Ders aldığım anılarım - 3

Memelerim neden asimetrik?

Bir gün bir kadın bana telefonla başvurdu: "Doktor bey, bir süre önce meme büyütme ameliyatı geçirdim ama memnun değilim. Durumumu size danışmak istiyorum."

Normalde ameliyat olmuş kişilerin bu gibi taleplerine cevap vermiyorum. Hastanın ameliyat öncesi durumunu bilmeden, ameliyatında yapılanları bilmeden herhangi bir yorumda bulunmam doğru olmuyor. Hele, böyle bilinmezler varken bir meslektaşımın ameliyatı ile ilgili yorum yapmayı gerçekten yanlış buluyorum. Bu hastalara tavsiyem her zaman ameliyatlarını yapan cerraha başvurmalarıdır; ama bu hastanın şikayeti ilginçti.

- 'Şu an sorununuz nedir?'

- 'Benim ameliyattan önce herhangi bir asimetrim yoktu. Her iki memem de eşit boyutlardaydı ve tamamen simetriktiler. Ama ameliyattan sonra şu an biri büyük, biri küçük. Üstelik biri diğerinden daha aşağıda duruyor.'

- 'Ameliyatınızda kullanılan silikon implantlardan olabilir. Bu implantların kimlik kartını verdiler mi size?'

- 'İmplantların kimlik kartını verdiler doktor bey. İki tarafa da aynı boyutta aynı marka ve model implant kullanılmış. Ama şu an müthiş asimetri var iki taraf arasında.'

- 'Gerçekten çok enteresan bir durum. Bir ara uğrarsanız sizi görelim. Bu şekilde, telefondan size yardımcı olamıyorum. Sorunun nereden kaynaklandığını anlayamadım.'

Hasta bir gün muayene olmak üzere çıktı, geldi. Durumu gerçekten çok ilginçti. Daha önce hiç bir şekilde asimetrisi olmayan bayana bir çift aynı hacimde olan eş 2 silikon implantla meme büyütme ameliyatı yapılmış ama son derece asimetrik bir görüntü elde edilmişti. Problemin nereden kaynaklandığını bir türlü çözemedim. Sonunda hastaya, bir süre daha beklemesini ve kendi doktoruna tekrar başvurması gerektiğini tavsiye ettim.

Hasta tam kalkarken bir laf etti, bir anda olay aydınlandı.

Kadın tam kalkıp gidecekken şöyle söyledi: 'Halbuki ameliyatıma iki cerrah birden girmişti, neden böyle oldu acaba?'

O an olay aydınlandı. Bu kadının ameliyatına iki plastik cerrah aynı anda girmiş ve aynı anda iki göğse implant yerleştirmişlerdi. Tabiri caizse 'el farkı' yüzünden birinin açtığı implantın konacağı boşluk, diğerininkinden farklı olmuş; birinin açtığı boşluk, diğerininkinden aşağıda kalmıştı.

Alınan iki ders var:

1. ders: Bu gibi iki taraflı ameliyatlarda mutlaka iki tarafı da aynı cerrah opere etmelidir. Yoksa mutlaka asimetri olur. Emin olun, bir kepçe kulak ameliyatında bir kulağı bir cerrah, diğerini başka bir cerrah yapsın, asimetri kaçınılmazdır. Bu bayanın ameliyatında da her iki tarafı farklı cerrahın ameliyat etmiş olması affedilmez bir hataydı. Ama cerrahların çok ciddi bir hataları daha vardı.

2. ders: Tüm meme ameliyatlarında ameliyatın sonunda, ameliyat masasının baş kısmı hafifçe dikleştirilir ve hasta hafifçe oturur pozisyona getirilir. Böylece hasta ayakta dururken her iki göğüs arasında asimetri olup olmadığı değerlendirilir. Maalesef bu bayanın cerrahları ameliyatın sonunda hastayı oturur pozisyona getirip durumunu kontrol etmemişlerdi; etselerdi oluşan asimetriyi görürlerdi.

