Herkese merhabalar,

Bana gönderdiğiniz şerbet tadındaki mesajlarda diyorsunuz ki benim güzel bir ilişki bulma ihtimalim nedir Adil Beyciğim?O kadar tatlı ve samimi soruları bana mail atıyorsunuz ki hepsini okumaktan ve sizlerle yakın olmaktan büyük keyif alıyorum; şimdi size birkaç adımda güzel bir ilişki bulma ihtimaliniz olup olmadığını göstermek istiyorum, size bu konuda ruhsal rehberlik yapacağım. 

Tek yapmanız gereken bahsedeceğim adımları dikkatle okumak ve en samimi yanıtlarınızı vermektir, gerekirse yüzleşin ve kendinizle ilgili en gerçek durumları karşınıza alıp hesaplaşın çünkü hayatınızda doğru bir insan yok ise bunun belli bir yüzdesi sizden kaynaklanıyor olabilir.

Haydi başlayalım;

1) Mobil bir kadın mısın? Sabah erken saatlerde evden çıkıp işe gidiyorsun ve akşam üstü saat altı gibi işin bittiğinde direk eve dönüyorsun, yaz aylarında olmamıza rağmen dışarıda gezmek gibi bir derdin yok. Hatta içinden gelmiyor, sen Netflix ile son derece huzurlu ve keyifli bir ilişki yaşıyorsun. İşte burada ciddi sıkıntımız var demektir çünkü biraz mobil yani hareketli olmalısın, aksi halde kimse gelip senin kapını çalmayacak. Sana gece hayatında en piyasa mekanlara gitmeni söylemiyorum, sadece en kafa dengi arkadaşlarınla biraz dışarı çık sosyalleş diyorum, hani derler ya iki insan gör etrafta neler oluyor şöyle bir bak ve sakın kendini kapatma. Umutsuzluk duygusu ruhunu esir alıyorsa bunun en büyük sebebi senin kendini kapatmandır, bunu yapmanı kesinlikle istemiyorum papatyam.

2) Hazır yeri gelmişken soralım; arkadaş çevren var mı? Eğer sadece 1 arkadaşım var onun dışında kimseyle görüşmüyorum diyorsan bu durumda sevgili bulma ihtimalin oldukça az; sakın ne akalası var diye sorma çünkü bir sevgilisi olan insanların 45% oranı (neredeyse yarısı!) arkadaş çevrelerinden birisiyle tanışıyorlar. Demek oluyor ki arkadaş çevresi geniş olanların “manita bulma” ihtimalleri çok daha fazla; öte yandan çevresini dar ve sınırlı tutanların bir manita bulma ihtimali oldukça düşük. Elbette kendisi ortamlara girdiğinde son derece yaratıcı değilse! Bazı insanlar ortamlara girdiklerinde orada kimseyi tanımıyor olmalarına rağmen yarım saat içerisinde ortama ısınıp kolaylıkla sosyalleşirler, yoksa sen onlardan biri misin?

3) Sosyal ortamlara girdiğin zaman dışarıya nasıl bir görüntü verdiğin konusunda hiçbir fikrin var mı? Seninle birlikte akşamları çıkıp seni analiz edecek ve gerekirse seni açıkça eleştirecek bir arkadaşın var mı? Bak bu konu son derece önemli çünkü belki de sen farkında olmadan son derece agresif ve korkutucu bir görüntü veriyorsun ama bu durumdan haberin bile yok. Erkekler bir mekanda kıza yanaşıp sohbet etmek için belli belirsiz sinyal beklerler, bu durumda senin sinyalizasyon sistemin çalışıyor mu? Bir bakış, bir gülüş, hatta daha detay bir bilgi vereceğim muhtemelen daha önce hiç duymamışsındır; bir mekanda kapalı çember usulü kız arkadaşlarınla otururken ayak uçların nereye bakıyor? Çemberin dışına mı yoksa tamamen kapalı devre olarak çemberin içine mi bakıyor? Usta erkekler bir kadının geldiği mekanda iletişime açık olup olmadığını ayak uçlarına bakarak anlarlar, eğer ayak uçları çemberin dışına bakıyorsa bu hatun başkalarıyla sohbet etmeye, tanışmaya yani kısaca sosyalleşmeye açık demektir. Beden dilinin inceliklerini sana sunuyorum, oturduğun yerde kafanı kaldırıp şöyle bir etrafa bakıyor musun? Eğer hiç kafanı çevirip etrafına bakış atmazsan muhtemelen o anda seni kesmekte olan erkeklerin yanına gelip seninle iletişime geçmeleri neredeyse imkansız olacaktır. Ben dışarıya kapalıyım ve bu mekanda kimseyle sohbet etmeye niyetim yok imajını vermeyi kes, madem güzel bir ilişki yaşamak istiyorsun etrafına kısa bakışlar atabilirsin.

