Diabetes mellitus etyolojisinde çevresel faktörler, genetik yatkınlık, ve yaşam tarzı tercihlerinin yer aldığı kronik ve metabolik bir hastalıktır. Yapılan bilimsel araştırmalarda, diyabetin sağlıklı yaşam tarzı değişikliği ile %44 -58 oranında risk azalması sağlayarak önlenebileceği ( özellikle tip 2 diyabet) ortaya konmuştur. Birey merkezli, farkındalığı arttırmaya ve bilinçledirmeye odaklı motivasyonel görüşme, davranış değişimi için diyabetliyi teşvik eden, etkili iletişim becerilerinin kullanıldığı yaklaşımlardan biridir.

Günümüzde kişiselleştirilmiş, empatik, manipülatif olmadan,bireyin özellikle özerkliği göz önüne alınarak, düşüncelerini anlamak ve değerlendirmek gerektiği, böylece yaşam tarzı değişimi ve hastalığa uyum sürecini kolaylaştırmak mümkündür. Burada danışanların demografik özellikleri yaş, cinsiyet, eğitim ve gelir durumu, fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları gibi durumsal; inançları, kişisel deneyimleri gibi de olası uyaranları var. En büyük zorluğun davranış değişimi konusunda yaşandığını düşünürsek, bizleri korkutucu, öğüt verici, geleneksel tutumların zorlaştırıcı olduğu, bunun aksine biz diyabetlileri eğitici, güçlendirici psikososyal olarak anlamayı içeren koçluk ve danışmanlık hizmetlerinin kolaylaştırıcı olduğu belirtilmektedir.

Diyabet teşhisi aldıktan sonra hasta olarak, yeni bir rol ve yaşam tarzı bizleri bekliyor. Sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, psiko-sosyal uyum, öz bakım, kan şekeri takibi, tıbbi kontroller gibi. Bütün bu dinamikleri yönetebilmek için, hem bir diyabetli beklentisi olarak hem de yapmış olduğum koçluk mesleğimle,bu sürecin bütünsel ve bir takım dostluğu içerisinde yönetilmesi gerektiğini düşünüyorum

Bilgilerimizle, eylemlerimizin uyumlanmasını dilerim.