Estetik mağduru olmamak için..

Yakın zamanda bir dergi (Tüketici dostu) ile "estetik mağdurlarının hakları" üzerine bir röportaj gerçekleştirdim. Bu konuyu biraz daha genişçe, örneklerle yazıya dökmeye karar verdim. Bu konuda en çok merak edilen, hastanın hakkını nasıl arayacağı. Hasta, doktorunu kime şikayet edebilir? Hakkını aramak için nereye başvurmalı? Tazminat alma şansı nedir? Hastanın hakları nelerdir? Avukatlar, tüketici haklarını koruma dernekleri vs. bu sorulara cevap arıyor. Bence bunlardan önce cevaplanması gereken, daha önemli başka sorular var. Örneğin:

1) Hastaların sorumlulukları nelerdir?

2) Hastalar mağdur olmamak için ne yapmalı?

Öyle ya, herkes "hasta hakları" deyip duruyor; ama hasta haklarından önce "hastanın sorumlulukları" geliyor bana kalırsa. Emin olun bir hasta mağdur olmuşsa bunun sorumluluğunun bir kısmı hastanındır. Hastalar öyle ciddi yanlışlar yapıyorlar ki, sonunda mağdur olunca hemen işlemi yapan doktorun yakasına yapışıyor; ama kendi yanlışlarını görmezden geliyor. Bunları madde madde yazayım yine; okuması kolay olsun.. İçimden bir ses, bu yazının biraz uzun olacağını söylüyor. Son paragrafta özet geçeceğim, okumaya üşenen varsa direkt son paragrafı okusun lütfen..

- Hastanın sorumlulukları: Bu konu her zaman (lafın gelişi demiyorum, gerçekten herrr zaman!) göz ardı ediliyor. Neden? Çünkü yapılan bir estetik uygulamanın yada işlemin sonuçlarından her zaman 100% doktor sorumlu tutuluyor. Yok böyle bir şey. Böyle bir dünyada yaşamıyoruz! Hasta, kendi isteği ile gelip bir işlem yaptırıyorsa hastaya düşen sorumluluklar da var. Ben hasta-doktor ilişkisini evliliğe benzetiyorum. Nasıl ki evlilikte her iki tarafın da sorumlulukları oluyor, hasta-doktor ilişkisinde de sorumluluk tek tarafa ait değildir. Hastanın, yapılan işlemin sorumluluğunu doktoru ile birlikte paylaşması gerekir. "Ben kendi isteğim ile geldim, şu işlemi istiyorum ama bir sorun çıkarsa sen sorumlusun". Böyle bir dünya yok maalesef. Hastaların doktorlarını doğru seçmek, yapılacak işlemle ilgili yeterince araştırmak ve doktorundan bilgi almak gibi sorumlulukları vardır. Bu kadar da değil. Doktorun ameliyat / işlem sonrası önerilerine uymak, kontrollerine zamanında gelmek, iletişimi kesmemek gibi sorumlulukları da vardır. Doktor seçimi zor, biliyorum; ama en azından doğru uzmana gidiniz. Son yıllarda estetik cerrahinin artan popüleritesi yüzünden tüm diğer uzmanlık dalları estetik cerrahiye merak saldı. Meme kanseri ameliyatı yapan genel cerrahlar meme estetiği yapmaya başladı. Uzmanlık eğitimi sırasında göz küresinin hastalıklarını öğrenen göz hastalıkları uzmanları, göz kapağı estetiği yapmaya başladılar. Halbuki bir organın anatomisini bilmek, hastalıklarını tedavi etmekle o organın estetik ameliyatlarını yapmak tamamen farklı şeyler. Plastik cerrahi uzmanları 6 yıllık ihtisasları boyunca aldıkları eğitimde her vücut bölgesi için ayrı bir estetik anlayış öğreniyor. Ameliyat sırasında doğru sonuca varmak için doğru teknik düşünce tarzını öğreniyorlar.