Bu meslektaşlarımızın ameliyatı bu şekilde sağ-sol birlikte, aynı anda yapmasının ve ameliyatın sonunda hastayı oturur pozisyona getirip simetri kontrolü yapmamalarının tek bir sebebi olabilir; vakitten kazanmak. Evet, maalesef, zaten 1 saat süren bir ameliyatı yarım saatte bitirmek için 2 ciddi hata yapmışlardı. Bunun faturasını ise hasta şimdi bir revizyon ameliyatı olarak ödeyecekti.. Bu malpraktis midir? Maalesef, bence malpraktistir.

-------------------

Kızlarından acımasızca intikam almak isteyen annenin hikayesi...

Bu vakam da çok enteresandır. Uzmanlığa yeni başlamış meslektaşlarım için ders niteliğinde bir olay...

Burun estetiği yaptığım dönemde başıma geldi. 12-13 sene önce.

Yurtdışından 2 genç kız, anneleri ile birlikte burun ameliyatı olmak üzere İstanbul'a geldiler. İkisinin de burun yapısı çok benzerdi ve sadece ufak bir kemer sorunları vardı. Sadece törpü yapacağımızı, burun estetiğinin tüm basamaklarını yapmayacağımızı, burun kemiklerini kırmaya gerek olmadığını söyledim. Anneleri, kızlarının ameliyat olmasını istemiyordu. Sonradan öğrendiğime göre iki kızında ameliyat masraflarını anneleri ödeyecekti. Burun ameliyatını zaten baştan sona yapmayacağımızdan uygun bir ameliyat ücretinde anlaştık ve iki kardeşi bir iki gün içinde ameliyat ettik. Buraya kadar sorun yok. Ama size yaklaşan kasırganın ipuçlarını vereyim: ameliyat masraflarını anne karşılıyor ve kızlarının ameliyat olmalarını istemiyor. Anne, kızlarının ısrarları sonucu gönülsüzce ameliyata onay vermiş ve masrafları da gönülsüzce karşılıyor.

Ameliyattan sonra kızlar kontrole geldiler. Bandajlarını açtık. Kemerler alınmış olduğundan ikisinin de burnu son derece iyi görünüyordu. Sonra, anne konuştu: "İkinizin de burnu kocaman olmuş, berbat olmuş. İkiniz de çok çirkin görünüyorsunuz."

Ben o an şok oldum. Kadın, sonucu görmesine rağmen kızlarına burunlarının çirkin olduğunu, kocaman olduğunu söylüyordu. İnanamadım.. O andan sonra annelerinin telkiniyle iki kızda ağlamaya başladı. Onlar ağladıkça anne telkine devam etti: "Burunlarınız patlıcan gibi olmuş. Geçmiş olsun. Ben size olmayın dedim, dinletemedim." Anne, bana hiç bir şey demiyor, direkt kızlarına çalışıyordu. Ameliyatın sonucu kötü olsa tepkisini bana göstermesini beklerdim; ama o, baştan beri bu işe gönülsüz olduğundan ve masrafları kızlarının ısrarı sonucu karşıladığından, (ameliyat sonuçları başarılı olduğu halde) şimdi artık kızlarından intikamını alıyordu. Kadın tamamen soğukkanlı bir biçimde gidene kadar kızlarına telkine devam etti, kızlar da ağlamaya. Ne kadar anlatmaya çalıştıysam da anlatamadım, sadece ufak bir kemerin törpülenmesi ile burnun şekilsiz olması, büyümesi mümkün değildir.

Sonunda yurtdışında ülkelerine döndüler.

Aradan bir ay kadar bir süre geçtikten sonra bana e-mail atarak özür dilediler. "O gün sebepsiz yere sizin de canınızı sıktık, şu an ikimiz de ameliyat sonucundan memnunuz, emin olun. Bunu size bildirmek için e-mail atıyorum. Elinize sağlık hocam." yazmışlar. Annelerinin yaptığı şeye o kadar kızmıştım ki, kızlara açık açık yazdım: "Anlaşılan anneniz, ödediği paraya kıyamadı, sizin ısrarınız sonucu ödemek zorunda kaldı ama sonra da sizden intikamını aldı. Böyle bir şey görmedim, pes!"

