Herkese merhabalar,


Kadın erkek ilişkilerinde enerjinin doğru kullanımı ve her iki taraf için de mutluluk getirecek davranışlara yönelmek son derece önemlidir. Bunu yaptığınız zaman ortak iyiye ve huzur dolu bir ilişkiye ulaşabilirsiniz. Öte yandan insanlar bazı davranışların enerjilerini tamamen boşa harcadığını ve zaman kaybına yol açtığını, aynı zamanda ilişkiden soğumaya neden olduğunu görmezler, dolayısıyla farkında olmadan bu davranışlarda bulunarak her geçen gün yıpranırlar.


Nedir bu davranışlar?


Bu yazımda sizlere sıklıkla karşılaştığım başlıkları aktarmak istiyorum, bir ilişki içindeyseniz sizin de karşınıza çıkabilecek bu tip durumlarda daha özenli davranabilir ve bu şekilde partnerinizle aranıza soğuk rüzgarlar girmesine engel olabilirsiniz:


1) Ufak konularda inatlaşmak. Bununla çok sık karşılaşıyorum, iki kişi arasında konuşulmasına hiç gerek olmayan ve tamamen zaman kaybına yol açan konularda bile tartışmalar yaşanıyor, örneğin diş macunu ya da bu yemek neden yeterince tuzlu değil? Bu başlıklara benzer gereksiz konularda tartışmanın kimseye hiçbir faydası yoktur ama bazı insanlar hayatlarını inatlaşma üzerine kurarlar ve bundan adeta zevk alırlar. Bu çok egoist bir zevktir çünkü kendisi her tartışmadan galip çıkmaya çalışırken ilişkiye verdiği büyük zararı göremez, bunu görmediği için sürekli her tartışmada partnerine söylediği kötü sözlerle onu içten içe yaralar. Belki tartışmalardan galip çıkar ama uzun vadede artık bir ilişkisi olmadığını fark ettiği zaman kendini yorup sesini yükselttiği her anlamsız tartışmanın büyük birer hata olduğunu anlar. Çok geç, geri dönüşü olmaz…


2) Eski konulara kafayı takmak. Örneğin; sen bana 2 sene önce şunu söyledin ya da sen bana geçen gün surat astın haydi şimdi bunun hesabını ver diyerek ilişkide aralarında biriken kinetik enerjiyi eski konulardaki tartışmalara harcamak yine aynı şekilde anlamsızdır. Eğer can sıkıcı bir konu varsa o anda gündeme getirmek ve çözmek gerekir aksi halde içinde biriktirip aylar sonra bu konuları masaya koymak yine enerjiyi boşuna harcamak anlamına gelir. Aranızda güzel bir uyum varken bile eskiden kalbinizi kıran mevzular aklınıza gelebilir ama bunları sürekli gündeme getirmeniz gerekmez, saplantı derecesinde aynı şeyleri düşünmek ve en mutlu anlarda bile aranızdaki keyfi ve huzuru kaçıracak konuları açmak size hiçbir kazanç sağlamaz aynı zamanda ilişkinize büyük zarar verecektir. İki insanı birbirine bağlayan ana unsur bol kahkaha ve mutlu anılar biriktirmektir bunu yaptıkça aralarındaki bağlılık ve sevgi artacaktır, dolayısıyla eski konuların şu anda yaşadığınız mutluluğun üzerinde kara bulut gibi dolaşmasına asla izin vermeyin ve mutluluk enerjinizi bir çeşit huzursuzluk enerjisine dönüştürmeyin.


3) İlişkilerde enerjiyi en çok sömüren davranışa gelelim: Dominasyon. Yıllar içerisinde yaptığım çalışmalarda birçok insanın ilişkide mutlu olmak yerine partnerini domine etmeye çalıştığını gördüm, tek amaçları dominasyondu; yani kontrol etmek, üzerine hakimiyet kurmak, sürekli her yaptığı hareketin altında bir açık bulmaya çalışmak, özetle hükmetmek. Bir insan bundan zevk alıyorsa ve yaşadığı her ilişkide partneri üzerinde hakimiyet kurmak dışında bir amacı yoksa, o zaman ben ilişkilerde huzur arıyorum veya mutluluk arıyorum diyerek kendine yalan söylememelidir. Unutmayalım ki en büyük yalanlar kendimize söylediklerimizdir, çünkü zamanla bu yalanlara inanıp hayatımızı aslında hiç istemediğimiz şekilde yaşamaya başlarız. Uyumlu bir çift düşünelim gayet keyifli bir ilişki içindeler ancak bir taraf sürekli diğerinin hareketlerini incelemeye başlıyor, her gittiği mekandan sürekli onu görüntülü aramasını istiyor ya da telefona bakmadığı anda altında hemen bir suç unsuru arıyor, kendi lehine bir delil bulmaya çalışıyor. Böyle durumlarda ilişki her geçen gün zarar görmeye başlar çünkü partneri artık ona güvenmediğini anlayacaktır ve şu soruya yanıt bulmaya çalışır: “Acaba bana neden güvenmiyor olabilir?” Bu kontrol mekanizmasının bir saplantı derecesine geldiği durumlarda ise ilişkide kopmalar veya soğuk bir tavırla sessizce uzaklaşmalar başlar, görüşme sıklığı azalır ve görüşmelere isteksizce giden taraf bir süre sonra ayrılık konusunu gündeme getirir. Aslında iyi giden ve uyumlu ilişkilerin bu dominasyon saplantısı yüzünden sona erdiğine defalarca şahit oldum, insanlar domine etmek yerine mutlu olmayı seçtikleri zaman huzurlu ilişkiye adım atarlar.


