Şarkı sözleri ve müziğin bilinçaltımıza etkisi nedir?

Bazen acı doldum bazen de hüzün 1
Hasreti içimde taşımaktayım 1
Kimseye kalmadı diyecek sözüm 2
Çırpına çırpına yaşamaktayım 2
Ben ne günler gördüm ben ne günler 12
Derdimi söylesem kimler dinler 6
Halimi görseler dağ taş inler 6
Ben ne günler gördüm ben ne günler
Gönlümü yerden yere vurdular… 1

Bu bir şarkı sözü, türü arabesk, parçanın çalma süresi 5 dakika 6 saniye, yorumlayansa Cansever. Yanda gördüğünüz rakamlar da bir kere dinlediğinizde o cümlenin ne kadar tekrarlandığını gösteriyor.

Olumsuz bir olayda her insanın düşüncesi, hissettiği duygu, bu duygunun şiddeti veya tepkisi birbirinden farklı olabilir. Aynı olumsuz durumda karşısında kimi ayılıp bayılırken siz bu durumu doğal karşılayabilirsiniz. Normal bir durum bu. Her insan üzüntüsünü yaşama ve boşaltma şekli vardır ve bu durumlar herkeste farklı olabilir. Ailemiz, komşularımız, eğitimimiz, izlediğimiz ve dinlediğimiz şeyler bu ortamı hazırlar. Birinin seçimine bakarak onu beğenmemek yargılamaktır. Bu Kızılderili sözü her şeyi özetliyor: Onun hakkında konuşmadan önce karşındakinin makosenini giy ve 1 kilometre yürü. Sonra onun hakkında konuş. Sempati yapmadan empati yaparak yani kendini korumayı düşünerek onu anlayabilirsin. Cehennemin içinde yani şiddetin kucağında ruhun aradığı ile cennet bahçesinde, şifa pınarının kenarında dinlenen kişinin aradığı farklıdır. Normal bir durum bu.

Şimdi ben arabesk dinleyen kardeşlerimi, abilerimi, annelerimi yargılamadan uzak bir şekilde bilimsel olabilecek yeni bir bakış açısı getirmek istiyorum... Danışanlarımın hangi müziği dinlediğini önemserim çünkü sanat dallarından bilinçaltını en çok etkileyeni ve en çok dikkat edilmesi gerekeni müziktir. İstediğin parçaya her gün kolay bir şekilde ulaşabilirsin. Arabada, uçakta, evde, televizyonda, birisinin Wi-Fi'sini kullanıp bilgisayarınla dinleme imkânın hep vardır. Sevdiğin bir parçayı her an tekrar tekrar dinleyebilirsin.

Peki tekrar etmenin bilinçaltına etkisi nedir? Tekrar ettiğin her şey bir müddet sonra damla damla bütün hayatına yayılmaya başlar. Duygun, düşüncen, alışkanlıkların ve en sonunda da davranışın değişir. Buna domino etkisi diyorum. Bir şey değişirse ve tutarlı bir şekilde bu değişim devam ederse bu durum her şeye etki eder. Herkes bu değişimden payına düşeni alır. Olumlu veya olumsuz olsun fark etmez.  İç dünyanda başlayan zamanla dışarıdan fark edilmeye başlar. Bu yüzden istemediğin bir değişimi davranışa dönüştürmeden durdurmak en iyisidir. Bunun için de tekrar ettiğin şeyleri bir kağıda yazmalısın. Sonra devam ettirmeyeceklerini seçmelisin. Bilinçaltı kodlamasının ilk ve en etkili kuralı bu gözüküyor; tekrar tekrar dinlediğin, mırıldandığın her şey bilinçaltına yerleşir ve sen farkında olsan da olmasan da bütün hayatına yayılır.

Bir anıyı sana hatırlatan şarkılar bilinçaltının en derinindeki kasaya konur. Hiç beklemediğin bir anda, mesela çok mutlu olduğun bir anda cebinden çıkardığın ekranı korumalı telefonunla internette gezinirken eskilerden bir parça gözüne ilişebilir…  “Ben ne günler gördüm ben ne günler…” Birden kendini geçmişte bulabilirsin. Bedenin şimdi buradayken, her şey olumluyken ruhuna kar yağabilir. Evet, bu olabilir. Bu şarkıyı dinledikten sonra gökyüzü tüm güzelliğini sana sunsa da bilinçaltındaki anılar sen farkında olmadan kasadan çıkmış, iç dünyanda sahte yağmurlar yağmaya, gök gürlemeye başlamıştır. Bedenin şimdi buradayken zihnin artık geçmiştedir. Geçmişin hipnozundasındır ve içsel çatışma yaşarsın.