Örnek vereyim: En basitinden göz hastalıkları uzmanlarının merak saldığı göz kapağı estetiğini ele alalım. Göz kapağı estetiği yapmak için cerrahın göz anatomisi bilmesi yetmez. Olay sadece göz ve göz kapakları ile sınırlı değildir. Göz kapakları sarkık bir kişi, istemeden kaşlarını kaldırır, bu şekilde sarkmış gözkapaklarını da kaldırmaya çalışır. Kaşlarını yukarıda tuttuğu için alnı kırışır. Bu gibi kişilerde sadece gözkapağı estetiği yapılırsa yanlış olur, çünkü gözkapağında sarkıklığı giderilen hasta, artık kaşlarını kaldırmaz. Kaşlarını kaldırmaya gerek duymaz. Bu yüzden ameliyattan kısa süre sonra kaşları düşer. Yani bu hastalar ele alınırken gözkapağı, kaşlar, alın, birlikte değerlendirilmelidir. İşte plastik cerrahların 6 yıl aldıkları eğitimin bir kısmı, hastayı bütünsel olarak ele alıp yapılan estetik girişimin sonuçlarını önceden görebilmektir. Bir göz doktoru bunu yapamaz. Bu eğitimi alabilmesi için göz hastalıkları eğitiminin üzerine 6 yıl da plastik cerrahi eğitimi almalıdır. Estetik mağduru olmak istemeyen hastaların birinci "sorumluluğu" estetik cerrahi için bir plastik cerraha başvurmaktır. Doğru plastik cerrahı bulmak ayrıca zordur, kabul ediyorum; ama estetik ameliyat için genel cerrah yada göz doktoru yerine bir plastik cerrahı tercih etmek de zor değildir herhalde. Hem de daha akılcı olduğunu inkar edemezsiniz. Bakın, size ABD de yaşanmış bir olayı anlatayım. Bir kadın, kendini estetik cerrah olarak tanıtan bir doktora meme büyütme ameliyatı oluyor. Ameliyattan sonra memelerin görünümü tamamen farklı. Biri yukarı bakıyor, biri aşağı bakıyor. Doktoru ile olayı çözemiyor ve dava açıyor. Mahkemede doktorunun aslında göz doktoru olduğunu öğreniyor. Bu, yaşanmış, haber kaynaklarına geçmiş bir olaydır. Gördüğünüz gibi bu işler ABD de bile arap saçına dönmüş durumda. Bu yüzden doğru uzmana başvurmak, estetik mağduru olmak istemeyen hastaların bir numaralı sorumluluğudur. Doğru uzmana başvurmak ve ameliyat hakkında doğru bilgilenmek, zaten bir sorun çıkma ihtimalini oldukça düşürecektir.

- Tıpta garanti olmaz!: Hastaların düştüğü bir yanlış da estetik ameliyat olurken sonucun garantili olmasını istemeleri. En baştan, net olarak söyleyeyim, hatta büyük harflerle yazayım: TIPTA GARANTİ OLMAZ! GARANTİ VEREN BİR DOKTOR KESİNLİKLE YALAN SÖYLÜYORDUR!

Tıpta neden garanti olmaz? Çünkü yaşadığımız bu dünyada adına "komplikasyon" ve "bünye" denen şeyler var! Komplikasyon, kısaca tıbbi bir işlem sonucunda "istenmeyen ve beklenmeyen sorunlar" demektir. En basitinden, her ameliyatta dikişlerde açılma, kanama, enfeksiyon gibi sorunlar ortaya çıkabilir ve bunlara "komplikasyon" deriz. Hiç bir cerrah, hastalarında bu sorunlarla karşılaşmak istemez ama adı üstünde, bunlar zaten "istenmeyen ve beklenmeyen sorunlar"dır. Komplikasyon, hayatın bir gerçeğidir. Hatta ameliyattan önce hastaların imzaladıkları "aydınlatılmış onam formu"nda bu komplikasyonlar yazılıdır. Hasta, onam formunu, "bu riskler bana anlatıldı, formdan da okudum, anladım" diyerek imzalar. Hasta, onam formunu imzalayarak zaten ameliyatın risklerini kabul etmiş ve sorumluluğu doktoru ile paylaşmıştır. Bu gerçekler ortada iken "garanti istemek ve doktorun garanti vermesi" son derece saçmadır. Gerçekçi değildir. Lütfen doktorunuzdan garanti isteyerek kendinizi kandırmayın. Ameliyatın sorumluluklarını doktorunuzla birlikte üstlenmek yapılacak en doğru şeydir. Bunun için biraz çaba gösterip ameliyat hakkında iyi bir araştırma yapmalı, bilgilenmelisiniz. Hatta birden çok doktorla görüşüp bir kaç farklı görüş almalısınız. Ameliyattan sonra "Mağdur oldum! Doktorumu nasıl cezalandırırım?" diye oraya buraya koşturmaktan daha faydalıdır. Maalesef hastalar çocuk gibidir. Neden mi? Aşağıda anlatmaya devam ediyorum..