Aldığım ders: Ameliyat sonucu ne kadar başarılı olursa olsun, çevredekilerin telkini bazen ameliyat olan kişiyi yanlış yönlendirebiliyor. Bu gibi bir olayı genç bayan hastalarda da görebilirsiniz. Genç kız burun estetiği olur, sonuç harikadır, ama hasta sonuçtan memnun değildir. Muhtemel sebebi şu: hastanın kız arkadaşları önceden de hastayı çekemiyorlarsa; aralarında kıskançlık varsa; ameliyat sonucu harika bile olsa "kötü olmuş, havan bozulmuş, eğrilik var galiba" gibi telkinlerle hasta sonucu beğenmeyebilir. Bu hastalarda çevrelerinde kötü telkinde bulunan bir arkadaş, akraba olup olmadığı araştırılmalıdır..

---------------------------

Doğuştan gelen deformasyonların tedavisini kabullenmek zor olabiliyor...

Sonradan edinilmiş estetik kusurların düzeltilmesi daha kolay tolere edilirken, kişi doğuştan gelen kusurların düzeltilmesine alışamayabilir. Örneğin bir kazada kulağınız yaralanmış olsun. Estetik ameliyatlar ile, dikiş izleri kalsa da sonunda büyük ihtimal memnun kalırsınız; ama doğuştan kepçe kulaklı bir hasta, ameliyatla bu durumu düzelttiğinde bazen sonuca alışamayabiliyor. Doğuştan beri gelen bir sorun olduğundan yıllar içinde bu durum artık onun normali olmuş olabiliyor. Düşünsenize, hasta diyelim 20 yaşında ve kepçe kulaklı. Yıllardır, 20 yıldır, ne zaman aynaya baksa direkt kepçe kulaklarını karşısında, aynada görüyor. Bu kişi kulaklarını ameliyatla düzelttirdiğinde artık kulakları arkaya yattığından aynada kulaklarını göremiyor ve bu durumu çok rahatsız edici bulabiliyor.

Asistanlığımın son yılında ameliyat ettiğim bir tıp 6. sınıf öğrencisi vardı. Kepçe kulak ameliyatı olmak istiyordu ve ameliyat tarihini, iyileşme dönemini hesaplamış, tam sargının açılacağı gün memleketine gidecek şekilde ayarlamıştı. Bu elemanın ameliyatını yaptık, sorunsuz geçti. O zamanlar kulakları 1 hafta için sarıyorduk (artık sarılmıyor, çok ufak bir pansumanın üzerinden saç bandı takıyoruz). Ameliyattan bir hafta sonra bu eleman polikliniğe geldi. Sargısını açtık ve aynada kulaklarını gösterdik. O an dondu kaldı. Yüzünde hiç bir ifade olmadan (mutluluk ifadesi kesinlikle yoktu) bana 'Bu durumu annemlere nasıl açıklayacağım?' diye sordu. Halbuki eve gidişini buna göre ayarlamış, ameliyat olmayı kendi istemişti. Poliklinikten giderken kesinlikle memnun değildi. Sonucu acayip yadırgamıştı. Bu yaşına kadar aynada gördüğü kulaklar arkaya yatırıldığından sanki ona ameliyatla kulaklarını almışız gibi geliyordu. Bir kaç hafta sonra bu elemanı bir kez daha gördüm. Stajyer öğrenci olduğundan zaten sık sık bizim polikliniğin çevresinde rastlıyordum. Artık mutluydu ve durumu kabullenmişti.

Alınacak ders: Bu gibi doğuştan gelen (yada uzun yıllardır var olan) kusurların düzeltilmesi sonucu hasta yeni görünümünü kabullenmeyebilir. Ameliyat sonucu çok başarılı bile olsa hasta sonucu beğenmeyebilir ve depresyona girebilir. Nadiren de olsa karşılaştığımız bir durumdur bu..

------------------------

"Kocam için estetik oluyorum..."

"OLMA!!!"

Bu olay ben asistanken fakültede geçiyor. Bir kamu kuruluşunda oldukça üst düzey bir yönetici olarak çalışan bayan hasta, kliniğimizde estetik ameliyat olmuştu. Şimdi sırasını tam hatırlamıyorum ama, burun estetiği, liposuction, karın germe, meme dikleştirme gibi bir dizi estetik ameliyatı bir kaç seansta olmuştu. Tesadüfen pansumanları da hep bana denk geliyordu. Gel-git, defalarca rastlaştığımızdan neredeyse bu bayanla ahbap olduk..

