Özel hayatınızda başınıza gelen her şey ne istediğinizle ilgili.

Özel hayatınızda başınıza gelen her şey ne istediğinizle ilgili.İçten içe istediğiniz duyguları ve ilişkiyi kendinize doğru çekiyorsunuz ama muhtemelen bunun farkında bile değilsiniz.Her zaman şunu duyarız: Nerede bu doğru adamlar?

Fakat bu sorudan önce şunu sormak daha mantıklıdır: Acaba ben hayatımda doğru adamı istiyor muyum?Bir ilişkide aradığım duygular nelerdir?

Basit bir analizle çevrenizde size yaklaşmaya çalışan veya şansını deneyen erkek profillerine baktığınızda bazılarının hiç ilginizi çekmediklerini göreceksiniz ancak bunlar sizinle ideal ilişkiyi yaşayabilecek adamlar olabilirler.Peki ideal ilişki nedir?

Geçtiğimiz günlerde Instagram hesabımdan bir anket yaptım ve bu anket çok ses getirdi. Hesabıma DM üzerinden gelen bir yorum şu şekildeydi: “Adil Bey hep serseri ruhlu adamlar ilgimi çekiyor ve karşıma düzgün profilde bir erkek çıksa bile bana heyecan vermeyeceği için onunla bir ilişki yaşamayı hayal edemiyorum.”

Bu durumda olanların yüzdesi ankete göre 56% civarındaydı ve daha ilgi çekici olan ise ankete katılanlar arasında yaş gruplarına göre verilen cevabın değişim göstermesiydi.

Örneğin 35 yaş üstü kadınlar belli bir olgunluğa ve hayat deneyimine sahip oldukları için çocuk ruhlu erkeklerden uzak durduklarını belirtirlerken, yirmi yaşlarındaki kadınlar ilişkide öncelikle “yoğun ilgi” aradıklarının altını çizdiler. Demek ki hayatta belli dönemlerde bir ilişkiden beklentilerimiz değişiyor ve bakış açımız zamanla evrim geçiriyor, burası net.

Yirmili yaşlarda çok daha fevri ve ani tepkiler verirken, otuzlu ve kırklı yaşlarda tartışma anlarında bile daha soğukkanlı ve sabırlı davranabiliyoruz, bu da ilişkimizi korumamızı sağlıyor.Size enteresan bir noktayı belirtmek istiyorum: Muhtemelen 3 sebeple doğru adamı bulamıyorsunuz. Birebir çalıştığım yüzlerce danışanım bana sadece 3 sebep olduğunu gösterdi ve bunların dışında bir sebep olamaz.

1) Uzun zamandır hayatınızda ve aklınızda olan, ayrılmış olsanız bile hala zihninizi meşgul eden bir sevgiliniz/eski sevgiliniz var. Belki de üç ay önce ayrıldınız ancak hala arada size tuzak mesajlar atıyor (erkek tabiriyle sizi yemliyor) ve aklınızı çeliyor. Hayata doğru yeni bir adım atsanız aslında etrafınızda çok sayıda aday var ancak sizin bunu yapmanıza kesinlikle izin vermiyor. Öyle ki bu tip adamlar ayrılırlar ANCAK AYRILMAZLAR. Sizi hep bir kenarda tutmaya devam ederler. Genelde kadınların bu tip adamlarla ilgili bana yaptıkları yorum şöyledir: “Bir ilişki mi değil mi bilmiyorum” çünkü hiçbir zaman adını tam olarak koymasa bile bu adam asılmaya devam eder ve asla boş bırakmaz. Zihninizi meşgul eden insan aslında özel hayatınızdaki pisti meşgul eden bir uçak gibidir, videolarımda her zaman söylüyorum pisti boşaltmazsan yeni bir uçak inemez; dolayısıyla aklınızı meşgul etmelerine izin vermeyin. Bir ilişki tüm mücadele ve denemelere rağmen bittiyse bitmiştir. Ya adam gibi devam ettirin ve biz ayrıldık demeyin ya da ben bu ilişkiyi bitirdim diyerek kapıyı ona kapatın. Eğer yukarıda bahsettiğim gibi size manipülasyon yapan ve sürekli gereksiz iletişimlere geçen biriyse o zaman sizi YEMLEMESİNE daha fazla izin vermeyin ve ona bir dur deyin, her yerden engellemek de bunlara dahildir. İlişkiden sonra arkadaş kaldık ama bir kahve içelim derken kendimizi yatakta bulduk diyenler var, erkeklerin ilişkiden sonra arkadaş kalma konusunda akıllarından geçen asıl planları sizlere defalarca anlattım dolayısıyla cinsel ilişki yaşadığın bir adamın sana arkadaş olarak bakabileceğini sanıyorsan büyük bir yanılgı içindesin papatyam.

