Herkese merhaba,

Bir ilişkiden ne beklersin? Tam olarak ne istediğini biliyor musun? Bu soruyla karşılaştığında hiç düşünmeden verdiğin hazır bir cevabın var mı? Yoksa bir süre düşünüp tereddüt edenlerden biri de sen misin?

Eğer isteklerinde net biriysen, bugün yoksa bile yakında seni mutlu edecek bir ilişkin mutlaka olacaktır; sadece doğru insan henüz senin yoluna çıkmamış olabilir, hepsi bu. Her şey bir zaman meselesidir, kimi zaman o insan için doğru zaman değildir, karşına çıkması için doğru bir ruh haline girmesi beklenir ki mutlu bir ilişkiniz olsun.

Kainatta tesadüfe yer yoktur ve her karşılaşma muazzam bir nizam ile gerçekleşir, dolayısıyla belki de biraz daha beklemenin sana büyük ödülleri olacaktır. Bu arada, hazır bekleme modundayken sen de kendini ciddi bir ilişkiye ruh ve beden olarak hazırlayabilirsin; nasıl mı? Yukarıdaki sorulara net yanıtlarını vermelisin, örneğin beklentin nedir sorusuna cevabın “huzur” olabilir; ya da “heyecan” çünkü son ilişkinde çok sıkıldın ve aradığın heyecanı bulamadın. Emin ol, tam olarak ne istediğine karar verdiğinde o insan senin karşına çıkar ve tahminlerinin ötesinde bir ilişkiyi yaşamaya başlarsın.

Bu arada, tüketim odaklı yaşanan milenyum çağında nasıl oluyor da bazı insanlar uzun süreli ilişkiler yaşayabiliyorlar? Diyelim ki, yukarıda belirttiğim gibi aradığın doğru insanı buldun, iş orada bitmiyor tam tersine orada başlıyor; çünkü asıl mesele bir ilişkiye başlamak değil devamını getirmek.

Yıllardır İlişki Koçu olarak çalışıyorum ve şunu gördüm ki insanları en çok yoran olay, ayrılığın hemen ardından daha nefes almadan ve kendine gelmeden yeni bir ilişkiye başlamak; adeta panikle sağa sola atlamak ve kaybettiği duyguyu yeni bir insanda aramak. Oysa bilmezler ki, yaşadığın duygu sana o duyguyu yaşatan insana aittir. Yanlış anlaşılmasın, bir daha mutlu olamazsın ya da aynı derecede mutlu olamazsın demiyorum, söylemek istediğim şu; yine mutlu olursun ancak bu farklı bir mutluluk olur, aynı değildir; çünkü onu sana yaşatan insan aynı insan değildir. Herkes kendine has bir duyguyu sana sunar ve sonra bu duyguları alıp senin hayatından gider. Bunu kabullenmek gerekir.

İşte bu noktada, tüm bu tüketim ağı içerisinde ve birçok insanın aman vermeksizin sağa sola sinyal gönderdiği günlerde, uzun ilişki yaşayan insanların beş büyük sırları olduğunu gördüm. Bunları sizinle paylaşmanın tam zamanı olduğunu düşünüyorum:

