Çocuklar ve gençlerle ruh sağlığının geliştirilmesi, önlenmesi ve müdahalesinde ergoterapinin rolü

Çocukluk Travması

Ergoterapistler, çocukların ve gençlerin fiziksel ve zihinsel sağlık/esenliğini geliştirmek, ihtiyaç duydukları veya yapmak istedikleri eylemlere katılmalarına yardımcı olmak için anlamlı aktiviteleri aracı olarak kullanır. Müdahale planında ergoterapist;

-Eğitim,

-Oyun,

-Serbest zaman (boş zaman),

-Sosyal durumlar,

-Günlük yaşam aktiviteleri (yemek yeme, giyinme, hijyen...),

-Araçsal günlük yaşam aktiviteleri (yemek hazırlama, alışveriş),

-Uyku,

-Dinlenme,

-İş (üretkenlik) alanlarındaki katılıma odaklanır.

Bunlar çocukluğun olağan uğraşlarıdır. Görev analizi; okul, ev ve toplum gibi çeşitli ortamlarda başarılı katılımı sınırlayabilecek faktörleri (örneğin motor, sosyal-duygusal, bilişsel, duyusal) belirlemek için kullanılır. Bahsedilen okul , ev ve toplum alanlarında sosyal ve duygusal olarak başarılı performansa teşvik etmek için müdahalede bulunmak, çocuğun faaliyete geçmesi için istek ve ihtiyaçlarını gözeterek uyumsal stratejiler kullanmak önemlidir.

Çocukluk Travması Nedir?

Çocukluk çağı travması, “gerçek veya ölüm tehdidi, ciddi yaralanma veya cinsel şiddete maruz kalma ” yı içeren psikolojik olarak rahatsız edici bir olaydır. Çocukluk çağı travmaları duygusal, duyusal, fiziksel, bilişsel, davranışsal ve sosyal alanlarda gelişimi etkilemektedir. Bu tür olaylar korku, çaresizlik, dehşet duygularını içerir ve çocuklar istismar (fiziksel, cinsel, duyusal, duygusal), ihmal (fiziksel, tıbbi, duyusal, duygusal, eğitim), doğal afetler, hastalık ve şiddet (okul, topluluk, ev içi) nedeniyle travma yaşayabilirler.

Travmaya maruz kalma, insanların aşırı stres deneyimlerine verdiği tepki olan “savaş, kaç veya don” tepkilerini harekete geçirir. İzole bir travmatik olaya maruz kalan çocukların çoğu zamanla iyileşebilir. Bununla birlikte, kronik kişilerarası travmaya (çocuklara kötü muameleye) maruz kalmak, gelişimin hemen hemen her yönünü olumsuz etkileyen “karmaşık travma” ile sonuçlanır. Çocukluktaki karmaşık travma, gelişimsel travma olarak adlandırılır. Gelişimsel travma, travma sonrası stres bozukluğu ve “şiddet içermeyen” travma öyküsü olan çocuklara kıyasla, önemli ölçüde daha yüksek düzeyde düzensizlik (duyusal, psikolojik, dikkatsel, davranışsal, ve ilişkisel), işlevsel bozulma ya da hastaneye yatış ile kendini gösteren bir durumu ortaya koyar.

Ergoterapistler evlerde, okullarda ve topluluklarda:

-Travma belirtilerini tanımak,

-Öğrenmeyi ve gelişmeyi destekleyen güvenli ortamlar yaratmak,

-Travma geçirmiş çocuklara müdahale uygulamak,

-Travmadan kurtulan çocuklara hizmet eden yetişkinler için duyguları yönetme becerilerini modellemek ve kolaylaştırmak için iş birliği yapmak,

-İleri eğitim ile, krizlerden güvenli ve proaktif bir şekilde kaçınmak için beceri ve teknikler geliştirmek,

-Travmayı en aza indirmek, kriz durumlarında güvenli bir şekilde çalışmak ve reaktif stratejiler geliştirmek için travmadan kurtulan çocuklar ve onlara hizmet eden yetişkinlerle iş birliği yaparak tedavide önemli bir role sahip sağlık personelleridir.