4) Onu değiştirme isteği. Bu tavır enerjiyi sömürmenin ötesinde ilişkide enerji diye bir şey bırakmaz, tamamen yok eder. Bir insanla birliktesiniz ve onu 1 senedir tanıyorsunuz, aşağı yukarı sevdiği ve sevmediği şeyleri anladınız dolayısıyla nasıl bir insan olduğunu büyük ölçüde biliyorsunuz. Bazı ufak tefek hareketleri sizi rahatsız ediyor, fakat bunlar size karşı saygısızlık ve benzeri davranışlar değil, sadece onun yapısal olarak alışkanlık haline getirdiği hareketler mesela televizyon karşısında uyuyor ya da gündüzleri kendini tamamen çalışmaya verdiği için size istediğiniz yoğunlukta mesaj atamıyor çünkü telefonla o kadar sıkı bir ilişkisi yok veya benzeri ona ait özelliklerden bahsediyorum. İşte bu davranışları 1 senedir zaten görüyorsunuz ama yine de inatla değiştirmek ve sizin istediğiniz insan olması yönünde onun üstüne gitmek istiyorsunuz; çünkü partnerinizi değiştirip ona adeta bir heykeltıraş gibi şekil verip kendi sanat eserinizi yaratmak istiyorsunuz! İşte bu da bir saplantıdır ve ilişkilerde aranızdaki enerjiyi tamamen yok eder. Buna hiç gerek yok. Her zaman söylediğim gibi birlikte olduğunuz insanın size karşı saygısız veya kırıcı davranışları olmadığı sürece ona ait bazı özellikleri kabullenin ve onu öyle sevmeyi öğrenin, bir insanın her özelliği sizi memnun edecek şekilde tasarlanmamıştır, ayrıca kendinize şu soruyu sormalısınız: “Eğer onun her özelliği beni tatmin etseydi acaba bu biraz sıkıcı olmaz mıydı???”
5) İşte beşinci maddeye geldik bile ve ben bu maddeyi özellikle en sona sakladım çünkü ben bu başlık ile her gün karşılaşmaktan yoruldum ama bu konu yıllardır bana gelmeye devam ediyor ve açıkçası bu konu ilişki sırasında değil sonrasında yani ayrılık aşamasıyla birlikte ortaya çıkan bir saplantıya işaret ediyor: “Onu pişman etmek ve burnunu sürtmek istiyorum Adil Beycim!!!” Uzun zamandır kadınlarla çalışıyorum ve ayrılık sonrası her kadın değil ama bazı kadınların özellikle bu ayrılığı kabul etmeyip eski sevgilisine bir ders vermek istediklerine şahit oldum. Buna bir anlam veremiyordum çünkü erkek aklıyla baktığımız zaman bir şey bittiyse bitmiştir ve yola devam ederiz, rasyonel yani mantık bazlı düşünce sisteminde olması gereken de budur ancak bazı kadınlarda duygular o kadar ağır basıyor ki mutlaka eski sevgiliye veya eşe bir ders vermek, onun burnunu sürtme ihtiyacı yaşıyorlar. Bunun bir anlamı var mı? YOK. Bakınız özetle durum şöyle; ayrıldığınız insana enerjinizi tamamen boşa harcama pahasına bir ders vermek istiyorsunuz ve bunun için neler kaçırdığını görmesini istiyorsunuz. Bir şekilde ona mesaj atıyor veya arıyorsunuz konuşuyorsunuz yani iletişime geçiyorsunuz. Bu bir erkeğe ders verir mi? HAYIR. Hala ona aşık olduğunuzu düşünecektir ve aksini asla düşünmez, en güzeli onu gördüğünüz zaman görmezden gelmek, aradığı zaman açmamak ve sosyal medyada onu takibi bırakmaktır. Yani ben artık seni umursamıyorum hayatımda sen yoksun, sensiz de gayet mutluyum mesajını ona vermek dışında daha etkili bir yöntem yoktur. Enerjinizi kimsenin burnunu sürtmek veya pişman etmek için harcamayın…

Haftaya görüşmek üzere
Güzel bir hafta sonu geçirmeyi unutmayın…
Sevgiler
Adil Yıldırım