Pandemi ve Ergoterapi

İçinde bulunduğumuz süreç, Türkiye’de ve dünyada geniş çaplı birçok önlem alınmasına neden olmuştur. Toplum sağlığını korumak adına alınan bu önlemlerden biri olan karantina, bazı ruhsal-fiziksel bozuklukların/sorunların varlığını konuşmamıza neden olmaktadır. Sevdiklerimizi görememek, onlara dokunamamak, sosyal faaliyetlerimizin bir anda elimizden alınması, ekonomik kaygıların artması, sürecin belirsizliği, sürekli evde bulunmaktan ötürü zamanla yaşadığımız aktivite yetersizlikleri, fiziksel hareketin kısıtlanması gibi durumlar ve daha pek çok neden sorunların yaşanmasını açıklayan niteliktedir. Bu süreç içerisinde ve sonrasında psikoloji - fizik tedavi bilimi ve psikiyatri tıp dalının yanında multidisipliner ekip üyesi olan ergoterapi bilimini de konuşmak oldukça önem arz ediyor. Çünkü sorunların kaynağına baktığımızda günlük yaşam alanlarında bağımsızlığın kısıtlanması durumu doğrudan ergoterapi yaklaşımı içerisinde yer verilen önemli bir tanımdır ve ergoterapistler, bütüncül yaklaşım ile bireysel/ toplumsal bağımsız katılımı amaç edinip terapi yaklaşımında bulunurlar.

Ergoterapiyi, psikoloji - fizik tedavi ve diğer sağlık mesleklerinden ayıran okupasyonel bakış açısı, bireyin gün içerisinde ve hayatı boyunca yaptığı aktiviteleri ve görevleri ilgilendirir. Okupasyonel yaklaşımlar tamamen kişi merkezlidir ve bireylerin iyilik halini korumasının esası olarak kabul edilir.

Pandemi süreci bu kavramın anlaşılması için güzel bir örnek niteliği taşıyor diyebilirim. Pandemi sorunları motivasyonumuzun azalmasına yol açıyor. İçsel motivasyonu azalan bireylerin, dış dünyasına bu durum kaçınılmaz olarak yansıyor.

Okupasyonlar, insan sisteminin merkezi boyutu olup bu sistem davranışların niteliği ile şekillenmektedir. Dolayısıyla bizler okupasyonel davranışlarımızın ne kadar farkında olursak vücudumuz da o kadar sağlıklı yanıtlarla bizi ödüllendirir. Bu farkındalığı kazanmamız günlük yaşam içerisindeki rollerimizi, rutinlerimizi, değerlerimizi, ilgimizi, kapasitemizi, duygu ve düşüncelerimizi yorumlamamıza olanak tanıyacaktır. Özümüze inip kim olduğumuzu, nelerden keyif aldığımızı ve kendimiz hakkında merak ettiğimiz daha birçok şeyi araştırmak , özellikle yoğun tempomuz olduğu dönemlerde cevap vermeyi ve düşünmeyi ertelediğimiz birçok soruyu yanıtlamak ve kendimize karşı dürüst olmak, geleceğe umutlu bakmak bu süreci en iyi şekilde atlatmamızı kolaylaştıracaktır.

Günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığa ulaşmak için danışanlarının okupasyonunu geliştirmek adına; nerede engel olduğunu görmek, istek ve ihtiyaca uygun terapi programını geliştirmek, becerileri geliştirmek, var olan beceriyi korumak , yeni beceriler kazandırmak ve aktivite düzenlemeleri yapmak yer alırken danışanın ruhsal, fiziksel, duyusal, duygusal ve bilişsel özelliklerini kullanarak terapi programını oluşturmak, geliştirmek ve uygulamak bu süreç içerisinde ve sonrasında, hayatınızın her alanında yaş ve cinsiyet ayırmaksızın ergoterapistlerin müdahale yaklaşımlarından olacaktır.

Dileğim, insanlığın iyilik halini koruyarak bu süreci en iyi şekilde atlatmasıdır fakat bu bazılarımız için çok da mümkün olamayacağından sizlere çok uzak olmadığımızı hatırlatarak konuşmamı sonlandırmak istiyorum. Kuşkusuz ergoterapistler yaşamlarınıza dokunmayı bekliyor olacaklar...

Sağlıkla kalın.