Gizli şiddeti nasıl fark edebilirim?

En tehlikeli psikolojik şiddet türü gizli, sinsi, alttan olanıdır. “Beni seviyor mu yoksa dövüyor mu? Ben miyim hatalı yoksa o mu?” bu çelişkili sorgular içsel çatışma yaşatır. Bu ikilemi çözmek isteği de file kanat takmaya benzer. Arayışınız devam ederse de psikoloji bölümü okumadan bir psikolog kadar bilgilenebilir, filozof veya sanatçı olabilirisiniz. Normal bir durum bu!

İnsanın bilinçaltı böyle çalışır; nerede eksik görürse, rahatsız olursa orayı onarmak veya sıkıntıyı boşaltmak ister. Burada bir yanlışlık yok çünkü insanın kodu böyledir, yaşayan her canlının deneyimlerinden bağımsız bir şekilde otomatik davranışları yani içgüdüsü vardır. Örneğin psikoloji biliminde okutulan “ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisi” Abraham Maslow tarafından oluşturuldu. Peki, Maslow’u bu çalışmaya iten neydi: "Tüm hayat felsefem, araştırmalarım ve teorilerim köklerini annemin savunduğu değerlere karşı duyduğum tiksinti ve nefretten aldım!" Şiddet ne kadar büyükse arayış ve mücadele gücü de bir o kadar büyüktür. Maslow hissettiği nefreti, öfkeyi zarar vermek için değil, fayda için kullanmayı seçti.

Lütfen aşağıdaki hayvanları inceler misin? Pardon yoksa orada hayvan yok mu?

Gizli şiddeti nasıl fark edebilirim

Tüm canlılar gibi insanın DNA’sında da bu kodlar var; gizlenme, maske takma, gerçeğin dışında davranış sergileme çabası. Mesela yüzü gülerken içi kan ağlayan kişi duygusunu bastırıp gerçeği gizler. Lezzetsiz karnıyarık yemeğini bir arkadaşı üzülmesin diye “Çok beğendim” diyen kişi gerçek düşüncesini gizler. Örnekleri çoğaltabiliriz: Yabancıların yanında farklı davranır, baş başayken farklı. Flört ederken nazik, ilişki başlayınca kaba. Senin yanında gibi gözükürken hep kendine yontar. İşte bu farklılıklar bilinçaltının hilesidir. Bunlar insanın maskeleridir. Aşırı uyumun arkasında uyumsuzluğun, aşırı nezaketin arkasında şiddetin, manipülasyonun, aşırı güç isteğinin arkasında zayıf, hassas kişiliğin çıkabilme olasılığı gibi ilişkilerdeki aşırı öfke terk edilme korkusuna işaret ediyor olabilir. Tabii insanın ruhuna zarar verebilecek güçte olan bu maskeler yanındaki kişide içsel çatışmaya neden olur, “O beni seviyor mu yoksa dövüyor mu, ben doğru mu yaptım yoksa yanlış mı?” ikilemine yani.

Gelelim bizim efendi maskesi takan keyifli, nazik, inatçı, ilgilenen, tersleyen, aşağılayan, en umulmadık yerde sizi koruyan, şaşırtan, eğlendiren, kesenin ağzını açan, rahat harcadığında kızan yani ne yaptığı belirsiz olan sevdiğimize. Bu tutarsızlık kafanızı karıştırabilir çünkü güvendiğin kişinin sana uyum sağlarken gülerek, seni önemseyerek sana gizli şiddet uyguladığını ona konduramazsınız. Ondan böyle bir şey beklemezsiniz çünkü. Evet, gizli şiddet uygulayıcıları manipüle etmeyi profesyonelce, usta bir dolandırıcı gibi yaparlar. Vaat ederler, hayal kurdururlar, zayıf yönlerini senden daha iyi tanırlar ve kelimeleri hedefe yönelik seçip ikna ederler. Yani telkine açık, her söylenilene kolayca kanan insanlar gizli şiddet mağdurlarıdır. Tabii ki dolandırıcı ile ebeveyn arasında bir fark vardır; dolandırıcı bu işi meslek olarak yapar, ebeveyni ise bilinçaltı yönetir, belki o bu davranışın farkında bile değildir. İşte gizli, psikolojik şiddeti fiziki şiddetten ayıran en büyük ayrıntı budur; “O farkında olmadan böyle davranabilir!”  