1) Uzun ilişki yaşayan insanlar ASLA, ASLA ve ASLA “Mıç Mıç İlişki” yaşamazlar. Sağlam ilişki yaşayan o kadar çok insan gördüm ki, onları hep gözlemledim ve sırlarını anlamaya çalıştım, mutlaka başarıya götüren bir sır olmalıydı çünkü her zaman bir sır vardır. Böyle çiftleri gözlemlediğimde dikkatimi çeken ilk nokta işte buydu, asla yapışık ikizler gibi ilişki yaşamıyorlar; bilakis kendi özel alanlarına çok dikkat ediyorlar. Birisi örneğin haftanın iki günü dans ediyor, kendi sosyal yaşantısını sürdürüyor, diğeri de aynı şekilde hobilerinden ve sosyal çevresinden asla vazgeçmiyor. Bazen bunları birlikte yapıyorlar ancak onlara dışarıdan bakıldığında bunun mecburi olmadığını rahatlıkla görüyorsunuz. Sürekli yan yan olmak gibi bir dertleri yok çünkü onları birbirine bağlayan şey sürekli yan yana olmak değil, ya da bağlı olmak için bunu yapmak zorunda hissetmiyorlar. Böyle ifade edelim. Aralarında özel bir duygu olduğunu biliyorlar ve bu konuda bir şüphe duymuyorlar, şüphe ile yaklaştıklarında bunun ilişkiye zarar vereceğini çok iyi biliyorlar. Elbette bu güven iki ayda oluşmuyor; örneğin altı aydır birlikteler ve birbirlerini gözlemlemiş ve güvenmişler, zamanla ikisi de birbirini daha iyi tanımış ve aralarında sağlam bir güven oluşmuş. Birbirini tanımak zaman ister. 

2) Muazzam bir iletişime sahipler. Aralarında her konu konuşuluyor ve en önemlisi de problem olduğunda hemen üstüne giderek tatlıya bağlamayı biliyorlar. İnsanların içlerinde biriktirdikleri konular gittikçe büyür ve zamanla çözülemeyecek bir noktaya gelir. İletişime kapalı ya da küsen insanların ilişkilerinde büyük problemler yaşamalarının sebebi budur, en önemli konuyu yani iletişimi yeterince önemsemezler ve konuların üzerini örtmeyi tercih ederler. Bu arada şunu belirtmeliyim ki bu bahsettiğim uzun ilişki insanlarının iletişimde başarılı olmalarının en büyük sebebi “kendileriyle barışık” olmalarıdır. Öyle ki, kendiyle barış halinde olmayan insanın bir başkasıyla sağlıklı iletişim kurması mümkün değildir. Dolayısıyla iki “olgun” insan olarak iletişim kurabilmeyi beceriyorlar çünkü “hayatta pişmişler” belli bir yaşa gelmişler ve her konuda iletişim kurmanın gücüne inanıyorlar. Halının altına süpürmek hiçbir şeyi çözmek, ses çıkarmamak belki gerginliği erteler ama bir gün gelir o gerginlikler birikerek karşınıza çıkar, faiziyle.

3) Anı biriktirirler. Bu nokta da en az diğerleri kadar önemli çünkü erkekleri en çok bağlayan şey, “yaşanmışlıklardır.” Yanlış anlama olmasın, bazı adamlar ne kadar çok yaşasalar da bağlanamazlar ve hatta mutluluktan kaçmayı tercih ederler; çünkü çocukluk döneminde biriken travmalar onları mutluluk amacından uzaklaştırır. Bizim burada bahsettiğimiz normal, standart, laboratuar koşullarında sağlıklı bir erkek birey. Bu adamlar, bir kadınla anı biriktirerek ona alışır ve duygu geliştirerek ona bağlanırlar. Erkeğin duygu geliştirmesi ciddi bir mesele çünkü zaman alır ve ilk başlarda kadın kadar hızlı bağlanamaz. Birlikte seyahat etmek, hayatın farklı koşullarını birlikte yaşamak erkeği o kadına bağlar. Uzun ilişkisi olan bir çok erkek bana şunu söylemiştir: “En zor günlerimde yanımdaydı, onunla her şeyi yaşadık bu kadını asla bırakamam…” Yine belirtelim, bunları yapmama rağmen bana bağlanmadı ve çekip gitti diyenler mutlaka vardır; tekrar ediyorum ki bu davranışı onun sağlıklı bir birey olmadığını gösteriyor, demek ki sen sorunlu bir adamdan kurtuldun, bu senin için iyi bir şey çünkü yıllar geçse de seni mutlu edemezdi.

