Somatoform ağrı bozukluğu, vücudun bir bölümünde veya tamamında en az altı ay veya daha uzun süredir görülen ağrıdır. Mevcut ağrı, fiziksel bozukluklar temelinde yeterince açıklanamaz. Somatoform ağrı bozukluğu genellikle akut, fiziksel olarak neden olunan şikayetlerle başlar, ancak bu şikayetler zamanla azalır ve hala var olan ağrının nedeni olamaz. Ağrı fiziksel bir neden olmadan devam eder.

Bazı hastalarda vücudundaki ağrıya ek olarak, kalp bölgesinde ağrı ve baskı hissi, sık sık terleme, çabuk yorulma, yutma problemleri, nefes darlığı (yeterince temiz hava alamama), kollarda, ellerde karıncalanma ve uyuşma vb. semptomlar görülebilir.

Ağrının fiziksel olarak tanımlanabilen bir neden olmadan devam etmesinin veya ortaya çıkmasının nedenleri psikolojide yatmaktadır. Etkilenenlerin çoğu, genellikle uzun yıllardır kaynayan duygusal çatışmalarını çözememiş veya yetersiz bir şekilde çözmüştür. Partnerden veya işten memnuniyetsizlik, zorbalık, sürekli stres, duygusal yaralanmalar, aşırı talepler ve duygusal travma bu durumun nedenleri olabilir. Çoğunlukla, yaşamın ortasında olan, çok üretken, iyi organize olan ve çoğu zaman sorumlu olan insanlar etkilenir. Bununla birlikte, yıllardır depresif ruh hali gibi duygusal sorunları olan kişileri de etkileyebilir.

Somatoform bozukluğu olan hastalar, birçok doktor muayenehanesinde ve genel hastanelerde en geniş hasta grubunu temsil eder. Belirtileri tek tek veya eşzamanlı olarak ortaya çıkar ve uzun yıllar hastanın sağlığını bozarlar, ancak organik bir bulgu yoktur. Mevcut bilgilere göre başarılı tedavi ancak disiplinler arası bir şekilde elde edilebilir, ancak pratikte bu hala çok uzaktır.

Somatoform bozuklukları olan hastalar, fizyolojik ilişkiler ve bedensel işlevler hakkında genellikle gerçekçi olmayan varsayımlara sahiptir. Zararsız işlev bozuklukları, ufak tefek hastalıklar, yoğun duyguların somatik yan etkileri, hatta normal fizyolojik süreçler yanlış yorumlanır ve ciddi hastalık belirtileri olarak algılanır. En küçük düzensizlikler bile korku ve paniği tetikler. Hastalar vücut fonksiyonlarını yoğun ve kaygılı bir şekilde gözlemler ve semptomların zararsızlığı konusunda doktor ve yakınları ile kendilerini rahatlatma ihtiyacı hissederler. Zayıf, kırılgan ve hassas olduklarına ve özel bakıma ihtiyaç duyduklarına inanırlar.

Ek olarak, bu hastalar semptomlarının fiziksel bir nedeni konusunda kesin bir şekilde ikna olmuşlardır ve genellikle tanısal ve terapötik invaziv müdahalelere ihtiyaç duyarlar. Hastadan gelen baskıya yanıt olarak, doktorlar genellikle sakinleştiriciler, nöroleptikler ve ağrı kesiciler gibi semptomlarla ilişkisi belirsiz ajanlar reçete ederler, bu da uzun süreli kullanımda sonuç olarak hasara ve bağımlılığa yol açabilir. Bunlar umulan rahatlamayı sağlamazsa, hastalar doktorun yeterliliğinden şüphe duyarlar ve başka birini ararlar. Tutumları, duyguları ve davranışları da değişir. Etkilenenler bir yandan durumlarında korku, endişe ve üzüntü hissederken, diğer yandan sinirlilik ve öfke hissederler. Sık doktor ziyaretleriyle ve kontrolsüz kendi kendine kullandıkları ilaçla tepki verirler. Efordan, sosyal temaslardan ve boş zaman faaliyetlerinden kaçınırlar.

Somatoform bozuklukların nedenleri de büyük ölçüde psikolojik faktörlerden kaynaklanmaktadır. Çocuklukta ihmal, önemli bakıcıların kaybı, cinsel istismar ve zor yaşam koşulları ile yetişkinlikte yaşanan travmatik deneyimler bu duruma sebep olabilir. Somatoform bozukluklar çok yönlü ve çeşitli olduğu için aşılması gereken ilk engel doğru tanıdır. Teşhisi zorlaştıran, somatoform bozuklukların depresyon, anksiyete ve psikosomatik şikayetlerin birbiriyle örtüşen birçok özelliğe sahip olmasıdır. Somatoform bozukluklar, travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik bozukluklarla ortaya çıkar.

İkinci bir engel, hastanın organik hastalık modelidir. Problemlerinin nedenini fiziksel problemlerden kaynaklandığına inanırlar (Omurga sorunları vb). Bu tür modeller çoğunlukla yanlış varsayımlara dayansa da hastalar onları hararetle savunur. Üçüncü engel, hastanın başa çıkma davranışından kaynaklanmaktadır. Yıllar süren başarısız tedavi girişimlerinden sonra hastalar, kısıtlama, kaçınma davranışı ve sık doktor değişiklikleri gibi semptomlarla başa çıkmada kendilerini kanıtlamış davranışları benimsemişlerdir

Somatoform bozukluklar çok stabil olduğundan ve ne teşhis ne de tedavi edilmesi kolay olmadığından, birçok uzman tedavi hedeflerini çok düşük belirler. Semptomlarda, ağrıda ve doktora yapılan ziyaretlerde hafif bir azalma bile başarı olarak kabul edilir. Bununla birlikte, şikayetlerin tamamen ortadan kaldırılması, profesyonel tedavi ile bile neredeyse sağlanamaz. Bu nedenle tedavi hedefi, ağrılı hayatı daha katlanılabilir hale getirmek için semptomların tolere edilebilirliğini artırmak olmalıdır.