İletişimde enerjiyi dengede tutmak

Hayatımızın her alanında, daima iletişim içerisindeyiz. İletişim insanlar için olmazsa olmazlarındandır. Çünkü hem sosyal hem empatik varlıklarız.  Evrensel dengede her şey birbirine eterik bağlarla bağlıdır. Her şey enerjidir. Her sözün, her davranışın bir enerjetik karşılığı vardır. Bolluk konusunda sıkça işlediğimiz al ver dengesi iletişim için de geçerlidir. İletişimin, ilişkilerin bir enerjisi vardır. Doğru frekansla ilettiğimizde konular daha hızlı anlaşılabilir ve iletişim içinde olduğumuz kişiyle daha temelleri sağlam bir diyalog oturturuz.

 

İletişim enerjisi dengede olmadığında taraflardan biri daha az beslenebilir. Bu da bir süre sonra iletişimin kalitesini düşürebilir. Örneğin; telefon çalınca kişinin ne söyleyeceğini ya da  görüşünce gündemin ne olacağını önceden tahmin ediyorsanız. Yine size doyum, ilgi hissettirmeyen bir konudan bahsedecek diye düşünerek açmamak, görüşmemek isteyebilirsiniz. İşte bu enerjetik olarak sizi beslemeyen bir iletişime örnektir. Peki iletişimin dengesini başka neler bozar?

-Sürekli anlatan taraf olmak ya da sürekli dinleyen taraf olmak.

-İletişim içinde olduğunuz kişinin paylaşımları sizi negatife düşürüyorsa.

-Konuşma sırasında sizinle ilgilenmediğini hissediyorsanız.

-Bir tarafın önceliği diğer taraf için basite alınıp değerlere aynı önem verilmiyorsa.

-İletişimin süresi kadar kalitesi de önemlidir. Görüşme sonrası kendinizi yorgun hissediyorsanız.

-Görüşme sonrası taraflardan biri yükselirken diğer taraf mood düşüklüğü yaşıyorsa.

-İki taraf da birbirini yaşamına aynı yakınlıkla, aynı bütünlükle, aynı sıfatla kabul etmemişse.

-İletişim esnasında sözünüz kesiliyor sanki duyulmuyormuşsunuz gibi oluyorsa.

Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkün. Bu ve benzeri durumlar iletişim enerji dengenizi bozar ve iletişim çakranız olan boğaz çakranızda blokeler oluşturabilir. Bu tarz iletişimler sonrasında kendinizi sebepsiz yorgun, dinlenmemiş hissedebilirsiniz.

Peki o halde iletişim enerjisini nasıl dengede tutarsınız?

-İletişim halinde ne geri çekilin ne de tüm diyaloga hâkim olun. Anlatın, anlattığınız kadar dinleyin.

-Görüşme sürenizi ve paylaşımları öncesinde kontrol edin. Nasıl ki bir başkası sadece kendinden bahsedip görüşmeyi sonlandırınca siz kendinizi olumsuz hissediyorsanız, karşınızdakinin de öyle hissedeceğini hatırlayın ve görüşmenizi denge içinde tutmaya özen gösterin.

-Sıfatları karıştırmayın. İş arkadaşınız iş arkadaşınızdır, sevgiliniz sevgilinizdir, dostunuz dostunuzdur Kiminle neyi nasıl konuşacağınızı öncesinde tartın. Unutmayın ne söylediğinizden ziyade nasıl söylediğiniz de önemli.

-Ses tonunuz, mimikler ve jestler, beden diliniz, konuya giriş şekliniz ve doğru zamanı ayarlayarak görüşmek taraflar için tadına doyulmaz paylaşımlar yaşamanıza katkı olur.

-Kişiselleştirmeyin. Siz de her an her şeyi dinlemek için uygun olamayabilirsiniz. Karşı tarafın uygun olamayışını kişisel algılamayın. Denge koruyarak iletişim kuruyorsanız sorun yok. Denge kurmadığınızı fark ederseniz, dengeye getirmeye gayret edin. Belki de onun neler hissettiğini, ne yaşadığını ya da ne düşündüğünü bir süredir sormamışsınızdır.

-Sorularınıza kapalı uçlu cevap veriliyorsa evet/hayır gibi, görüşmeyi uzun uzadıya tutmak için çabalamayın. Bazen doğru yerde noktalamak en katkı olandır.

-Enerjiyi en çok yükselten kelimeleri/cümleleri kullanmayı ihmal etmeyin. Teşekkür ederim. Seni seviyorum. Hoşça kal gibi söylerken de duyarken de tebessüm ettiğiniz mini cümleleri sohbet sonlarına ekleyin.

-Sizi beslemeyen bir sohbete, görüşmeye dahil olduysanız sanki bir görevmiş gibi hissedersiniz. Karşı tarafın negatifini dinlemekten sıkılırsanız ya da iletişimde yeriniz daha az gibi hissederseniz bir sonraki arama ya da görüşmede paylaşıma katılmak istediğinizi söyleyebilir ya da nasıl hissettiğinizden bahsedebilirsiniz. Belki de karşı taraf farkında değildir. Farkına vardığında dönüştürmeyi seçebilir.

-Diyalog sırasında fikir vermeniz ya da eleştirmeniz gerekirse muhakkak olumlu cümleler seçmeye çalışın. Kimse yargılanır gibi hissetmek istemez.

-Akıl okumaya çalışmayın. Kimsenin de sizin aklınızı okumasını beklemeyin. Açık ve net olun. Örneğin: kişi bir olay hakkında ufak bir şeydi geçti gitti diyorsa yok yok sen zaten bir kötüydün diyerek onu aşağıya çekmeyin. İyiyim diyorsa iyidir. Değilse anlatmak isterse anlatır. Anlatabileceği yakınlığı, zamanı ve dengeyi kurabildiyseniz her duruma bir sebep aramayın. Çünkü her insan farklıdır. Sizin için fena olan bir durum onun için küçük bir şey olabilir. Onun da sizin söylediğiniz cümlenin altındaki duygu durumunuzu anlamasını beklemeyin.

İletişim konusunu enerjetik yandan ele aldığımızda konu derya deniz. Öze indiğimizde görüyoruz ki; kendinizin negatif hissedeceği bir şeyi karşı tarafa yapmamalısınız. Karşı taraf size yaptığında ise iletişiminizi ve ilişki sınırlarınızı gözden geçirmek kendinizi dengede tutmak için katkı olacaktır.

Kolaylıkla anlaşıldığınız, dengede kaldığınız mucize günler dilerim.

 

Kişisel Gelişim Dersleri ve Enerji Eğitmeni

Sevgi Keleş