kuvvetlendi ve artık kolay kolay hastalanmıyorum. hastalanırsam bile çok rahat, hafif belki bir günde hastalığı atlatıp geçiriyorum. Koronavirüse yakalanan, bağışıklık sistemi düşük insanların hastalığı çok daha ağır geçirdiğini de biliyoruz. Bu durumda ozon tedavisi almamın büyük faydası olacağını düşündüm zaten rutin aldığım ozon tedavisini sıklaştırdım.

Geçen sene martın sonunda koronaya yakalandım. Bunu hissettiğim an kendimi evde izole ettim. 4 gün içerisinde hafif bir şekilde koronayı geçirdim. Zaten böyle olacağını da biliyordum. Çok ilginçtir ki hala korona ile ilgili antikor seviyem çok yüksek bir şekilde devam ediyor. Bunun sebebinin de yine kendime uyguladığım ozon tedavisinin olduğunu düşünüyorum.

Koronavirüsten korunmanın en önemli yöntemlerinin birinin aşı olduğunu biliyoruz ama şunu söylemek isterim ki şu ana kadar ozon tedavisi uyguladığım hastalardan hiçbirisi korona geçirirken yoğun bakıma yatmak zorunda kalmadı. Sadece iki hastam sosyal endikasyonları nedeniyle servise yattı. Bu konuda yeni yeni çalışmalar ortaya çıkmakla beraber artık net olarak şunu söyleyebilirim ki ozon tedavisi korona geçirmeden önce korona geçirirken ve korona geçirdikten sonra mutlaka alınması gereken bir tedavidir.

Doktor mu Oz Büyücüsü mü

Murat Bey, çok geçmiş olsun. Koronayı hele hastalığın ilk zamanlarında yaşamanız büyük bir deneyim. Pandemiyle birlikte sizin hayatınızda neler değişti?

Hem sosyal hayatta hem de iş hayatında çok büyük değişiklikler oldu. Sonuçta bir sağlık merkezinin başındayım. Bu yüzden önce büyük önlemler aldık çünkü ne olacağını bilmiyorduk. Bu konuda bilgi kirliliği vardı. O yüzden en kötüye hazırlıklı bir şekilde hareket ettik daha sonra korona ile ilgili öğrendiklerimizi yavaş yavaş hayatımıza uygulamaya başladık. Şükürler olsun ki ne Tıp merkezimizde çalışanlar ne de ailemizde sağlık açısından hiçbir problem yaşamadık. Ve aynı zamanda hiçbir can kaybımız olmadı. Ama sosyal açıdan ciddi bir çöküntü yaşadık. Çünkü bizi hayata bağlı tutan yaşama sevinçlerimizden birisi de moral motivasyon kaynağımız sosyal aktivitelerimizdi. En çok da sevdiğimiz yeşil alanlarda sosyal aktiviteler yapabilmekti. Bütün bunlardan uzak olmak psikolojik açıdan ciddi sıkıntı yarattı. Bu sıkıntı hem bende hem de ailemde yani daha çok çocuklarımda oldu. İnşallah bu kaybettiğimiz zamanların acısını fazlasıyla çıkartacağız.

Günlük hayatınızda olmazsa olmaz dediğiniz alışkanlıklarınız var mı? Yoğun temponuzda kendinize zaman ayırabiliyor musunuz? Hobileriniz var mı?

Günlük hayatta olmazsa olmazım "seni seviyorum" kelimesi ve "aşkım". Eşim ve ben aynı yerde çalışıyor olmamıza rağmen birbirimizi fazla göremiyoruz. Bu yüzden telefonda görüştüğümüz çok olur ama mutlaka telefonlarımızı "seni seviyorum" demeden asla kapatmayız. Kesinlikle birbirimize isimlerimizle değil "aşkım" diye hitap ederiz.

Eşimle en çok yapmayı sevdiğimiz şey İstanbul'da yeni yerler keşfetmektir. Her ne kadar pandemi döneminde yapamamış olsak da akşamları, çocuklar uyuduktan sonra baş başa dışarı çıkıp iki sevgili olarak takılmak en büyük hobimiz.

Eşiniz Şeyma Şener kurucusu olduğunuz hastanenin genel koordinatörü olarak çalışıyor. Hem işte hem de evde berabersiniz. Bu durum ilişkinizi nasıl etkiliyor? Çocuklar bu durumu nasıl karşılıyor?

Bizimkisi daha öncede söylediğim gibi bir aşk evliliği olduğu için 7/24 beraber olsak da asla birbirimizden sıkılmayız. Birbirimizi görmediğimiz her an birbirimizi özleriz ve yaklaşık 20 yıldır beraberiz. Aşkımızın ilk günkü gibi taze olması çevremde bugüne kadar hiç görmediğim bir ilişki. Bazen insanlar bu duruma " bizde sizin gibi çift ilk defa gördük" diyebiliyor.

Çocuklar doğduğu günden beri ikimizin aşkını o kadar benimsemiş durumdalar ki bize hitap ederken bile aşkın diye hitap ederler. Mesela eşim geldiğinde küçük oğlum "baba aşkın gelmiş" diyor. Onlar için gayet doğal bir durum. Çocuklar tıp merkezini de o kadar çok benimsemişler ki büyüyünce tıp merkezinin başına kendileri geçmek istiyor.

Sizin eklemek istedikleriniz...

Meslek hayatımda o kadar çok değişik hasta gördüm ki. Ama bunların arasında en çok üzüldüğüm hastalar biraz dikkat etseler çok daha sağlıklı ve uzun ömür yaşayabilecek olanlar. Dikkatsizlik nedeniyle veya ihmalkarlıkları nedeniyle erken yaşta ya uzuvlarını kaybediyorlar ya da hayatlarını. Gerçekten onlar için çok üzülür hatta bazen gereğinden fazla ısrarcı olurum. Çünkü çok ufak bir tedbir hayatlarını kurtaracaktır. Şimdi şunu anlıyorum ki bu tedbirlerden birisi de ozon tedavisi. Ozon tedavisiyle hastaların çok daha sağlıklı ve uzun yaşamları olduğunu gördük. Bu yüzden bütün hastalarıma yine farkında olmadan ısrar ediyorum ki ozon tedavisi alsınlar.

Murat Bey, zaman ayırdınız çok teşekkür ederim. Sağlıkla yeniden görüşmek üzere.

Yeşim Mutlu