Kıyaslama yapmanın ve rekabet etmenin yıkıcı etkileri

Rekabet, üstünlük sağlamak amacıyla kendimizi kıyasladığımız kişiyi gözlemleyerek, kontrol etmeye çalışarak yürütülen, başarma arzumuz tarafından tetiklenen bir yarıştır. Bazı insanların gelişmesi ve ilerlemesi için itici güç oluşturan bu eylem, iş hayatı ve okul hayatının yanı sıra günlük hayatta ve sosyal çevremizde de sık sık karşımıza çıkar.

Sosyal Rekabet Önyargısı

Mevcut statümüzü korumak ve daha yükseklere çıkartmak için verilen mücadele olarak tanımlanan sosyal rekabete bazen önyargılarımız da karışır. Bulunduğumuz sosyal çevreye, kıyaslama yanılgısına düşerek bizden daha çok artısının bulunduğunu düşündüğümüz kişiler girdiğinde önyargılarımız bir anda ortaya çıkar. Önyargılı tutumumuz nedeniyle insanlara karşı temkinli davranırız. Bu durum samimiyetimizin önündeki en büyük engeli oluşturur. Eminim herkes hayatında en az bir defa bu durumu deneyimlemiştir.

Önyargılarımız genellikle bilinçdışı ve istemsizce gerçekleşerek egomuzdan beslenir. İçinde bulunduğunuz rekabetçi ortama uyum sağlamak yerine, egonuzun yönetimini elinize almak, hayatınızı dengeye sokmak için ilk adım olacaktır. Kontrol edemezsek eğer; Kıyaslarız, korkarız, korku egoyu tetikler, egonuzda önyargılarınızı besler. Bize hiçbir faydası olmayan, öfkeli, stresli ve mutsuz olmamıza neden olan bu döngüye dur demediğimiz takdirde sonsuza kadar sürebilir. Bazen kendimizi kıyaslayarak rakip gördüğümüz kişi durumun farkında bile değildir, çünkü o yalnızca kendini geçmeyi hedeflemiştir.

Korkuları Nedeniyle Önyargılı Davranan Yöneticiler

Sosyal hayatın yanı sıra iş hayatının getirdiği rekabetin şartları ve koşulları biraz daha ağır oluyor. Tüm şartları karşıladığınız halde işe alınmamanız, terfi ettirilmemeniz, başvurunuzun geri çevrilmesi, mükemmel bir iş çıkartmanıza rağmen çalışmanızın değerlendirenler tarafından yalnızca eleştiri alması, hak ettiğimiz maaşı alamamanız; çalıştığınız yöneticilerin bilinçli veya bilinç dışı korkularından kaynaklanıyor olabilir.

Gerçekleştirdiğim çalışmalarda ve yönetici koçluk seanslarında yöneticilerin, ileride kendilerini geçme olasılıklarından korktukları için çok iyi eğitime ve donanıma sahip kişileri işe almadığına tanık oldum. Hala bu tarz yöneticilerle karşılaşmaya devam ediyorum. Bu durum ne yazık ki insanların kendine olan güvensizliğini ve korkuları tarafından yönetildiğini bize gösteriyor. Yöneticilerinizin birçok konuya ve projeye sizi dahil etmemesi, kısıtlı bilgi paylaşması hatta çoğu zaman bilgi paylaşmaması, iş bölümü yapmaması, yükselmenizi engellenmesi bu durumlar için örnek olarak verilebilir.

Kendi çalışma hayatıma baktığımda ise, daima çok iyi ve çok başarılı insanlarla çalışmak istedim. Hatta çoğu zaman sözümü dinleyen yumuşak başlı ekip arkadaşları yerine, beni daha dinç tutması için arkamı dönmeme fırsat vermeyecek kadar hırslı, açık arayan ve zarar verme eğilimine sahip insanlarla çalışmayı tercih ettim. Hayatımda kaygıya ve korkuya yer vermeden, çalışanların başarısından ve rekabet güdülerinden yararlanarak şirketin rakamlarının ve girdilerinin daha da artmasını sağladım. Bunları yapabildim çünkü iş hayatında kendimi hiçbir zaman yetersiz hissetmedim. Ama bugün iyi ekip arkadaşlarıyla çalışmayı konumlarını tehlikeye atmak olarak gördükleri için sıradan çalışma arkadaşlarını tercih eden yöneticilere gerçekten çok üzülüyorum. Yürüttükleri strateji ile hem kendilerine hem de şirketlerine verdikleri zararın ne yazık ki farkında değiller.