Bir gün beni yanına çağırdı, iyice yaklaşmamı istedi ve,

'Doktorcuğum, sen evli misin?' diye sordu..

Bekar olduğumu söylediğim de ise 'Sakın çok güzel bir bayanla evlenme doktorcuğum, bu dediğimi unutma' dedi.

'Neden?' diye sorduğumda, şu cevabı verdi: 'Benim eşim çok yakışıklı bir adamdır, yaşım ilerledi. Bu ameliyatları onun için oluyorum. '

O zaman ne diyeceğimi bilemedim ama bugün olsa bu sebeple estetik ameliyat olmasına karşı çıkardım. Tecrübelerime dayanarak söylüyorum; estetik olmak, artık yürümeyen bir ilişkiyi toparlamıyor. Çareyi estetikte aramayınız. O adam zaten sizi kalpten seviyorsa karın sarkıklığı, memelerdeki sarkma hiç gözüne batmayacaktır; hatta, sizi böyle sevecektir. Bu gibi sebeplerden sağlam temellere dayalı hiç bir ilişki etkilenmez. O zamanlar hem cerrahide hem de evlilik meselesinde tecrübesiz olduğumdan o bayana cevap vermemiştim. Bugün aynı şeyi söylese, 'kocasını elden kaçırmamak için' estetik ameliyat olmamasını söylerdim.

Alınacak ders: "Estetik ameliyat, bitmiş bir ilişkiyi kurtarmaz.."

Yalnız şunu da not düşeyim: Estetik ameliyat, bitmiş bir ilişkiyi kurtarmaz; ama boşanmadan (yada ayrılmadan) sonra (sonra derken boşanmanın travmasını atlattıktan sonra, mesela en az 1 sene sonra) estetik olursanız tamamen kendiniz için olursunuz ve bu da kendinize olan güvenin artmasını sağlar. O zaman olun.

---------------

Kombine estetik ameliyatlar serisi

Sadece bir sayı vereceğim: 21! Yazıyla: YİRMİBİR! Bu ne mi?

Bir hastamın benden tek ameliyatta yapmamı istediği estetik ameliyatların sayısı! Tabii ki, bu isteğinin gerçek dışı olduğunu, bir seansta en fazla 2 büyük ameliyat ile birlikte 2-3 ufak girişim yapabileceğimizi anlattım. İstediklerinin hepsini yapamayacağımızı söyledim. Hasta benden ameliyat günü almadı; belki başka bir klinikte olmuştur ameliyatlarını. Bence hastanın güvenliği en önemli şeydir. Ameliyatların başarısı, iyi olması 2. sırada gelir. Önce güvenlik!..

Alınacak ders: Hastalar her şeyi ister. Garanti de ister. Hepsini tek seferde ister. Ucuz olsun ister. En ufak bir sorun çıktığında dosdoğru doktoru suçlar. Uzman doktor olmanın bir sorumluluğu, hastayı yönetmek, güvenlikten taviz vermemek, her türlü riski hastaya baştan anlatıp olurunu almaktır. Olmayacak şeye para için olur demek, üçkağıtçı tüccarların yapacağı şeydir.

----------------

Resmen çam devirmişim! Öyle böyle değil...

Bu anımı Facebook'a hastalarımdan biri yazmış (tamamen tesadüf eseri rastgeldim ve okudum) Orada okuyunca aklıma geldi. Harbiden çam devirdiğim bir olaydır. Hastam da, bunu 'komik bir anı' olarak yazmış.

Bir gün bir transeksüel hastam telefon açıp yüz feminizasyonu (yüzün kadınsılaştırılması) ile ilgili olarak görüşmek istediğini söyleyip randevu aldı. Bir arkadaşı ile geleceğini de ekledi. Hastam diyorum ama bu hastayı daha önce görmemişim; sadece e-mail ile yazışmışız. Randevu günü geldiler. Merhaba, hoşgeldinizden sonra hemen hastam sandığım kadına dönüp başladım konuşmaya: "Yanaklarınızda hacim kaybı var. Kadınsı bir görüntü için yanaklarınıza yağ enjeksiyonu yapabiliriz. Ayrıca burun estetiği ile burunu ufaltırsak, görüntünüzün feminenleşmesine katkısı olur..." vs.

