Anlaşıldıkça gelişen beceri: Self regülasyon nedir?

Ailelerle olan sohbetlerimde “self regülasyon” kavramına değinmeden süreci planlamanın ve uygulamanın çok mümkün olmayacağını ergoterapist olarak öngörebiliyorum. Ergoterapide özel olan bu kavramı her telaffuzumda düşünceli, biraz derin, bazen nötr bakışlarla karşı karşıya kalıyorum. Yabancı olduğumuz bu kavramı kullanırken aslında “kendini sakinleştirebilme becerisi”nden bahsederiz. Sakinleştirebilme becerisi günlük yaşantımızın şüphesiz her alanında duygu, düşünce, davranış, duyusal sistem ve aktivitelerimizi derinden şekillendiren bize ait her şeyi barındırır.

Bebek doğum itibariyle ilk üç ay içinde ebeveynlerinden zorluk anlarında onu anlamalarını, ihtiyaçlarını karşılayarak sakinleşmeyi öğretmelerini bekler, böylelikle “self regülasyon” yaşamın ilk aylarında gelişmeye başlar. Sakinleştirme deneyimlerimiz bizim için çok önemlidir; yaş aldıkça ve koşullarımız/problemlerimiz yön değiştirdikçe stratejiler geliştirip alanımızı genişletmemiz ya da ne kadar genişletebildiğimiz hakkında bilgilenmemiz bu deneyimlerle şekillenir. Günlük yaşamda bebekler/çocuklar için birçok zorluk ortaya çıkar ve 2 yaşla birlikte birey olarak kendilerini ortaya koymaya başladıklarında, bu sürecin ebeveynler ve çocuklar arasında birtakım davranışsal zorlukları getirdiğini klinik ortamda gözlemlemekteyim. Anahtar bilgi şu ki: ebeveyn olarak kendimizi regüle etmeden, çocuğumuza bu konuda yardımcı olamayız. Ancak anlaşıldıkça ve anladıkça regülasyonu ortaya koymak mümkündür. Unutmamalıyız ki, bebek/çocuk o an zor bir duyguda (kaygı, korku, öfke, utanç) sıkışmış ve evet, size ihtiyacı var. Kendini sakinleştiremeyen ve ağlayan bir bebeğin/çocuğun karşısında ebeveyn olarak her zaman durumu anlamak, gözlemlemek, dikkat kesilmek, çocuğun farkındalığını uyandırmak sabırla istediğimiz gibi ilerlemeyebiliyor çünkü o an duygularını kontrol edemeyen kişi yalnızca çocuklarınız değil, sizlersiniz de.

Çocuklar yeni bir duyguyla ya da bir eylemle karşılaştıklarında stresi yönetmekte , planlama yapmakta kaygılanabilirler. Bu kaygıyla ne yapacağını bilemeyen çocuk, ağlama davranışını gösterebilir; bazı çocuklarda ise hırçınlık, şiddet gibi daha davranışsal sorunlara da dönüşebilir. Böyle anlarda duygu regülasyonunuza dönüp baktığınızda zorlandığınızı düşünüyorsanız bunun en güzel ispatı çocuğun olumsuz davranış sıklığını ve duygu/davranışını ortaya koyma şeklini inceliyor olmaktır. Değişmeyen davranışlar görüyor; ulaşamamazlığı hissediyorsak “Bunu öğreten aslında çocuğa biz (ebeveynler/ bakım verenler) miyiz?” diye dönüp kendimize bakmamız gerekebilir. Regülasyon sinir sistemi tarafından duyusal, fiziksel, bilişsel ve psikolojik yönlerimizle doğrudan senkronizasyonumuzu etkilediğinden, regüle olamadığınız anların yaşamınızda yarattığı zorluğun farkında olarak bu durumu dengelemek istiyorsanız siz ebeveynlere iyi gelen, duyusal sisteminizi istek ve ihtiyacınıza uygun anlamlı uyaran, kendinize ait özel zamanlar ve anların peşinden gitmelisiniz. Ruhun ve bedenin bütün olduğunu unutmadan gevşeme halini yaşayabileceğiniz her türlü eylem ve aktivite size özel planlanmalı ve sınırınızı/ kendi güvenli alanınızı yaratabilmelisiniz. Bu anlar yoga, egzersizler, müzik dinlemek, hobi edinmek ... olarak kişi merkezli çeşitlenebilir. Yaşamın her yerinde ve her bireyde olan regülasyonu geliştirmek kendimize yaptığımız en güçlü yatırım olacaktır. Çünkü bilişsel olarak dikkati ortaya koymak işte, evde, okulda her alanımızda olan ve regülasyonun bize kazandırdığı özel bir beceridir, dikkatle birlikte gözlemlemek sonrasında gelen farkındalıkla aydınlanıp davranışı ortaya koymak aslında duygumuzu daha anlamlı sunmamıza olanak tanır ve bu durum sadece çocuğumuzla olan iletişimimiz için değil; sosyal iletişimimiz için de büyük bir aydınlanmadır.

Yetişkinler olarak ya da çocuklara nazaran sakinleştirme becerilerimizi daha iyi tanıyan bireyler olarak bir de davranışı bu pencereden sorgulamanızı istiyorum: Sizce birey ağlama davranışını bitirdiğinde gerçekten o duyguyla yüzleştiği için mi bitirir yoksa karşı tarafın bu iletişim şekline gösterdiği keyifsiz yanıtı sonlandırmak için mi ya da anlaşılmamak yorduğu için mi veya ağlaya ağlaya yorulunca susması gerektiği ona öğretildiği için mi ? İster yetişkin, ister çocuk ya da bebek, duygu-düşünce-davranış öz olsa da, tek yönlü bakılmaması gereken içsel bir döngüdür. Çocuklarınızın regüle olmadığı anlarda destekleme şekliniz regülasyonun da bireye özgü özelliğinden kişi merkezli detaylandırılmalıdır fakat en çok regülasyon destek aracı olarak söyleyeceğim bazı durumlar elbette olacak:

-Çocuğun göz hizasına inip ortak dikkatte buluşarak bakışmayı kolaylaştırmak,

-Yavaş ve sakin dokunuşlar/ses,

-“Sen... sebeple çok üzüldün” ya da “Sen ağlamak istiyorsun” gibi duygusuna karşı iç görü kazanmasına yardımcı olmak ve anlaşıldığını hissettirmek için çocuğun güven kazanmasını sağlayan cümleler...

Çocuğunuzun self regülasyonda zorlandığını gözlemliyor ve siz ebeveynlerinde bu konuda zorladığını düşünüyorsanız bir ergoterapiste ya da bir psikoloğa başvurmanız doğru olacaktır.