En son ne zaman kendinizi biriyle kıyasladınız?

İş hayatında kaygıları ile hareket eden yöneticiler, sosyal hayatında yeni tanıştığı kişilere önyargılı davranan insanlar ve başarılı kişileri acımasızca eleştirmeyi görev bilenlere baktığımızda; kıyaslama tuzağına düşerek kendilerini korku ve kaygıya sürüklediklerini, hayatlarında mutsuz bir temel oluşturduklarını görüyoruz.

Tatile çıkmadan önce sahilde diğer insanların yanında çok beyaz görüneceğini düşünen birinin tatil öncesi solaryuma girmesi (!) Spor salonuna yazıldığında, salondaki fit insanları görerek kendini kötü hisseden kişinin spor yapmaktan vazgeçmesi (!) Kıyaslama yapan insanların bu davranışları sonucunda arzularından ve amaçlarından vazgeçtiklerini, yalnızca olumsuz etkilendiklerini gözlemliyoruz.

Yaşamınızda kendinizi başkalarıyla kıyaslamak, olumsuz duygularınızı tetiklemek ve mutsuz olmak yerine, karşınızdaki kişiyi yalnızca takdir ederek bu durumun üstesinden gelebileceğinizi biliyor musunuz? Diğer insanların başarısının, güzelliğinin, zekasının, zenginliğinin sizin elinizdekilere etki etmediğini, hiçbir şekilde azaltmadığını fark etmenizi istiyorum. Hayatımızda yer alan birinin herhangi bir konuda başarılı olması bizim başarısız olduğumuz anlamına gelmez. Fiziği oldukça düzgün birini gördüğümüzde moralimizi bozmamız anlamsız, çünkü bu bizim ileride forma girmemize engel teşkil edecek bir durum değil. Bu gibi durumlarda yapılabilecek en güzel şey; kendimizi diğer insanlarla kıyaslayarak mutsuz olmak yerine onları samimiyetle takdir etmek olmalı.

Kıyaslama Yapmanın Getirdiği Korku ve Kaygılardan Kurtulmak İçin,

Gerçekleştirdiğim seanslarda da çok fazla karşılaştığım, rekabet ve kıyaslama sonucu ortaya çıkan, kişiye hiçbir fayda sağlamayan olumsuz duygu ve davranışlar için kendinize şu soruları sormanızı istiyorum; Kendimi kiminle kıyaslıyorum? Hayatımda kimi kıskanıyorum? Kıskanmamın veya kıyaslamamın bana faydası nedir? Diğer insanlarla kendimi kıyaslamak yerine hangi davranışı koyabilirim? Başkalarına bakarak kendimi korkutmak yerine başarımın değerini daha iyi nasıl görebilirim?

Kıyaslamalarınızın yarattığı korku ve kaygılar, bu duyguların tetiklediği rekabet güdüsü, rekabet güdünüze önyargılarınızın karışması, egonun olumsuz yönlendirmeleri… Bilinçli veya bilinçdışı gerçekleştirdiğiniz bu yorucu davranışlardan kurtulmak için; Başarıyı, güzelliği, hoşunuza giden her durumu takdir etmenizi öneriyorum. Hayranlığınızı ve beğeninizi dile getirmek sizi asla küçültmez kaybettirmez, aksine kendinize olan güveninizi ortaya koyar. İnsanlarla rekabet etmek, yaptıklarını ve başarılarını küçümsemek yerine onlara saygı duyun ve yalnızca kendiniz ile rekabet etmeyi tercih edin.  Yarışa girmek yerine kendinize katkı sağlamayı hedefleyin.

 

İlişki Yaşam ve Yönetici Koşu Ayşen Tek,

www.instagram.com/_aysentek_/

 

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet