Herkese merhabalar,

İnsan davranışları dinamiktir ve dolayısıyla insanlar arasındaki ilişkiler son derece dinamiktir; iki gün birbirinin aynı değildir, örneğin aranız çok iyi olmasına rağmen son derece ufak bir detaydan aniden bir arkadaşınızla aranız bozulur ve neden olduğunu bile anlayamazsınız. Son dönemde bunu yaşayan çok sayıda insan olduğunu biliyorum. Kimileri bunları astrolojik hareketlere bağlıyor ancak tarihin ilk durağından beri insan davranışları ve dolayısıyla insanlar arasındaki ilişkiler dinamiktir yani hep böyle olmuştur ve hep böyle olacaktır. Çünkü insan sürekli devinim yaşayan bir varlıktır.

Zaten bütün mesele de burada saklıdır, insan bu ruhsal ve bedensel devinimden bir devrim çıkartabildiği ölçüde gelişim sağlayacaktır aksi halde gelişime karşıt yaşadığı sürece ruhsal buhranlar ve depresyonlar arasında git gel yaşayan bir varlık olmaktan öteye gidemez. İnsanın buhranlı bir varlık olması İlişki Koçluğu mesleğini de dinamik bir meslek haline getiriyor çünkü bizim işimiz tamamen insanlar arası ilişkilerle ilgili bir meslek ve 7/24 insan davranışlarının dinamiklerine kafa yormamız gerekiyor ve kimi zaman daha önce hiç karşılaşmadığımız vakalar ile karşılaşıp bunları çözemeye çalışıyoruz.

Kadın-erkek ilişkilerinde son dönemde gelen sorular arasında daha önce hiç karşılaşmadığım konular olduğu gibi modası hiç geçmeyen ve hemen her zaman karşımıza çıkan konuları da soru olarak alıyoruz, dolayısıyla köşemde bu hafta sizlere en güncel konuları aktarmak istiyorum:

1) "Evli erkek ile ilişkim nereye gider?" başlıklı konu tahmin edebileceğiniz gibi modası neredeyse hiç geçmeyen konular arasında yer alıyor; şöyle ki yıllar içerisinde benim uzmanlık alanlarım arasında yer etmiştir evli erkek ile ilişki yaşayan kadınların soruları… Öncelikle şunu söylemeliyim, ben binlerce vakada çalıştıysam ve bugün İlişki Koçu denince akla ilk gelen isimler arasında yer alıyorsam bunun en büyük sebebi yargısız çalışıyor olmamdır. Bu konudan dertli olan bazı insanlar evli erkek ile ilişki dendiği anda ilişki yaşayan kadını yargılamaya başlarlar, ben bu durumu TV'de yer aldığım canlı yayınlarda bile yaşadım.

İsmini vermek istemeyen bir izleyici telefon ediyor, canlı yayında stüdyoya bağlanıyor ve “Ben evli bir erkekle ilişki yaşıyorum” diye anlatmaya başladığı anda konuk olduğum programdaki sunucu hatun hemen araya girip “Kendine bunu yakıştırıyor musun?” diye yargılamaya başlıyor. Sonra program bitiyor, bana yüzlerce mesaj geliyor şu şekilde: “Adil Bey o sunucu hanıma söyleyin bu tip ilişkiler yaşayan kadınları yargılamayı bıraksın artık yeter!” Ben yargısız ve tamamen tarafsız çalıştığım için objektif yorumlar yapıyorum, olaylara dışarıdan bakabiliyorum aksi halde insan duygularını karıştırdığı zaman İlişki Koçu olarak çalışamaz. Öte yandan evli erkek ile ilişki yaşayan kadınların anlamaları gereken bir durum var, yıllardır bu vakaları gördüm ve bunlar arasında karısından boşanıp sevgilisiyle yeni bir hayata yelken açan adamların oranı yüzde 1'i geçmez.

Ayrıca zamparalık yapan evli erkeklerin yalanları hep aynıdır: “Karımla aramız çok kötü”, “Aramızda hiçbir cinsellik yok; yıllardır ona dokunmadım”, “Karımla ayrılamıyorum çünkü çok fazla malımız var ona bu malları bırakacak değilim…” Yalan listesi bu şekilde uzayıp gider ve hep benzer yalanları duyarsınız biz erkeklerin kısıtlı yaratıcılık kapasitemiz nedeniyle evli erkeklerin çapkınlık yaparken daha yaratıcı yalanlar uydurmaları pek kolay değildir. Şunu vurgulamak zorundayım: “Ben adamın evli olduğunu biliyordum ve kendisinden hiçbir beklentim yoktu” diyen kadınlar kendilerine yalan söylerler çünkü kadın önünde sonunda bir beklentiye girer, nokta! Ben kadınlarla çalışıyorum ve kadınları iyi tanırım, haklı olarak beklentiye girerler ve işte orada evli erkek kaçış planları yapmaya başlayacaktır. Bu kadar basit.

