Serebral palside ergoterapi

14 Mart tıp ve sağlık bayramına özel...

Serebral palsi vücut hareketleri ve kas kontrolünün kaybı ile karakterizedir. Doğum öncesi, doğum sırası veya doğum sonrasında bebeğin beyninde meydana gelen hasar sonucunda gelişen hareket bozukluklarıyla birlikte zihinsel gerilikler, nöbetler, görme, işitme, konuşma, solunum bozuklukları, yeme bozuklukları,algılama, öğrenme ve davranış bozukluklarına da neden olabilen bir durumdur. Yaşla birlikte kritikleşen bir tablo değildir fakat sinir sistemindeki hasarla hayata adapte olması gereken bireylerin çevresel, ruhsal ve bireysel günlük yaşama katılım şekilleriyle değişiklik gösterir. Bu sebeple, erken tanı özellikle kalıcı fiziksel bozukluklara neden olmadan tedaviye başlanması için büyük önem arz eder.

Doğum itibari ile gelişen süreçte bebeğin davranışları iyi gözlenmeli ve doktor takibi muhakkak yapılmalıdır. Beyindeki hasarın konumu ve şiddetine bağlı olarak kaslarda aşırı kasılma ya da gevşeklikler meydana gelebilir. En belirgin ve serebral palsiyi düşündüren semptom ise, bebeğin dönme, oturma, emekleme, yürüme gibi gelişimsel süreçlerinin normal gelişim gösteren bir bebeğe göre oldukça yavaş ilerlemesidir. Serebral palside tedaviler, deformiteleri engellemek veya oluşacak sorunları en aza indirgemek için uygulanır. Bireylerin evde ve toplumdaki rollerini arttırmaya odaklanılır. Hekimlerin (nöroşirürjiyen, nörolog, ortopedist, psikiyatrist...), ergoterapist, fizyoterapist, dil konuşma terapisti ve ortotistin yer aldığı multidisipliner tedavi ekibinde her hizmet alanı kendi tedavi yöntemi için belirleyici olmaktadır.

Serebral palsili bireylerde rehabilitasyon hizmeti bağımsızlığa ulaşabilmeleri için ihtiyaçtır. Rehabilitasyon merkezlerinde ulaşabilirliği mümkün olan ergoterapi ve fizik tedavi için özellikle sizlerin zihnini kurcalayan, bununla birlikte iki bilim arasındaki farkı anlamayı kolaylaştıracak ve “yakınım neden ergoterapi almalı, neden fizik tedavi almalı?” sorularınıza yanıt bulabilmeniz adına bazı içeriklere yer vermek istiyorum:

Sürecinizde,

Fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımlarının hedefleri; normal gelişimi, özellikle motor gelişimi desteklemek, kas tonusunu geliştirmek, kas-iskelet sistemi deformitelerini engellemek, solunum bozukluklarını ele almak, nöromotor değişiklikleri düzenli kontrollerle izleme olarak sıralanabilir. Ergoterapi yaklaşımlarının hedeflerinde ise; duyusal-motor gelişimi desteklemek, günlük yaşam aktivitelerine bağımsız katılımı ve bireyselliği arttırmak, aile eğitimi vermek ve özsaygıyı arttırmak önemlidir. Pediatrik ve yetişkin rehabilitasyonda yaklaşımlar farklılık gösterecektir çünkü istek ve ihtiyaca uygun şekillenen bir tedavi planı ergoterapide mühimdir. Bazen oyunlar muhteşem bir araç iken, bazen egzersizler ve uygun aktiviteler önemli bir araç olabilmektedir.

Ergoterapi terapötik bir yaklaşımdır. Terapinin hedefi bireyin, evde, okulda, toplumda ve çalışma alanlarında performansını maksimum katılımla gösterebilmesidir. Ergoterapi bağımsız, üretken ve öz alana teşvik etmektedir. Ergoterapistler, günlük işlevlerde serebral palsinin etkilerini anlamaları için danışanlara, ailelere veya topluluklara yardımcı olur. Sınırlandırmaları azaltmak ve bağımsızlığı/ iyilik halini arttırmak için yollar geliştirmek amacıyla hizmet veren ergoterapistler , bireyi birey yapan tüm yönleriyle (bütüncül), gelişimi kucaklamaktadırlar. Fizyoterapistler ve ergoterapistler meslek sınırlarını koruyarak sürecinizde adaptif cihaz kullanımında, yeme bozuklukları tedavisinde, motor becerileri geliştirmede ve egzersizlere terapilerinde yer verebilir.

Bu değerli günde, oldukça önemli olduğunu düşündüğüm ve her 1000 bebekten 2'sinde rastlanıldığı ortaya konan serebral palsiyi konuşmak istedim. Hayatlarımıza dokunan, duygu ve düşüncelerimize farkındalık katan tüm sağlık personellerinin tıp bayramı kutlu olsun. Daha çok değer göreceğimiz ve sevgiyle kucaklanacağımız yarınlara...