Şarkı sözleri ve müziğin bilinçaltımıza etkisi nedir

Sanatın mutluluk, aşk kadar acıyı da anlatması gerekir. Bir sanat eseri seni daha depresif, saldırgan, öfkeli veya daha da karamsar yapıyorsa orada durmamalısın. Üzüntüyü dahi anlatırken sanatın onarması gerekir aslında. Peki buradaki sorun ne? Yaşadığın üzüntüyü daha da büyütüp yaraya tuz basan parçalar, sanat eserleridir asıl sorun. Mesela dürtüsünü, öfkesini yönetemeyen, bağımlı, şiddet uygulamaya eğilimli bir kişiye bu parçayı tekrar tekrar dinlettiğinizde olumsuz duyguları büyüyebilir, bu kelimeler onu burnundan solumaya başlatabilir. Sonra haberlerde “Kadına şiddete hayır” diyen pankartları görürsünüz. Aslında “Kadına şiddete hayır” demekten daha önemlidir “Sanatta, dizilerde, filmlerde, şarkılarda, eğitimde,  oyunda şiddete yöneltmeye hayır” demek. Amaç sorun çözmek mi yoksa oy toplamak mı? Sonuca götürmeyen düşünceyi tekrar etsen de seni sonuca götürmeyecek işte. İnanıyorum ki “Yarayı oluşturan bıçağın değil, iyileştiren merhemin adıdır sanat.” Sanat, savaş sanatını değil, barış sanatını öğretmelidir. Gözüne sertçe yumruk atanın kolunu sertçe tutmayı göstermelidir yani veya gözünün neden mor olduğunu. İnsanı daha da saldırganlaştırmak için değil, yaptığı hatayı ona göstermek için. Güzellikleri ekmek, gerçek sevgiyi büyütmek, yaşamı kolaylaştırmak için vardır.

Yazının başındaki parçaya geri dönelim ve sırları birlikte çözmeye çalışalım. “Ben ne günler gördüm ben ne günler (12), Derdimi söylesem kimler dinler (6), Halimi görseler dağ taş inler (6)” kere tekrar ediliyor. Siz bu parçayı üç defa dinlediğinizde, 36 ben ne günler, 18 derdimi söylesem, 18 Halimi görseler telkinine dönüşür, 10 defa dinlediğinizde 120, 60, 60… Bu nakaratta oluşabilecek duygular ve inançlar herkeste değişebilme özelliği olsa da ortak olarak şöyle diyebiliriz; üzüntü, çaresizlik, anlaşılamama, kendine acıma… Şarkı sözünün diğer düşüncelerini de hesaba katarsak depresyon zaten kapıda… Her sanatçıdan beklenen, travmatik bir çocukluk yaşayan Müslüm Gürses’in en son 'Affet', 'Nilüfer' gibi eserleriyle yaptığı gibi insanları şaşırtmaktır. Çünkü şiddete eğilimli insanların en derininde aslında korkudan saçak altına sığınmış, üzülen, öfkeli, korkan bir çocuk vardır. Bu duyguları bastırıp, onlarla yüzleşemezler. Yaraya tuz basan şarkı sözleri ve müzikler o öfkeli, yaralı çocuğu çaresizliğe sürükleyebilir. Oysa onun sevgiye, anlaşılmaya, yaralarının sarılmasına ihtiyacı vardır.

Barış Manço’nun 'Sarı Çizmeli Mehmet Ağa' şarkısının sözleri:

Yaz dostum
Güzel sevmeyene adam denir mi?
Yaz dostum
Selam almayana yiğit denir mi?
Yaz dostum
Altı üstü beş metrelik bez için
Yaz dostum
Boşa geçmiş ömre yaşam denir mi?

Bu şarkı dinleyeni içsel olumlu bir şekilde içsel sorgulatmaya, gerçek kendini keşfetmeye yöneltiyor. Can Attila’nın 'Hamamda İlk Gözyaşları' ve Zülfü Livaneli’nin 'Mutluluk' film müziği bestesi acının her halini olduğu gibi enstrümantal bir şekilde sana hissettirir.

Psikoloji yüksek lisansında proje ödevim, metafor kullanımı ve müziğin insanlara etkisiydi. Yirmi yıldır kitap yazan birisi olarak diyebilirim ki “Ben ne günler gördüm ben ne günler” diye bir şarkı sözünü bu kadar güzel, içten yorumlayan bir sanatçının, bilinçaltında acı geçmişi olabilir. Kurdun yediği ayazı sadece kendisi bilir. Anlıyorum çünkü sanat eseri, sanatçının iç dünyasının aynasıdır. Ve sanatçı hissettiği suda yüzer, orada üretir, burada sorun yok; asıl sorun kendisini geliştirecek, onu mutluluğa, sevgiye, sakin bir yaşama yakınlaştıracak eserleri seçmeyen, dilinde mutluluk eksik olmayan ama bunun için hiç emek harcamayan, bilinçaltında acıdan beslenen dinleyicilerdedir. Bunun durumun düzelmesi için de söylediğiyle davranışları uyuşan, mutluluktan beslenen insanların sayısının artması gerekir. Çünkü o zaman herkes aradığına ulaşacak; mutluluğa.

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet