Kıskanıyorum... İtiraf ediyorum; ikinci plana atıldım. Varsa yoksa baba, ilgi alaka hep ona.

Yani kız çocuklarının babaya düşkünlüğünü bilirdim ama bizimki bu günlerde babasının peşinden hiç ayrılmıyor. Tamam hoşuma gidiyor tabi ki güzel bir baba kız ilişkisi görmek ama içten içe duruma bozulmuyor da değilim ne yalan söyleyeyim. Bu büyük aşkta pandemi sürecinin etkisi fazlasıyla büyük. Babanın evden çalışması bağları daha da güçlendirdi. Aman onların aşkı büyüsün de ben ikinci planda kalırım ne yapayım.

Kız çocuklarının babayla ilişkisinin psikolojik etkilerini araştırmak da şart oldu bu durumda. Uzmanlar, küçük yaşlarda aile bireyleriyle kurulan bağların, gelecekteki ilişkileri şekillendirdiğini savunuyor. Bir kız çocuğunun babasıyla kurduğu ilişki,ilerleyen dönemlerde erkeklerle olan ilişkilerini doğrudan etkiliyor. Öyle ki, eş seçimleri bile buna bağlı olabiliyor. Babası tarafından sevilen, bunu duyan ve hisseden kız çocuğunun kendine verdiği değer de inanın ona göre oluyor.

Yapılan araştırmalar, kız çocuklarının 3 yaşından itibaren babalarına daha yakın olmak istediğini ortaya koyuyor. Bu dönemde zaman zaman anneye karşı hafif bir kıskançlık da olabiliyor. Altın kural, sevgi aslında. Kızınızı sevin ama uzaktan değil kendisine bunu hissettirin. Verdiğiniz sözleri tutmaya çalışın. Sorunlarını dinleyin. Ağlamak istiyorsa bırakın ağlasın. Ona arada sıra iltifat edin. İltifat edin ki, değerli olduğunu hissetsin. Çabalarını destekleyin, üstünde fazla otorite kullanmaya çalışmayın. Bir denge tahtası gibi. Ne çok fazla disiplin kurun ne de çok fazla şımartın. Birlikte aktiviteler yapın. ( Oyun oynayın, resim yapın, birlikte dans edip şarkı söyleyin... ) En önemlisi de daima arkasında olun. Baba sevgisi de en az anne sevgisi kadar şart bir çocuk için.

Tabi günlerimiz böyle aşk dolu geçerken krizler de olmuyor değil. 3 yaş sendromundan daha önce de bahsetmiştim ama bizi bu kadar etkileyeceğini düşünmemiştim. Meğer 2 yaş sendromu hiç uğramamış bize. İnatlaşmalar, arada yükselen sesler, ağlama krizleri... ‘’ Hayır, onu ben yapacağım, ben yiyeceğim, ben giyeceğim” gibi diretmelerinden bahsetmiyorum bile. İşte böyle geçiyor bizim evde günler. Kimi zaman aşk ile kimi zaman ufak atışmalarla...