Şiddet uygulayanların ortak noktaları; seni analiz ederler, zayıf noktalarına veya güçlü olduğun yere saldırırlar, senin en derin arzularını bulurlar, plan yaparlar, takıntılı olma olasılığı yüksektir, yakınlaşamazlar, dediğim dediktir, inatçıdırlar. Sakın şimdi gözünüz korkmasın çünkü her insana sınır koyma yöntemi vardır. Bilmiyorsanız öğrenmelisinizdir.

Bütün şiddet uygulayıcıları stratejisttir ve bilinçli akılla, her santimi düşünerek planlandığını bilmek sizi şaşırtabilir. “Ben güçlüyüm, bana uy! Benim dediğimi yaparsan sen kazanırsın!” mesajını sinsice enjekte ederek seni kontrol etmeye çalışırlar. “Senin için yapıyorum” derken kendi çıkarına hizmet etmeni sağlatabilir. Daha demin söylediğim gibi gizli, psikolojik şiddet uygulayıcıları diğer şiddet türlerinden ayrılır, bunu bilerek yapmayabilir. Bu yüzden anlaşılması kolay olmasa da ipuçları bellidir; o bardağı duvara fırlattığında "Seni bu bardak gibi parçalara ayırırım" mesajını bilinçaltına gönderir. Kendine vurarak "Sana böyle yapmak istiyorum" veya yabancı bir kişiye yaptığı şiddet içeren davranışı veya başka birinin şiddet içeren olayını anlatarak sinsice mesaj gönderebilir. “O kadın kocasını memnun etmemiş, adam da haklı, aldatmış!” diyerek bilinçaltınıza “Benim dediğimi yapmazsan seni aldatırım!” mesajını gönderirken psikolojik şiddet uygular. Topluluk içinde sizi aşağılaması, sizinle alay etmesi, öne çıkmanıza engel olması veya her yaptığınızı eleştirmesi de gizli şiddete girer.

Gizli şiddeti nasıl fark edebilirim

Her insanın bir yoğurt yeme şekli vardır ama şiddet uygulamak da şiddetin karşısında durmak da aileden, bakım verenlerden öğrenilir. Ailen seni ezerek büyüttüyse alnında muhtemelen “Beni ezecek biri yok mu?” yazarken sevdiğinin alnında muhtemelen “Ezeceğim biri yok mu?” yazar. Bu gerçeği kabullenmek kolay değildir! Herkesin aradığını bulduğunu yani... Psikoloji bilimi artık burada netleşti; frekansın uyuşmazsa bu olumsuz durumu devam ettirmemek için harekete geçmeye başlarsın. Ancak acıdan beslenen birisi, “Ben değişirsem bu şiddet duracak” yalanına kendini inandırarak maske takar ve hem kendini daha da değersizleştirir hem de şiddet yine devam eder….

Bir gün gözü mor gelen danışanıma "İşimiz daha kolaylaştı!" demiştim, şaşkın bakışlarla bana, “Dayak yemem bizim çalışmamızı nasıl kolaylaştırabilir?!” diye sormuştu. Ben de ona “Her şeyi görüyoruz, şiddet ile karşı karşıya olduğunu kanıtlamaya artık gerek kalmadı. Eğer gizli şiddet mağduru olsaydın ve onu ‘Çok seviyorum’ deseydin, muhtemelen ona bağımlı hale gelmiş olabilirdin. Tacizcisine acıyan biri kuyruğunu kovalayan kedi gibi sonuç alamazdın… Öğrenilmiş çaresizlik insanı bir kum torbasına ya da bir kuklaya dönüştürebilir… Ailesinden şiddet gören kişi kendini nasıl koruyacağını bilmez. Sınır koymayı öğrendiğinde her şey yoluna girecek. Çünkü ancak o zaman acıdan beslenmeyi bırakacaksın” demiştim.

Bence şiddet uygulayanların en tehlikelisi vurmadan dövenlerdir. Tavşancıklar, şekercikler, aşkitolar, efendi insanlar. Entelektüel veya eğitimli olabilirler ama bilgili olsa da Cem Karaca’nın “Yarım Porsiyon Aydınlık” şarkısının sözleri onları daha iyi anlatır:

“Ekmeğin fiyatını bilmezsiniz ama ekonomik politika,
karılarınızı döverken siz
ne kadar bilimselsiniz…”

Bilincin "Senden nefret ediyorum!" diyor, bilinçaltın “Beni terk etme!” diyorsa bu çatışmadan kendi başını çıkamazsan, lütfen destek al. Einstein'ın dediği gibi "Bir sorunu yaratan zihin, aynı bakış açısıyla bu sorunu çözemez.” Bunu bilmek seni daha fazla rahatlatacak çünkü artık filozof olmana gerek kalmayacak.

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet