Ameliyatın garantisi var mı?

Hastalarımızın sık sık sordukları ölümcül bir soru var: "Bu ameliyatın garantisi var mı? Garanti veriyor musunuz?"

Bu soruyu soran hastalara tıpta garanti olamayacağını açıklamaya çalışıyorum, ısrar ederlerse başka bir cerrahla görüşmelerini tavsiye ediyorum; çünkü garanti isteyen hasta, gerçekçi bir hasta değildir; beklentileri de gerçek dışıdır. Ameliyat sonunda memnuniyetsiz olacağı "garantidir" (kelime esprisi yaptım!)..

---

Bazen, tıpta garanti olamayacağını söylediğim hasta, benim açığımı bulduğunu sanıp hemen ölümcül darbeyi indiriyor: "Ameliyat ücretini almanız garanti ama değil mi!"

Galiba "Dostum, kötü yakaladın beni.. Pes ediyorum.. Evet bu doktorların hepsi paragöz!" dememi bekliyor.. En iyisi burada şu "garanti" meselesini ayrıntıları ile anlatayım da ileride benden garanti isteyen hastalara direkt bu yazının linkini atayım, okusunlar. Her garanti isteyene ayrı ayrı anlatmaktan kurtulurum (para meselesine yazının sonunda değineceğim)..

---

Yine diğer yazılarımdaki gibi madde madde anlatayım, okuması kolay olsun..

---

Yaşadığımız şu dünyada "komplikasyon" diye bir şey var. Nedir komplikasyon? Ameliyatlar sonucu ortaya çıkan istenmeyen durumlardır. Mesela enfeksiyon, dikişlerde açılma, dikiş izlerinin kötü kalması (herkesin bünyesi farklı, bazı hastalarda izler kötü kalır).. Gerçekçi olalım. Bu dünyada "komplikasyon" denen bir olay varken aynı anda ameliyatların sonucu için "garanti" veremezsiniz. Hem "ak" olsun hem "kara", olmaz!. Hastalar ameliyat öncesi imzaladıkları onam belgesinde bu gibi komplikasyon ihtimalleri olduğunu bildiklerini, bu konuda kendilerine bilgi verildiğini ve bu riskleri göze alarak ameliyat olduklarını kabul ediyorlar. Yanlış anlaşılmasın, onam formları, doktorları kesinlikle bir sorumluluktan kurtarmaz, sadece komplikasyonlar hakkında hastaları bilgilendirdiklerinin, hastanın da bu komplikasyon ihtimallerini kabul ettiklerinin belgesidir. Eğer hastada bir komplikasyon gelişirse, cerrahın görevi bu komplikasyona müdahale ederek işleri yoluna koymaktır. Hastaların garanti istemesi, hatta bazı cerrahların da ameliyatlar hakkında garanti vermesi hiç bir şeyi değiştirmez. Yani anlayacağınız garanti istemekle sadece kendinizi kandırırsınız. Dürüst olan hiç bir cerrah garanti vermez, tıpta garanti olamayacağını anlatır size.. Ayrıca zaten hastaların hem zorunlu olan onam belgesini imzalayıp komplikasyon risklerini kabul etmesi, hem de garanti istemesi çok saçmadır. Garanti isteyen hasta komplikasyon riskini zaten kabul etmiyor demektir ki, bu da gerçekçi değildir. Yani kendinizi kandırmayın.. Komplikasyon riskleri hayatın bir gerçeğidir.

---

Diğer yandan, doktordan garanti istemenin bir de "tüm sorumluluğu tamamen doktora bırakmak" gibi bir yönü var. Her ameliyat bir sorumluluk ister. Eğer bir hasta ameliyat olmak istiyorsa bunun sorumluluğunu cerrahı ile paylaşmalıdır. Tabiri caizse ameliyatın yükünü cerrahı ile birlikte üstlenmelidir. Cerrahın, yerine getirmesi gereken yükümlülükleri olduğu gibi, hastanın da üstlenmesi gereken yükümlülükleri vardır. En basitinden, kesileri uzun, dikişleri fazla ameliyatlarda (meme küçültme, karın germe) hastanın sigara içmemesi gerekir. Sigara, yara iyileşmesini bozar, dikişlerin kaynamasını sekteye uğratır. Sigara yüzünden dikişlerde kaynamama, açılma olabilir. Ameliyatlarda garanti istemek, hastanın sorumluluklarını gözardı edip tüm sorumluluğu doktora yıkmaktan başka bir şey değildir. Üstelik hastanın yara iyileşme potansiyeli, genetik özellikleri gibi tüm kişisel özelliklerini hiçe sayıp sanki hastanın bünyesi mükemmelmiş gibi tüm sorumluluğu doktora yıkmak ve garantili sonuç istemek hiç gerçekçi değildir. Kendinizi kandırmayın.