- Hastalar doktorunu yönlendirmeye çalışır: Profesyonel bir cerrah kesinlikle olayları hastasının yönlendirmesine izin vermez. Vermemelidir. İpleri hastaya bırakmak tam bir amatör cerrah işidir. Hastalar sıklıkla doktorunu yönlendirmeye ve normal prosedürlerin dışına itmeye çalışır. "Şu tahlili de yapmasak.. İmplant olarak şunu öneriyorsunuz ama ben onu değil, bunu istiyorum. Şu işlem olmazsa sonuçtan tatmin olmayacağımı söylüyorsunuz ama ben o işlemi istemiyorum. Şunu dediğiniz gibi yapmayalım, ben şöyle istiyorum..." Bazı hastalar gerçekten çocuk gibidir. Cerrahi kurallara aykırı da olsa bir çok kez cerrahı kendi istediklerini yapmaya zorlar. Benim 20 yıllık uzmanlığımda öğrendiğim net bir şey varsa o da "hastaların isteklerini dinlemek ama cerrahi kurallar çerçevesinde ipleri hastaya bırakmamaktır".

Size bu konuda güzel bir örnek vereyim. Genelde hastanelerde doktor yakınlarında ve hasta olarak gelen doktorlarda sorun yaşanır. Bu kişilerde her türlü sorun, komplikasyon olur. Neden, biliyor musunuz? Çünkü hasta doktor yada bir doktor yakını olunca, hastaya torpil geçilir ve genel prosedürlerin dışına çıkılır. Şu tahlile gerek yok, şu film çekilmese de olur denir.. Hasta tam anlamı ile hazırlanmadan ameliyata alınır.. Çabuk olsun diye belki ameliyat planı bile hızlıca yapılır. Kesinlikle bir şeyler atlanır ve sorun yaşanır. Doktorunuzu yönlendirmeye çalışmayın. Ne gerekiyorsa, ameliyat neyi gerektiriyorsa kabul edin. Fikrinizi söyleyin tabii, ama doktorunuzun şart koştuğu şeylere itiraz etmeyin. Geçenlerde bir tıp öğrencisi (intern, son sınıf öğrencisi) bana hasta olarak geldi, muayene oldu. İlk dakikadan beri hiç bir konuda anlaşamadık. Ne dediysem itiraz ediyor, ben şunu öyle istemiyorum, şöyle yapın, onu öyle istemiyorum, benim dediğim gibi yapın falan diyor. İstediği şeyler de tıbbi gerekliliklerin dışında şeyler. Yapılması gereken şeyleri ben istemiyorum, yapmayın diyor. En son "ücreti ameliyattan sonra veririm, önce vermem" dediğinde artık cinlerim tepeme çıktı. Biz bir ameliyat yaptığımız an bir çok yere borçlanıyoruz. Vergi dairesi, ameliyatı yaptığımız hastane, personelimiz, anestezi ekibi... Tüm bunlara borçlanıyoruz. Bu yüzden, ücret ameliyata girmeden alınır; kuraldır. Bu arkadaş "ücret ameliyattan sonra veririm" deyince ipler koptu. Kendisine dedim ki: "Sen Matrix filmini izledin mi? Orada bir replik var: Our way, or the highway? Ya bizim kurallarımızla oynarsın, ya da buyur kapı orada (kibarcası)". Gitti tabii... Doğrusu buydu. O hasta hiç ameliyat edilecek bir hasta değildi, çünkü ameliyatı kusursuz yapsanız bile sorun yaşanması 100% idi. İletişim kuramadığınız, her şeyi yönlendirmeye çalışan, hiç bir cerrahi kuralı kabul etmeyen bir hasta sizinle ameliyatın sorumluluğunu da paylaşmaz. Sorun yaşanması kesindir. Sonra "mağdur oldum" diye tüm sorumluluğu size yükler. Çok tehlikeli hastalardır bunlar. Böyle bir hasta, tecrübesiz ve paraya sıkışık (hasta potansiyeli az) genç bir cerraha denk geldiğinde, doktorunu her şeye ikna edebilir. İşte size bir felaket senaryosu. Genç cerrah arkadaşlar umarım bu yazımı okur, bu anlattıklarım kulaklarına küpe olur. Bugüne kadar kuralların dışına çıkmamakla hiç bir şey kaybetmedim. İletişim kuramadığım bu gibi hastaların gitmesi de benim için kazançtır. Yaşanması muhtemel bir çok sorun daha baştan bertaraf oluyor.

