Bilinçaltının kilo alma vermedeki rolü nedir?

Kilo ile bilinçaltı ilişkisini derinleştirmeden önce, bilinçaltının görevlerine yüzeysel olarak bir bakalım. Bilinçaltı duygu ve inançlarımızın merkezidir. Korku anında otomatik olarak savaş ya da kaç sinyalini gönderir. Bilinçaltının en önemli amacı, seni tehlikelerden korumaktır. Seni ısrarla inatla rahatsız eden bir durum karşısında eğer sen yirmi gün, kırk gün, altı ay bu olumsuz durumu bilincin ile sonlandıramazsan, çözüm yolu bulamazsan, işte o zaman bilinçaltı görevi devralır. Bilinç yapamazsa bilinçaltı çözüm arar. Tabii bilinçaltını bir çocuk gibi düşünmeliyiz ve onun omuzlarına haddinden fazla yük koymamalıyız; çünkü çocuk mantıklı konuşsa da kolay çözülemeyen bir durumda mantıksız hareket edebilir. Normal bir durum bu, bu yüzden bir çocuk büyüdükçe, yetişkin oldukça deneyim ve bilgisi artar, mantığı da değişir, gelişir ve mantıksız durumlarda mantıklı çözümler üretmeye başlarsın.

Mesela bazı insanlar “Korona dönemi işsiz kalır mıyım? Virüs bana da bulaşır mı? İflas eder miyim?” gibi sorulara yeni bakış açısıyla önlem alıp kendisini rahatlatırken, bazı kişiler çözüm bulamadı. Olumsuz durumunu olumluya çevirmek için deneyip deneyip kırk gün içerisinde sonuçlandıramayan ve kendini çaresiz hisseden, pes eden kişinin bilinçaltı onu rahatlamak, sorunu ortadan kaldırmak için mantıksız kararlar alabilir. Bunun için bilinçaltı kayıtlı olan bütün bilgileri ve anıları tarar. Eğer uygun görürse, çikolata ye ve rahatla sinyali gönderebilir. Senin kilo alacağını, obez olacağını, o mayoyu giyemeyeceğini, bir beden birkaç beden genişleyeceğini, organlarının yağlanabileceğini düşünmez. Sorgulamadan, bu doğru bu yanlış diyerek değerlendirmeden “işe yarayacağına inandığı” her bilgiyi kabul eder ve uygular.  O hep sonuca bakar, bu olumsuz durumun rahatsız etkisini yok etmeye veya azaltmaya yoğunlaşır. Sen, seni rahatsız eden bu durumu hala çözemezsen, bu süre yirmi günü, kırk günü veya altı ayı geçerse, her rahatsız olduğunda çikolata isteği oluşturur. Sağlıksız, kilo aldıran yeme alışkanlığı böyle oluşur. Aslında fazla kilo, bozuk yeme alışkanlığının bir sonucudur.

Alışkanlıklarımız öğrenilerek ya da kendiliğinden oluşur… Bebek, vücudundan, beyninden, midesinden gelen tüm sinyalleri dinler. Midesi ye dediğinde ağlayarak açlığını belli eder, midesi doydum dediğinde de sütü reddeder. Peki bebek büyüdüğünde ne değişir? Kendini dinlemeyi bırakır, aileden ve çevrenden öğrendikleriyle bilinçaltı şemaları, kodlamaları ve alışkanlıkları oluşur. Düşünce duyguyu, duygu davranışı, davranış da alışkanlıkları oluşturur. Alışkanlıklarımızın merkezi bilinçaltıdır. Yemek yemek bir alışkanlıktır ve alışkanlıklar ya bilinçli olarak ya da farkında olmadan oluşur.

Bilinçaltı tekrar edilen ve inandığı her bilgiyi kullanır. Daha büyük ye, daha fazla ye, ikili menüden ye, daha da büyüğünü, iki köfteliyi ye… Özellikle hamburger firmalarının bir pazarlama taktiğidir bu. Daha da fazla ye. Bir tuzaktır yani. Tuzaklar etrafında hep var. Reklamlar, diziler veya sinema filmleri de ideal kilo hedefinden seni uzaklaştıran sağlıksız yeme alışkanlığına seni davet eder. Filmlerde, başrol oyuncularının sıkılınca kontrolsüzce yemek yediğini, rahatlamak için alkol veya sigara içtiğini görebilirsin. Filmlerdeki bu sahneler bilinçaltına kaydedilir. Bilinçaltı filmi gerçek zanneder ve bu bilgilere ihtiyacı olduğunda hemen kullanır.