4) Dediğim gibi, uzun ilişkisini başarıyla sürdüren insanları gözlemledim, hatta bununla kalmadım fırsatım olduğunda onlara sorular sordum ve cevaplar aldım. Bana verdikleri cevaplar arasında garip bir ortak nokta daha olduğunu gördüm ve bunun altını kırmızı kalemle çizdim; hepsi de ağız birliği etmişcesine aynı şeyi söylüyorlardı. Bakın, normalde bir çiftle konuştuğunuzda ilk olarak şunu duyarsınız, “Onu çok seviyorum.” Oysa, benim konuştuğum çiftler ilk olarak hep şunu söylediler; “Ona çok büyük saygı duyuyorum.” Evet, sevgi değil saygı. Size en etkili formülü yazıyorum: SAYGI. Bir insanı sevmek iyidir güzeldir de pek bir işe yaramaz, ona saygı duymadıktan sonra sevginin hiçbir anlamı yoktur. Oysa saygı duyduğunuz bir insanı aynı zamanda seviyorsanız işte bu çok önemli bir fark yaratır çünkü onu üzmekten, onu kırmaktan ve onu kaybetmekten korkarsınız. İnsan öyle bir varlıktır ki, eğer hafif bir korku duymuyorsa ya da çekinmiyorsa sevdiği bir insanı kolaylıkla kırabilir. Burada devreye ne giriyor? KAYBETME KORKUSU. Özellikle yazıyorum; çünkü erkek dünyasında noterden tasdikli olarak size garanti verebileceğim bir bilgiyi sizlerle paylaşmanın zamanı geldi, BİR ERKEK KAYBETME KORKUSU YAŞAMADIĞI BİR KADINA ASLA SAYGI DUYMAZ. NOKTA. Evet sevebilir, o kadını sevebilir ve ona değer verir ancak kadının kendi standartları ve kuralları yoksa o erkeğin saygısını kazanamaz. Benim bütün bu işleri yaparken sizlere aktarmam gereken en önemli bilgi budur. Ben bu bilgiyi size aktararak bana verilen “farkındalık yaratma görevini” yerine getiriyorum; çünkü “yıllardır bana kötü davranıyor” ya da “yıllardır beni aldatıyor ben ne yapmalıyım?” diyen kadınlara pek bir sözüm yok. Sözün bittiği nokta burasıdır. Eğer bir ilişkide saygı yoksa, uzun sürmesi taraflardan birinin kendinden sürekli ödün vermesi demektir. 

5) Tutkuyu ayakta tutarlar çünkü cinsellik, kadın erkek ilişkilerindeki en güçlü bağı oluşturur. Cinsellik olmadan bir evliliğin uzun sürmesi mümkün değildir. Bazı durumlarda çiftler mal varlığını bölmemek için ya da çocuklar büyüsün diye evliliğe devam ederler, aralarında hiçbir cinsel bağ kalmamış olmasına rağmen evliliğe devam etmek elbette bir tercihtir ve saygı duymak gerekir. Cinsellik insanın bir ihtiyacıdır, aynı zamanda topraklanma ihtiyacını karşılar ve cinsel dürtüler insanı sürekli ayakta tutar, yaşadığını hissettirir. Uzun süreli sağlam ilişki yaşayan çiftler cinselliği ayakta tutmak için cinsel iletişim yoluyla fantezilerini birbirleriyle paylaşırlar. Ben bu fantezimi eşimle paylaşırsam benim hakkımda yanlış şeyler düşünebilir gibi korkulara kapılarak kendini saklayan insanlar daha sonra bunları bir şekilde yaşama ihtiyacının esiri olurlar. Oysa, yatakta partnerinden en ufak bir talepte bulunmaktan çekinmek yerine bunu onunla paylaşmak, cinsel yaşamı çok daha aktif bir hale getirebilir. Sağlam ilişki yaşayan çiftler cinsel ihtiyaçlarını birbirleriyle gideriyorlar ve açık iletişim kuruyorlar.

Sevgiyle kalın,
Görüşmek üzere
Adil Yıldırım

Twitter: @authoradilyldrm
Instagram: @adilyildirimyazar
YouTube: Adil Yıldırım