- Hastalar işlemi daha ucuza halletmeye çalışır: Bir örnek vereyim. Çok örnek var ama bu en uç olanlardan biri. Yıl 2006-2007 falan... Bir gün muayenehaneye bir kadın geldi. Botoks yaptırmak istediğini söyledi. Ücreti söyledim. Bana "Hayır, yanlış anladınız. Ben botoksu yanımda getirdim. Sizin sadece enjeksiyon ücretine yaptırmak istiyorum. Sonuçta botoks benden oluyor" dedi. Abartmıyorum, ağzım açık kaldı. Neeyy? Botoks yanınızda mı? Nasıl yani derken kadın, işte burada diyerek çantasından bir flakon botoks çıkardı. Bunu nereden aldınız diye sorunca, "iki gün önce eczaneden" demez mi! O yıllarda botoks eczanelerde satılıyordu ve böyle saçma sapan şeyler yaşanıyordu. Soğukta muhafaza edilmesi gereken botoksu eczaneden almış, 2 gündür çantasında gezdiriyor. Botoks tabii ki yanmış resmen; ölmüş. Hastalar genelde eğrisi, doğrusuna bakmaz, yaptıracağı işlemin ucuz olmasını ister. Sonra da estetik faciaları oluyor tabii. Estetik uygulama ya da ameliyatı daha ucuz diye ehli olmayan kişilere yaptırıyorlar, sonra biz bu hastaları akşam televizyonda haberlerde estetik faciası diye izliyoruz.

Son olarak en başta söylediğim gibi özet geçeyim. Hasta mağduriyetinden bahsetmeden önce hastaların sorumluluklarını konuşmamız gerek. Yapılacak işlem hakkında, enjekte edilecek dolgu hakkında iyice araştırma yapıp bilgilenmeliler. Doktor seçiminde titiz olmalılar. En azından estetik ameliyat olacaklarsa gittikleri doktorun plastik cerrahi uzmanı olduğundan emin olmalılar. Tavsiyem, Türk plastik cerrahi derneğinin web sitesinden doktorlarının adını kontrol etmeliler. Orada Türkiye'deki tüm plastik cerrahi uzmanlarının bilgileri vardır. Ameliyattan sonra doktorlarının önerilerine uymalı, söylenen zamanda kontrole gitmeliler. Yine de ameliyatları ile ilgili bir sorun yaşarlarsa mutlaka doktorlarına geri dönüp sorundan haberdar etmeliler. Yine de sorunu çözülemezse o zaman başka bir plastik cerraha gidip ikinci bir fikir alabilirler. Bu aşamada oluşan sorunun bir komplikasyon mu yoksa malpraktis mi olduğunun belirlenmesi gerekir. Hasta, plastik cerraha ameliyat olmuşsa, plastik cerrahi derneğinden yardım isteyebilir, sağlık müdürlüğüne başvurabilir ya da tabip odasına başvurabilir. Sorun gerçekten hastanın bir plastik cerraha ameliyat olmasına rağmen malpraktis olarak görülüyorsa ancak o zaman mahkemeye başvurabilir. Yine de bu çok istisnai bir durum olur. Ben, hastaların yaşadıkları neredeyse tüm sorunların mahkemeye gitmeden çözülebileceğine inanıyorum. Burada asıl amacımız mahkemede doktoru mahkum ettirmek, tazminat ödetmek değil, hastanın mağduriyetini gidermek olmalıdır. Hastalar mahkeme yolunu seçerken genellikle kendilerinin hiç bir sorumluluğu olmadığını düşünüyorlar. Yukarıda yazdıklarımı düşünürseniz, hastaların mağduriyetlerinde kendilerinin de oldukça sorumlu olduğunu görürsünüz. Bu gibi davalarda çoğu zaman doktor tek başına sorumlu değildir. Bu yüzden mahkemelerde bazen hastaların hiç ummadıkları kararlar çıkabiliyor. Öncelikle iletişimi iyi kurmak, gerçekçi olmak, hastaların (ve doktorların) yukarıda saydığım hataları yapmamalarını öneriyorum. Sonra hastanın (varsa) mağduriyetini çözmek odaklı davranmayı öneriyorum. Hem hastalara, hem de doktorlara. Hiç bir hakim, avukat, estetik cerrahiden anlamaz. Sorununuzu çözecek kişi eninde sonunda bir plastik cerrahtır.

Bir iki anımı da anlatayım. Herkesin çok ilgisini çekiyor bu gibi anılar...