Konuştuğum ve hastam sandığım bayan "Ben değil, arkadaşım sizinle görüşmek için gelmişti. Trans birey olan o. Ben onun kız arkadaşıyım!" demez mi!

Meğer konuştuğum kadın, doğuştan kadınmış. Diğer koltukta oturan kadın ise muayene için randevu alan transeksüel hastammış. Ultra büyük bir çam devirmiştim; ama yemin ediyorum, yerimde kim olsa aynı hatayı yapardı. Ama durun, daha bitmedi... Olayın maalesef devamı da var.

Doğal olarak özür dileyip diğer koltukta oturan 'kadın'a yöneldim. Baktım... Baktım... Sağdan... Soldan... Valla yüzü kesinlikle kusursuza yakın feminen bir yüzdü. Zaten bu yüzden diğer kadını yüz feminizasyonu için gelen transeksüel kadın sanmıştım. Meğer transeksüel olan hastam, kız arkadaşı olan diğer kadından daha feminenmiş. Yüzünü iyice inceledim, yapacak bir şey bulamadım ve ameliyat önermedim. Bu durum, tabii ki diğer kadını oldukça sarsmış olmalı ama maalesef gerçekler bazen acı olabiliyor. Diğer kadının (doğuştan kadın) yüzü ile ilgili yapılabilecekler vardı. Burun estetiği de olsa iyiydi. Transeksüel kadın hastamın ise hiç bir şeye ihtiyacı yoktu..

Transeksüel hastam bu anıyı internette bir yerde yazmış ve şunu da eklemiş: "Doktor Oytun bey tamamen doğallıktan yana. Ben istediğim halde, yüzümün herhangi bir işleme gerek olmadığını söyledi. Yine de başkasının fikrini alabilirsiniz diyerek beni başka bir plastik cerrahın da görmesi için teşvik etti."

Alınacak ders: Sadece bu vaka ile ilgili değil, genel olarak söylüyorum: "Feminen olmanın doğuştan kadın olmakla, transeksüel olmakla alakası yok. Bazen öyle transeksüel hastalarla karşılaşıyoruz ki, konuşması, oturması, kalkması, mimikleri, bir çok kadından daha feminen. Bir zarafet sahibi. Üstelik bu içten gelen kadınsılık, ameliyatla yada başka bir yöntemle kazanılacak bir şey değil. Bayan, bu derece feminense ve fiziksel bir kusuru da yoksa, estetik cerrahi açıdan yapacak bir şey kalmıyor.."

--------------------

"Aaa, kahvaltı mı yapacaktık, sağ olun tokum hocam!"

"NEEY?!!"

Şehirdışından gelecek bir hastam vardı.. Plana göre hasta sabah kliniğe gelecek, muayenesini yapacağız, öğlen gibi de ameliyatını yapacağız, akşam göndereceğiz... Şunu not düşeyim; artık böyle çalışmıyoruz. Ameliyattan en az 24 saat önce hastayı kliniğimizde görüyoruz.

Tabii, adam ameliyat olmak üzere geldiğinden aç olması gerekiyor.

O sabah erkenden kliniğe gittim. Yolda da bir kaç poğaça, meyve suyu falan aldım. Tam atıştırırken hastam geldi.. Merhaba, hoşgeldiniz falan faslından sonra -ameliyat olacağından önemliydi- hastaya aç olup olmadığını sordum. Bana "Sağ olun tokum." dedi.

Nasıl ya! Aç olması gerekmiyor muydu?

"Aç değil misiniz? Ama ameliyat olacaktınız, aç gelin demiştim!" dedim.

Meğer masadaki poğaçaları görüp ikram ediyorum sanmış. Kibarlıktan tokum demiş.

Alınacak ders: Ameliyat sabahı hasta aç, cerrah tok (hafif bir kahvaltı yemeli) olmalı.

---------------

Hastanız aslında gizli müşteri olabilir mi?