2) Bundan 5 sene önce pek almadığım ama son dönemde çok fazla aldığım bir soru var: “Evlilik sözleşmesi imzalatmak istiyor, ne yapmalıyım?” Bakınız bu enteresan bir soru çünkü size evlilik sözleşmesi imzalatmak isteyen bir erkek size güvenmeyen bir erkektir, peki buna rağmen neden seninle evlenmek ister diye soruyorsan bunun cevabı bende yok.

Bazen sözleşmeyi yapmak isteyen erkek olmuyor, yani sözleşme onun fikri değil ancak aile kızla tanışınca kızı gözleri tutmuyor ve bu kız bizim oğlanın bütün parasını yer diyerek adamı doldurmaya başlıyorlar, bu tür vakaları gördüm, dolayısıyla ailesinin baskısıyla adam evleneceği kadının önüne sözleşmeyi koyuyor ve şöyle diyor: “Hayatım anlamadım neden sözleşmeyi imzalamak istemiyorsun? Benimle param için evlenmediğine göre bu sözleşme seni neden rahatsız ediyor?” Biz buna zeytinyağı diyoruz hemen üste çıkıyor ve bir çeşit manipülasyon yapmaya başlıyor, burada sözleşme fikri sizi rahatsız ediyorsa ona verebileceğiniz en güzel cevap şudur: “Bence sözleşmeye gerek yok, biz en iyisi evlilik fikrini rafa kaldıralım çünkü kendimi senin yerine koyuyorum da eğer senin yerinde olsaydım tamamen güvenmediğim bir kadınla hayatımı birleştirmezdim!”

3) Bakın bu konu eskiden de vardı ve hala modası geçmedi: “Adil Beyciğim, bu adamın annesi beni sevmiyor ve adamı sürekli gazlıyor, ne yapmalıyım?” Aslında bu tip durumlarda benim cevabım kısa ve nettir: Belli bir yaşa gelmiş ve hala ilişkilerine annesini karıştıran bir adam ASLINDA ADAM DEĞİLDİR. Bu kadar ne yazalım. O adam iş hayatında kararlar alırken annesini arayıp fikrini soruyor mu? Bizim toplumumuzda bireyselleşme yani kendi başına hayatta kalabilme yetisi ne zaman olacak bunu gerçekten merak ediyorum, 40 yaşlarına gelmiş bir adam bile çok sevdiği bir kadından sadece annesi beğenmedi diye vazgeçebiliyor ya da daha kötüsü evlenip annesinin baskıları neticesinde boşanabiliyor. Eğer evlilik öncesinde adamın bu özelliğini gördüyseniz boşuna evlenmeyin, kötü sinyalleri gördüğünüz anda kaçın çünkü kendi bağımsızlığını kazanamamış bir erkek kimseyi mutlu edemez. 

4) Evlilik öncesi bir insanı ne kadar sürede tanıyabilirim? Bakınız bu soru çok güzel çünkü bu konuya herkes dikkat etseydi günümüzde boşanma oranları bu seviyede olmazdı; evlilik öncesi bir insanı EN AZ 1 SENE yakından tanımanız gerekir. Yakından tanımak derken her hafta en az bir defa görüşmeli ve onunla yüz yüze vakit geçirmelisiniz, onu ne kadar sık görür ve davranışlarına yakından bakarsanız o kadar yakından tanıma imkanınız olacaktır. Tanıştık, 3 ay sonra evlendik diyenlerin arasında mutlu olanlar vardır ancak genelde boşanma yoluna giderler çünkü evlilik hevesle veya ilk görüşte aşık olmakla falan yapılacak bir şey değil. Aşk 6 ay ya da bilemedin 1 yıl sonra biter, yerini fedakarlık, anlayış ve uyum gibi faktörlere bırakmalıdır aksi halde kimse kimseye tahammül edemiyor.

5) “Adil Beyciğim beni sevenler hiç ilgimi çekmiyor, nerede beni sevmeyen bir insan var onun peşinden gidiyorum!” diyenler var bakın onlara da bu köşeden bir pencere açalım: “Böylesin çünkü sen muhtemelen çocukluğunda sıcak bir sevgi ilgi görmedin, kendini annene babana sevdirmeye çalıştın ve onlardan şefkat alabilmek için elinden geleni yaptın ama olmadı. Elbette bu durum senin suçun değildi, yıllar geçtikten sonra yine kendini sevdirmenin hem de sevmeyi hiç bilmeyen (tıpkı anne baban gibi) tiplerin sevgisini alabilmenin mücadelesini veriyorsun. Oysa bu döngüyü kırabilirsin sadece çocukluğunda yer etmiş travmaların üstüne gitmeli ve her zaman kaçtığın yüzleşmeyi artık yaşamalısın, terapi almalısın ve bunu çözdüğün zaman nasıl bir özgürlük seni bekliyor bilemezsin.

Güncel konularla size seslenmeye devam edeceğim. Değinmemi istediğiniz konuları aşağıdaki adrese yazarak benimle paylaşabilirsiniz: yazaradilyildirim@gmail.com

'50 Maddede İlişkiler' kitabım 14. baskısını yapmış, yayınevinden haberi geldi. Okurlarıma çok teşekkürler…

Haftaya görüşmek üzere.

Sevgiler.