Daha yeni gördüğüm bir hasta. Yakın zamanda hastaya başka bir uzmanlık dalından bir cerrah tarafından 3 ameliyat yapılmış. Hasta sonuçtan tatmin olmamış. Benim de yoğun çalıştığım bir alan olduğundan adımı duymuş, ameliyatın neden başarısız olduğunu bana danışmaya gelmiş. Elinde doktorunun verdiği bir ameliyat notu var. Önce notu okudum. İnanılmaz ayrıntılı yazmışlar. Tek tek nereden kesi yapıldığı, kanamaların yakıldığı, nerelere dikiş atıldığı falan ayrıntısıyla yazılmış. Cidden gördüğüm en ayrıntılı ameliyat notlarından biriydi. Hasta bu nota göre ameliyat edilmiş ve sonuç başarısız olmuş. Tuhaf... Çünkü her şey doğru yapılmışa benziyor. Hastayı muayene etmek istedim. Ameliyat bölgesine bakıyorum. Allah Allaahh? Ameliyat notunda bahsedilen 3 ameliyattan ikisine ait dikiş izleri yok! Sağdan baktım, soldan baktım. Yok! Acaba, notu okurken ben mi yanlış okudum dedim. Açık söyleyeyim, kendimden şüphe ettim. Notu bir daha okudum. Yahu satır satır, çok ayrıntılı yazmışlar. Ama ameliyat notunda bahsedilen 3 ameliyatın ikisinin dikiş izleri yok! Bu iki ameliyat hastaya hiç yapılmamış. Hastanın tatmin olmaması doğal, çünkü o 2 işlem hastaya hiç yapılmamış. Bugüne kadar gördüğüm en büyük saçmalıktı. Bakın, burada gerçek bir malpraktis durumu söz konusu. Üstelik hastanın eline ameliyat notu verilmiş. Ben hastayı doktoruna geri gönderdim. Bu hasta ikinci bir görüş alarak doğru olanı yaptı. Başka cerrahlara da gitse sonuç değişmez. Ortada gerçek bir mağduriyet var bence.. İşte bu bir komplikasyon değil, malpraktis..

Bu da komik bir anım... İki kardeşi ameliyat edeceğiz. İki bişektomi vakası (yanak yağının alınması, Beverly Hills yanağı yani). Sabah hastaneye gittim. Hasta yakını ameliyat ücretini getirmemiş. Diyor ki "yarın muayenehanenize uğrar veririm". Doğal olarak olmaz dedim. Adam sinirlendi. Ben fabrikatör adamım, kaçacak değilim ya filan diyor. Ben de kural olarak ücret ameliyattan önce ödenir dedim. Ayrıca nasıl birisin, ben ne bileyim. Tanımam etmem. Ameliyat yapıldığı an devlete, hastaneye, ekipteki diğer çalışan arkadaşlara karşı büyükçe bir borcun altına giriyorum. Hastalar sanıyor ki tüm ameliyat ücreti doktora kalıyor. Yanlış! Bir kere en büyük payı vergi dairesi alıyor (KDV, gelir vergisi, stopaj vs). Hastane masrafı bir yandan. Anestezi ekibi, personel, hemşire vs. hep bu ücretten pay alır. Kliniğimizin diğer çalışanları, kliniğin elektriği, suyu, telefonu, interneti, doğal gazı vs. hep bu ameliyat ücretlerinden karşılanıyor. Çalışanlarımızın SGK primleri vs. Yani ameliyata girerken ücreti almak zorundayız. O ücretin de çok ufak bir kısmı kar olarak kalır. Bunu bilin. Her neyse.. Bu hasta yakını sinirlendi, bankaya gitti, para çekip geldi. Daha sonra ameliyatları yaptık. Saat 16:00 gibi hastaları taburcu ettik. O gün bu hasta yakını ne yapmış biliyor musunuz? Taburcu olur olmaz, saat 17:00 gibi sağlık müdürlüğüne koşup beni şikayet etmiş. Şikayet gerekçesini yazıyorum: "Doktor, ameliyattan sonra hastalarımızla ilgilenmedi, bizi kontrole çağırmadı. Hastalarımızı bir daha görmedi!". Yapmayın böyle saçmalıklar. Bu şekilde davranırsanız doktorunuzun desteğini kaybedebilirsiniz. Halbuki hep söylüyorum: Doktorunuzla iletişiminizi kesmeyin; size en ufak bir sorununuzda yardımcı olacak tek kişi, ameliyatınızı yapan cerrahtır. Böyle davranarak ancak komik duruma düşersiniz.

Matrixdeki ünlü replikle bitiriyorum: "Our way, or the highway!"..

Op. Dr. Oytun İdil

www.peniscerrahisi.com

oytunmd@gmail.com

0 533 5690649

0 505 2965569