2) Ön yargılısınız ve cesaretiniz yok. Nasıl mı? Birinci maddede ayrılık sonrası bile iletişime devam eden ve arada tuzak mesajlar ile sizi yoklayan bir erkek çeşidinden bahsettim, oysa durum her zaman böyle değildir. Bazen erkek modeli ayrılık sonrası tüm iletişimi keser ve hayatına devam eder ancak kadın bunu yapamaz ve eski sevgilisini geri getirmek için her şeyi yapmaya çalışır. Saplantılı bir ruh hali içerisinde onu ya geri getirmek ya da “burnunu sürtmek” için tüm yaşamsal enerjisini bu adama harcamaya devam eder. Bu oldukça zor bir durumdur çünkü hayata doğru yeni bir adım atmak gerekir ancak bunu yapabilecek gücü ve cesareti kendinde bulamaz bir takım ön yargılar içerisinde saplanmıştır örneğin “yeni bir insanı tanımak için harcayacağım zamanı bu adamı geri getirmek için kullanırım” ya da benim favori gördüğüm düşünce biçimi “sanki dışarıdaki adamların kötü huyları yok mu Adil Beycim? En azından bu adamı tanıyorum ve iyi kötü taraflarına alıştım, onu geri getirmek benim için en iyi seçenek” işte bu ve benzeri bahaneler ile yeni adımlar atmaktan çekinir ve çevresinde aslında onu son derece mutlu edebilecek profilleri sonuna kadar görmezden gelmeye devam eder. Bu nasıldır biliyor musunuz? Bazen kendisini hayat boyu mutlu edebilecek bir ilişkiyi bile elinin tersiyle itmek demektir. Bakınız ben bu konuda akılda kalması için Kolomb’un Amerika’yı nasıl keşfettiğini örnek veririm, eğer onda bu cesaret ve atılım gücü olmasaydı Amerika’yı keşfetmesi imkansızdı. Öncelikle kimsenin inanmadığı bu gizemli kıtayı bulmak için yola çıktığında ana karayı gözden kaybetmesi gerekiyordu, yani diyorum ki ideal ilişkiyi arıyorsan şu eski sevgilini artık aklından çıkarmalısın, onu düşündüğün sürece sana yaklaşmak isteyen kimseye şans vermeyecek ve fırsatları kaçıracaksın. Bir başkasının seni ne kadar mutlu edebileceğini onu tanımadan bilemezsin, en azından bir yemeğe çıkmadan bu insanın sana karşı davranış biçimini anlayamazsın, ayrıca dışarıdaki insanların da kötü özellikleri vardır diyerek kendini yeni adaylardan uzak tutamazsın. Hiç tanımadığın insanların iyi veya kötü özelliklerini nereden biliyorsun? Bunların hepsi aklını eski sevgilinden uzak tutmamak için kendine uydurduğun bahaneler.

3) Bazı insanlar kendilerini tamamen kapatırlar. Hep aynı arkadaşlar, hep aynı mekanlar, hep aynı sosyal aktiviteler onların yeni insanlarla tanışma ihtimalini iyice azaltır. Daha da kötüsü vardır; sabaha işe gidip akşam eve dönerken, Netflix ile sosyal ilişkiye giren ve başka kimseyle flört etmeyen insanlar vardır, nedense aniden birinin kapıyı çalmasını ve hayatının aşkını karşısında görmeyi beklerler. Size bir sır vereyim, hayat filmlerde dizilerde gördüğümüz gibi değil çünkü oradaki steril hayatlar bizim karşımıza çıkmıyor. Ne kimse o kadar gösterişli zengin ve mutlu, ne de hayatının aşkı aniden kapıyı çalıp “Pardon karabiberiniz var mıydı ben alt katınıza yeni taşındım” diyor. Hepsi senaryo, sizi gerçek hayata davet ediyorum, öyle ki bu hayatta eskiden ekmek aslanın ağzındaydı; oysa şimdi mutlu bir ilişki aslanın ağzında… 

Günümüzde yüzlerce dış faktör, uyaranlar, sosyal medyadan yürüyenler mutlu giden bir ilişkiyi bize bozup iki insanın arasında mide bulantısı girmesine neden olabiliyor. Bu durumda yeni bir ilişkiye yelken açmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum ancak kıssadan hisse: Gönlünüzü meşgul eden eski takıntıları unutun ve en yüksek seviyede sosyalleşin, insanlarla tanışın, her tanışma bir ilişkiye dönecek diye şart yok ancak en azından yeni insanlar tanır ve sohbet edersiniz. Sosyal ağınız genişledikçe girdiğiniz ortamlar değişir ve oralarda karşınıza sizi etkileyecek, size doğru şekilde yaklaşacak birilerinin çıkma ihtimali artar. 
Aniden birinin kapıyı çalması ihtimalinden çok daha fazladır.
Bu yazı güzel geçirin, yaz aşkları çok başkadır…

Sorulara buradan yanıt veriyorum: Yeni kitabım “50 Maddede İlişkiler” 07.07.2020 günü kitap satılan her yerde satışa sunuluyor. İlginiz için şimdiden teşekkürler.

Sevgiler
Görüşmek üzere
Adil Yıldırım

Twitter: @authoradilyldrm

Instagram: @adilyildirimyazar

YouTube: Adil Yıldırım