4) Arada bir seni “yemleyen” bir çocuk var ve sen ne zaman ilgini dış dünyaya yöneltmek istesen bu adam sana mesaj atarak dikkatini dağıtıyor, erkek dünyasında en çok kullanılan tabirle seni yemliyor ve boomerang gibi hayatından çıkıp sonra aniden hayatına geri dönüyor. Bu durumdan son derece rahatsız olmana rağmen bu adamı bir türlü engellemiyorsun, numarasını silmiyorsun ve onu hayatından ve kalbinden çıkarmıyorsun. Maksadın nedir? Bak sana burada son derece samimi bir soru soruyorum, senin kendi hayatınla ilgili amacın tam olarak nedir? Hani bir tabir vardır; bekleme yapma devam et, takılıp kalma ve bu insanı geçmişin karanlık koridorlarına göm aksi halde bu adam senin gelecek planlarını da yok edecek. Farkında mısın?!

5) Muazzam derecede zoru oynuyorsun, geçenlerde sana bir kahve içmeyi teklif eden çocuk sana ısrar etmedi diye bozuldun; iyi de her erkek senin düşündüğün kadar ilgi göstermez, bazılarının tarzı farklıdır bir defa sorup çekilirler oysa sen o bir kahveyi içseydin belki de çocukla aranızda mükemmel bir uyum olacaktı. Bakıyorsun bir iki hafta sonra çocuk yine senin peşinde dolanmaya başlıyor ama yine de senin istediğin seviyede aşırı ve delice bir ilgi göstermediği için çocuğu yine uğraştırmak istiyorsun. İyi de canım benim sen tam olarak ne istiyorsun? İlgi reaktörü gibi davranan bir çocuk mu istiyorsun yoksa birlikte güzel vakit geçirebileceğin ve sana değer verecek bir adam mı istiyorsun? Değer vermenin tek kıstası sence ilgi midir? Adam yemekte sana öyle şeyler söyleyebilir ve en önemlisi senin gözlerinin içine öyle bir bakış atabilir ki sen hayatında daha önce bir erkeğin seni bu kadar sahiplenmediğini görmüş olursun. Birkaç ay önce hayatından çıkarttığın Zambia sırtlanı sana her sabah günaydın mesajı atıyordu ama sonra bir anda “seni üzmek istemiyorum” diyerek ortadan kayboldu. Bu adam o kadar ilgi göstermiyor ama sana değer verdiğini günaydın mesajları dışında başka yöntemler ile sana gösteriyor. Daha ne olsun? Ona bir şans vermelisin…

6) Alıngansın. Bak bu konuda ciddi olarak sorun yaşayabilirsin çünkü bir çocukla tanışsan bile yaptığı en ufak bir espride ya da sana söylediklerinde seni kıracak malzemeler arıyorsun. Bir yumurtaya bile dikkatle baksan üzerinde belli belirsiz kırılgan çizgiler olduğunu göreceksin yani ne yumurtalar ne de erkekler mükemmel değildir! Adam yemekte sana saygısızlık yapmadığı sürece rahat tavırları seni kızdırmasın, herkesin kendine göre bir tarzı vardır ve kimi zaman bu tarz ilk bakışta sana garip gelebilir. Fevri davranışlarınla hemen üstünü çizip bu adamdan cacık olmaz demek yerine ona bir şans vermelisin çünkü seans yaptığım kadınların kaç tanesi bana şu cümleyi kurdular biliyor musun: “Aslında onu ilk tanıdığımda hiç ilgimi çekmemişti ve bu adamla yapamam diyordum ancak birlikte vakit geçirdikçe hiç de düşündüğüm gibi birisi olmadığını anladım ve zamanla ona bağlanmaya başladım…” Demek ki ilk izlenimler bazen insanları yanıltıyor, fevri davranmak ve hemen üstünü çizmek pek de güzel bir fikir değil. Ben diyorum ki; en az üç görüşme gereklidir, ilkinde sen formunda olmazsın, ikincisinde o formunda değildir ama üçüncü görüşmede artık emin olursun, bu adam senin ilgini çekiyor mu yoksa çekmiyor mu? Bunu anlamanın yolu üç görüşmedir, elbette daha ilk görüşmede saçmalayan ve senden tamamen farklı bir dünyada yaşadığını gösteren erkekleri bunun dışında tutuyorum…

Sırtlan erkekleri ise her türlü şansın dışında tutuyorum, daha ilk görüşmede hadi bana gidelim diyen sırtlana sakın şans verme, onu asla değiştiremezsin; rüya görme…

Yukarıda saydığım maddelere dürüstçe yanıtlar verdiğinde güzel bir ilişki bulma ihtimalini açıkça görmüş olacaksın. Ne olursa olsun sosyalleş ve çevreni genişlet, daha fazla insanla tanıştığın zaman illa ilişki olmasa bile sosyal ilişkiler ağını genişletmiş ve insanlarla iletişim konusunda mesafe almış olursun. Bu da ciddi bir kazanımdır.

Geçtiğim hafta raflarda yerini alan “50 Maddede İlişkiler” kitabıma göstermiş olduğunuz yoğun ilgi ve güzel mesajlarınız için sizlere teşekkür ederim. 

Sizi sevdiğimi tek bir an olsun unutmayın…
Görüşmek üzere,
Adil Yıldırım

Twitter: @authoradilyldrm

Instagram: @adilyildirimyazar

YouTube: Adil Yıldırım