Giritli Restoran

Sultanahmet'in alt tarafında Cankurtaran'ın arnavut kaldırımlı karanlık sokaklarında, sessiz sakin bir mahalle içinde şirin bir mekan. Garip bir dinginlik karşılıyor bu mistik sokaklarda bizleri... Giritli restoran ise bu iki katlı ahşap bir binanın içine kurulmuş otantik bir yer. Armada otel'in yanında da aynı şirinlikte bahçeside mevcut. Bu bahçede tahta sandalyelerde oturursunuz, mavi beyaz örtülü masalarda sıcacık bir gülümseme ile karşılaşırsınız.

İstanbulda havanın güzel olmasından sebep tercihimiz Giritli restoran oldu.

Burası fix olarak çalışıyor. Alkollü yada Alkolsüz iki çeşit set menüsü var.

Öncelikle bahçenin içinde kocaman bir taşfırın mevcut ve sıcak ekmekler buradan çıkıyor. Oturur oturmaz hemen sularımız konuldu, zeytin ve zeytinyağ kuveri ikram edildi sıcak ekmek ile...

Sonrasında masamıza deniz mahsüllü pilavımız geldi çok güzeldi afiyetle yedik tavsiye ederim ikincisini istersiniz. Bu tam damaklarınızı şenlendirecek bir lezzet.

İlk defa geliyorsanız garsonumuz size nasıl bir giriş-gelişme-sonuçla karşılaşacağınızı ince ince anlatıyor.

Sonrasında mezelerimiz masaya yağmur olup yağıyor.

20 çeşit meze lakin bu mezeler için çok muhteşemdi diyebileceğimiz bir mezemiz mevcut değil.

Turp otu, radika, cibez, fava, köpoğlu, denizbörülcesi, tarama, lakerda, girit mezesi, kırmızı biber, köz patlıcan, pancar turşusu, maş piyazı vs gibi gidiyor mezelerimiz.. Köpoğlu mancasının içindeki domatesin tadı salçalı gibiydi.. Somon pastırma değişik bir tat tavsiye ederim. Denizbörülcesinin zamanı değil o sebepten birşey söylememiz doğru olmaz. Pilaki tatsız-tutsuz çok başarılı sayılmaz, Cibez otu eh diyebiliriz. Tarama gerçekten tuzlu hatta şap tadında.. Bu konuyu garsona sorduğumuzda cevabı hiç sudan geçirmediklerini nasıl çıktıysa o doğallıkta getirdiklerini söyledi.. Benim görevim uyarmak sizleri.. Ege otlarından oluşan bir çok mezenin doğru yorumlanmaması kötü etkiler beni. Ama otlardan oluşan diğer mezeler başarılıydı. Maş piyazı ve girit mezesi başarılı sayabileceğimiz mezelerinden lakin girit mezesindeki zahter tadı ağır basıyor. İnsanın önce gözü doyacak kıvamında bir masamız var 20 mezeden ise iştahlı olarak yiyeceğiniz kişiye göre değişmek kaydıyla 4-7 arasında olur. Kalanı standart diyebiliriz. Meze konusunda göz doyursun diyorsanız tam yerindesiniz... Arasıcaklarımız gelmeye başladı ama bu arada garsonlarımız çok ilgili ve her an sizlerle temas halindeler. Taş fırınımızdan sıcak çıkmış ıspanaklı börek yada ıspanaklı ekmek yada bakış açınıza göre değişecek ince hamur içinde ıspanak masamıza geldi. Kalamar tava ve ahtapot bacağı ardından gelenler. Ispanaklı taş fırından çıkma ekmek kuru gibiydi ama farklı bir tad. Izgara ahtapot bacağımız ise çok çok başarılıydı. Kalamar tava gerçek tarator sos olan cevizli şekilde sunuldu ama ahtapotta yaşadığımız keyfi kalamar için söyleyemem. En güzel bölüme geçiyorum ana yemek...

Ana yemek alternatifli bir şeklide tercihinize göre sunulmakta.. Tekir, Hamsi ve Tek levrek fileto şeklinde benim tercihim ızgara levrek fileto oldu.. Yanında yeşilliklerle sunuldu ve tadı muhteşemdi.. Hem büyüklüğü doyurucu hem ızgaranın kararı çok başarılydı. Kılçıkları temizlenmiş olsa daha bir hoş olacaktı ama bu durum muhteşemliğini gölgede bırakmadı. Levrek söylediğimiz için sunumda yeşillikler olduğundan ayrıca salata söylerseniz geliyor yoksa balığınız soğuyana kadar salata gelmez şimdiden söylemesi.

Finalde ise misket büyüklüğünde ve şeklinde lokma ile vanilyalı kaymaklı dondurma ile yapılıyor. Lokmalar şerbeti tam olarak çekmemiş oluyor acele edilmiş gibi yada bilinçli şeker yüklemesi yapmıyorlar. Dondurma güzeldi.. Bu otantik mekan 00:00 da kapandığı için çok uzun uzadıya oturabileceğinizi sanmayınız.

Afiyet olsun.

Not:

Evet doğru duydunuz meyve mevcut değil ve mezeler küçük küçük gelsede istediğiniz kadar devamını isteyebiliyorsunuz. Beğendiğinizi söyleyin tekrar dolsun mezeler. Ortam sıcak gelen insanlar çok rahatlar.. Rezervasyonsuz gitmeyin.

Adres: Cankurtaran Mh., Keresteci Hakkı Sk No:8, 34122 İstanbul