K.L. ismindeki bir danışanımın çikolatayı rahatlama aracı olarak seçmesindeki nedeni ve nasıl kilo verdiğini şimdi inceleyelim. Bir Jazz sanatçısı ile çalışıyordum. Çikolata yemeyi durduramıyordu ve bu durumdan çok mustaripti; sağlığını kaybedebilir, gardırobundaki S beden kıyafetlerini M beden ile değiştirmek zorunda kalabilirdi. K. L.’nin bilinçaltının derinine indiğimizde beş yaşında yaşadığı bir anı çıktı karşımıza. Babası, A. L. gece hayatında çalışan bir müzisyen. Ud sanatçısı ve 45 yaşında. Mesleğini yapmak için gece çalışıyor ve kızı yanında da olsa onunla sağlıklı bir iletişim kuramayan bir baba. Baba ile kız aynı evde hiç buluşamıyorlar. Baba yatıyor, kız uyanıyor, kız yatıyor baba uyanıyor. Tabii baba sanatçı ya, kızına karşı sevgisini belli etmenin bir yolunu buluyor, evden sabaha karşı işinden gelirken mutlaka bir çikolata yanında bulunduruyor. Kızı uyurken onu uyandırmamak için sessizce öpüyor kokluyor, sonra yastığının altına bir çikolata bırakarak aynı evde yaşarken özlem duymaya devam ediyor. Odasından çıkıyor. Kızını her gördüğünde de mutlaka bir çikolata veriyor ona. Tekrar edilen her davranış bilinçaltına kaydedilir. Baba gibi güçlü duygu oluşturabilecek bir unsur varsa, bilinçaltı bu anıyı daha sonra kullan diye daha derine kaydeder.

K. L. büyüdüğünde, üniversite bitirip işe girmek için farklı şehre gidiyor. Bu şehirde maddi sorunlar yaşamaya başlıyor K. L. Tabii yaşadığı bu olumsuz durumun çözümünü bulamadığı ve rahatsızlığı, stresi taşıyamayacak kadar yükseldiği için bilinçaltı görevi devralıyor, onu rahatlatmak için iyi bir amaçla bilinçaltındaki bütün kapıları açıyor, sandıkları döküyor, halının altına bakıyor, en derine itilen bu çikolata anısını saniyeden daha da kısa bir zamanda buluyor. K. L.’ye “çikolata ye ve rahatla” sinyali gönderiyor. Çikolata K. L. için baba güveni, rahatlık, güç anlamına geliyor.

Yeme alışkanlığı nasıl değişti? Sizi rahatsız eden bir alışkanlığı veya bir davranışı tekrar tekrar deneyip düzeltemiyorsanız veya olumlu sonuç alıp tekrar eski alışkanlığa geri dönmeyi yaşıyorsanız, işte tam burada bilinçaltı çalışmasına gerek var demektir. Bilinçaltı nedeni bulunmadan olumsuz alışkanlığı kalıcı olarak değiştiremezsiniz. T. K. isminde başka bir danışanım vardı. Bilinçaltı nedeni bulunmadan,  gediği onarılmadan alışkanlığı değiştirilmiş. T. K. kilo vermiş, bu seferde sigaraya başlamış, sonra sigarayı bırakmış kilo almış, en sonunda da kumar oynamaya başlamış. Çünkü ona yapılan çalışmada bütün bunlara sebep olan bilinçaltı kodu iptal edilmeden alışkanlık değişimine gidilmiş bu bir hatadır, çünkü bu gedik onarılmadan yeni alışkanlık çalışmasına başlanamaz.

Şimdi sıra eft ile olumsuz duygu ve inançları boşaltmada. İster bilinciyle, isterse bilinçaltı ile olsun fark etmez, “kilo aldığımda tacize uğrayacağım” inancı olan bir kadının bu inancı yok edilmediğinde kalıcı ideal kilosuna kavuşamaz. Kod bulundu, olumsuz düşünde, duygu ve inançlar boşaltıldı, artık telkin çalışmasına şimdi başlanabilir. Kişiye özel hazırlanmış yeme alışkanlığını değiştiren özel telkin hazırlanır, eski bilgiler, eski yeme alışkanlığı yeni yeme alışkanlığıyla değişir. Bilinçaltı fazla yağları eritmesi için programlanır ama diyet asla yapılmaz. Çünkü diyet bir tuzaktır ve bazı diyetisyenler de bunu iyi bilir. Bilinçaltı için diyet açlık ve ölüm demektir ve kişiyi daha fazla yemeye yönlendirir. Metabolizmayı asla kandıramazsınız. Ben danışanlarımda diyet alışkanlığı varsa, bilinçaltında onu da iptal ediyorum ve kilosu kendiliğinden aşağıya düşüyor…

İdeal kilodaki bütün insanlar yemek ile barışıktır ve onlar iştahla yemek yerler. İştah ile yerken kilo dengenizi korumanız dileğiyle…