---

Bünye falan demişken, her hastanın farklı bünyeye sahip olduğunu da hatırlamamız gerekir. Kimisinde dikişler çok güzel iyileşirken, kimisinde yara iyileşmesi çok iyi değildir. Bu ne anlama gelir: Herkesde kalan ameliyat izleri farklıdır. Kimisinde çok ince, belli belirsiz bir iz kalırken, kimisinde belirgin iz kalır. Bu sadece ufak bir örnek. Hastalar tek tip, metabolizmaları birbirinin aynı, kopya organizmalar değildir; herkesin bünyesi farklıdır. Dolayısı ile her hastada aynı sonucun alınacağının da "garantisi" yoktur !..

---

Yıllar önce bir anestezi dergisinde okuduğum bir makale bana cerrahinin sürprizlerle dolu bir meslek olduğunu öğretmişti. Bu kadar sürprizlere gebe bir meslekte garanti vermek mümkün değildir. Bir hasta ameliyat edilmek üzere ameliyathaneye alınıyor. Yapılmış kan tahlillerinde hiç bir sorun yok. Anestezi vermek üzere damar yolu açılıyor ve hasta anında şoka giriyor!. Bakın, bu çok ciddi bir sürpriz işte! Olmayacağının garantisi var mı? Yok! Ama burada önemli olan hastanın başındaki doktorların olaya müdahale edebilme yetileri.. Anestezi doktorları ne olduğunu hemen anlayıp hastaya gerekli müdahalede bulunuyorlar. Hastanın damar yolu açılır açılmaz şoka girmesinin sebebi "latex alerjisi"!. Kırk yıl düşünseniz akla gelmez. Milyarda bir olabilecek bir alerji.. Hastaya serum bağlamak için açılan damar yolu, anjioket denen plastik bir iğne ile açılıyor. Hastanın bu plastiğe allerjisi olduğundan anjioket damarına girer girmez şoka giriyor. Hasta acil müdahale ile kurtarılıyor. Makaleye göre, daha sonra başka bir tarihte hiç latex kullanılmadan (plastik anjioket, plastik enjektör, plastik eldiven kullanılmadan) ameliyatı yapılıyor. Bu çok uç bir örnek olabilir ama cerrahinin sürprizlerle dolu bir iş olduğunun bir örneği. Böyle sürprizlerle dolu bir meslekte garanti veremezsiniz; hiç gerçekçi olmaz. Önemli olan olabilecek sürprizlere (komplikasyonlara) müdahale edebilme yetinizdir. Biz uzmanlık eğitimi sırasında bu olası sorunları ve bunlarla nasıl başa çıkacağımızı da öğreniyoruz. Gerçekçi olan garanti vermek değil, olası komplikasyonları hastaya dürüstçe anlatmak ve herhangi bir sorun gelişirse bununla başa çıkabileceğinizi açıklamaktır.

---

Hastaların yapması gereken garanti istemek değildir. Ameliyatın risklerini ayrıntılı bir biçimde doktorundan öğrenip herhangi bir sorun yaşanırsa, ameliyatın sonucu istendiği gibi olmazsa, neler yapılabileceğini öğrenmektir. Ameliyattan önce ve sonra doktorunun önerilerine uymaktır. Önerilen tarihlerde kontrollere gitmektir. İleriki dönemlerde de bir sorun yaşarsa derhal doktorunu bundan haberdar etmektir.

---

Para meselesine gelince, hastaların bilmediği bir şey var. Bir cerrah ameliyata girdiği an bir sürü ödeme yükümlülüğünün altına girer. Bir çok yere anında borçlanır yani. Ameliyathane kirası, hemşire, personel ücretleri, malzeme ve ilaç masrafları, vergiler direkt ameliyat başladığı anda cerrahın borç hanesine yazılıyor. Dolayısı ile ameliyata başlanması, anında belli bir ödeme gerektiriyor. Bu ödemeler "garanti"dir işte. Bu yüzden ameliyat ücretleri genelde ameliyata girmeden alınır. Bunun paragöz olmakla falan alakası yoktur.. Son olarak, ameliyat ücretinin hepsi cerrahınıza kalmıyor, bunu bilmelisiniz. Masraflar, çalışanların maaşları, vergiler, hatta kliniğin elektriği, suyu, kirası vs gibi masraflar çıktıktan sonra geriye ne kalırsa o kalıyor cerrahınıza. İki tık tık, bi şık şık değil yani. O eskidenmiş..

Op. Dr. Oytun İdil

www.peniscerrahisi.com

oytunmd@gmail.com

0 533 5690649

0 505 2965569