Bu olay uzun bir zaman önce oldu (Yıl: 2004). Bir kadın burun estetiği olmak istediğini söyleyerek hastanemize geldi ve muayene oldu. Meslek olarak güzellik uzmanı olduğunu söylemişti. Resimlerini aldım, bilgisayarda bir çalışma yaptım. Fakat kadın hiç doğal değildi ve fena halde kötü bir oyuncu idi. Belki de bir sinema fanatiği olduğumdan kötü bir oyuncuyu, rol yapanı (daha doğrusu yapamayanı) anlayabiliyorum. Hatta hiç unutmuyorum, fena halde Gülben Ergen'i taklit ediyordu (ses tonu birebir Gülben Ergen'di diyebilirim). Bu kadın ameliyat günü aldı ve gitti. Hiç bir hasta beni bu kadar rahatsız etmemişti, kesinlikle rol yapıyordu. Ben de hiç yapmadığım bir şeyi yaptım ve akşam bu kadının adını Google'da aradım (en basit araştırma!). Tahmin ettiğim gibi çıkmıştı: bu kadın bir figürandı ve dizilerde figüranlık yapıyordu. Resimleri ve kayıtlı olduğu ajansın web sayfası hala bende saklıdır (şu an o ajansta kayıtlı görünmüyor). Ameliyat günü gelmedi tabii ki (gelmeyeceğini tahmin etmiştim). Bu kadın bir gizli müşteri idi. Tamamen benim paranoyam da olabilir bu olay tabii ki. Ama diğer meslektaşlarımdan da buna benzer hikayeler dinledim daha önce. Ayrıca bence bu kadının gizli müşteri olduğunun bir kanıtı da var: Hiç bir oyuncu burun estetiği olmak için bir plastik cerraha başvurduğunda, mesleğinin oyunculuk olduğunu gizlemez. Mesleği itibarıyla burnunun görünümü çok önemlidir ve ameliyatın planlanışında, yapılmasında ayrı bir özen istediği için mutlaka doktoruna, oyuncu olduğunu, hayatını görünüşü ile kazandığını söyler. Ünlü birisi ise zaten bilirsiniz, ismini henüz duyurmamış bir şarkıcı ya da oyuncu ise mutlaka işinden doktoruna bahseder. Bu gibi gizli müşteri şeklinde casusluğun ülkemizde (özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde, özel çalışan hekimler arasında) sıkça uygulandığını düşünüyorum.

Bu aslında sıkça uygulanan bir piyasa araştırması yöntemidir ve buna piyasada "Gizli Müşteri" deniyor. Bu yöntemde, casus olan kişi müşteri gibi rakip firmaya gidiyor ve firmanın çalışma şekli, ürünlerinin özellikleri ya da mağazanın dekorasyonu gibi konularda bilgi ediniyor. Yukarıdaki olayın ben İstanbul'a geldikten hemen bir iki ay içinde gerçekleştiğini belirtmeliyim. Belli ki İstanbul'a gelmemden rahatsız olan bir meslektaşım (kim olduğu hakkında net bir tahminim de var; eski bir arkadaşım maalesef) benim hakkımda bilgi toplamak için böyle bir yola başvurmuştu. Bu konuda hizmet veren web siteleri ve şirketler var. Google da "gizli müşteri" diye arayın, göreceksiniz.

Bu olayı neden anlattım? Özellikle genç meslektaşlarım büyük şehirlerde dönen dolapları bilsinler diye. (daha neler var da, buraya yazamıyorum...)

Alınacak ders: Saçma sapan işlerle uğraşan, sizi rakip gören meslektaşları boşverin siz. Yapılması gereken tek bir şey var: "İşinizi doğru yapın, gerisini boş verin."

----------------

Gelecek yazıda bazı özel sağlık kuruluşlarında (isim istemeyin) şahit olduğum skandala varan olaylardan bahsedeceğim. Örnek: Hasta yakınları zaten ölüm döşeğindeki hastaları kaybedildiğinde neden doktorlara saldırır? Doğuştan gross anomalisi olan bir bebeğin anomalisi anne karnında iken ultrasonda nasıl olur da fark edilmez? Tatsız bir yazı olacağı kesin...

--------------

Op. Dr. Oytun İdil

0533 5690649

oytunmd@gmail.com

www.peniscerrahisi.com

www.kozmetikcerrahi.com