Çocukluk Travmalarının Önlenmesinde Ergoterapinin Rolü

Ergoterapistler, travmayı evrensel, hedefe yönelik veya yoğun müdahale seviyelerinde ele almada önemli bir rol oynarlar; aktivitenin bilişsel, sosyal, duygusal ve duyusal bileşenleri ve davranış üzerindeki etkisi hakkındaki bilgileri nedeniyle ruh sağlığı ekibinin paha biçilmez üyeleridir (Petrenchik, 2015; Petrenchik ve Guarino, 2009).

Karmaşık travma (gelişimsel travma) yaşayan çocuklar, kişisel güvenlik, yeterlilik ve başkalarıyla keyifli bağlantı duygusunu yeniden kazanmak için ortamlara ve fırsatlara ihtiyaç duyarlar. Güvenlik, öngörülebilirlik ve “eğlence”, bir çocuğun tüm öğrenme, beceri geliştirme ve iyileşmenin gerçekleştiği anda olmasına yardımcı olmak için gerekli bileşenlerdir. Ergoterapistler görev analizi ve çevresel modifikasyon konusunda uzmanlaşmış eğitime sahip olduklarından, başarılı aktivite katılımı ve sosyal katılım sağlamak için çocuk-ortam-meslek uyumunu optimize edebilirler.

Travmatize olmuş çocuklar duyguları, hisleri, stresi ve günlük rutinleri idare etmekte güçlük çekerler. Genellikle kendilerini umutsuz, değersiz ve yetersiz hissederler. Ergoterapistler, ortamları yapılandırmak, bilişsel stratejiler öğretmek ve öz düzenlemeyi, yeterlilik gelişimini, güven oluşturmayı, güveni ve katılım yoluyla esnekliği teşvik eden sosyal ve duygusal becerileri geliştirmek için diğer disiplinlerle birlikte çalışır.

Aktivite performansta, travma yaşayan çocuklar aşağıdaki şekillerde zorlanabilirler:

Sosyal Katılım

-Bozulmuş sosyal beceriler,

-Artan depresyon, kaygı ve duygusal uyuşukluk,

-Aşırı aktifleştirilmiş travmatik stres tepkisi,

-Zayıf kişilerarası sınırlar,

-Başarısızlık korkusu/olası başarısızlığın aşırı farkındalığı,

-Akranlarla etkileşimde zorluklara yol açabilecek günlük yaşam eksiklikleri,

-Tecrit (soyutlama) geçmişi ve başkalarıyla etkileşime geçme fırsatının olmaması.

Günlük Yaşam Aktiviteleri (GYA)

-Günlük rutinleri tamamlamak için azalan motivasyon,

-Hijyen yönetiminde zorluk,

-Tuvalet için mesane ve bağırsak kontrolünde zorluk,

-Yemek yemede sorun yaşama (ör. yiyecek istifleme davranışları),

-Hijyen gibi GYA’leri ve diğer öz bakım becerilerinin nasıl tamamlanacağına ilişkin doğrudan talimata ihtiyaç duyulması,

-Uyku kalitesinin düşmesi.

Eğitim

-Bozulmuş yürütme işlevi,

-Bir gelecek tasavvur etme zorluğu,

-Bozulmuş dikkat ve uyarılma düzenlemesi,

-Olumsuz ilgi arama,

-Yetersiz katılım,

-Sorumluluk alma becerilerinde azalma.

Çalışma/ Üretkenlik

-İstihdam bulma ve sürdürme zorluğu,

-Sorumluluk alma becerilerinde azalma,

-Sosyal uyum yetersizliği,

-Bilişsel performansın düşmesi,

-İçinde bulunulan durum ve koşulların yeteneklerini nasıl etkilediğine yönelik iç görü geliştirme zorluğu,

-Stresli durumları başarılı bir şekilde yönetmek için uygun duygu ve davranışı ortaya koyma zorluğu.

Oyun/ Boş zaman

-Oyuna başlama ve sağlıklı boş zaman aktivitelerinde azalma,

-Aşırı agresif oyun ve zorbalık,

-Sık sık başarısızlık ve faaliyetlerden çekilme korkusu, hayata katılımın azalmasına neden olur.

Süreçte, ebeveynler/ bakım verenler iyi bir gözlemci olmalı; bu gözlemlerin varlığında iyilik halinin artırılması ve bağımsızlığın geliştirilmesi için ergoterapi danışmanlığına başvurmalıdır.