“Bir kuşun sesini gerçek anlamda dinlememize, bir sonbahar yaprağının görkemini derinden görmemize, başka birinin yüreğine dokunmamıza ve onun bize dokunmasına izin veren şey sadece bir dikkat verme olayıdır.” Christina Feldman & Jack Kornfield

Mevsimler arası geçişin kendisini serinliği ve renkleriyle iyice hissettirdiği bir dönemdeyiz. Cıvıl cıvıl deneyimlediğimiz aynı sokak şimdi daha farklı görünüyor. Gökyüzünün renginden, ağaçların yapraklarına bütün bu değişimleri sadece dikkatimizi yönlendirebildiğimizde fark ederiz. Peki sen bu farklılığı bir yağmur damlasının yüzünde bıraktığı hisle, rüzgarın bedenine temasıyla mı hissettin yoksa hala kendine, çevrene ve evrene uzak mısın?

Modern hayatın temposunun her geçen gün arttırdığını fark ediyoruz. Kabul edelim hız kültürü içinde yaşıyoruz; trafikte, ilişkilerde, kariyerimizde, yemek siparişi verdiğimizde... ancak bütün bu sabırsız tutumların yol açtığı bir yıpranma duygusu var. Bütün bu hıza ve pratikliğe rağmen, zamanın akışkanlığını keşfetmişken doyum ve zihnin rekabeti hep dahasında.

Yavaşla. Özellikle çalışanlar ve ebeveynler için, her ne kadar beklenti her şeyi aynı anda en üst kalitede yapmamızı gerektirse de içten içe bunun doğru olmadığını biliyoruz. Gün içinde seçtiğin tek bir aktiviteyi bile daha ağır, daha dikkat vererek ve daha anda yapmak iyi gelecek.

Paylaş. Sevdiklerimizle iletişim içerisindeyiz; konuşuyor, dinliyor, yorumluyoruz... ancak bu sefer daha derinlerde olan, sesli söylemekten kaçındığın, maskelerden uzak küçük bir fikrini, hayalini, hedefini paylaş ve dikkatle hisset.

Dene. Yapılan araştırmalar yeni disiplinler öğrenmenin beyin gelişimi ve sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini gösteriyor. Yabancı dilden, bisiklet binmeye, resim yapmaktan, şiir yazmaya her yeni öğrenmenin altındaki en büyük bileşen dikkati yoğunlaştırmaktır. Yeni bir disiplinle tanıştığında; denemek istediğin bir şeye başladığında dikkat en üst seviyededir.

Hayır de. Zaman zaman ister ailemiz, arkadaşlarımız veya iş çevremizde; altında yatan reddedilme, değer görmeme vb. kaygılarıyla kendimizi es geçip karşımızdaki insanı reddetmemek için isteksizce evet dediğimiz olabilir. Bu önce kendimize daha sonra karşımızdaki insana yapılan bir haksızlık. Olmak istemediğimiz bir yerde, bir zamanda içsel motivasyonumuzu düşürmeyelim. Hayır diyebilmek; doğru iletişim stili ile iki tarafa da iyi hissettirecektir. Dikkatinizi iletişiminize, kendinize ve karşınızdaki insana verdiğiniz değere yönlendirin.

Hatırla. Eski fotoğraflara bakmak, günlüklere göz gezdirmek pek çoğumuz için güzel hisleri uyandırır. Geçmişe dönük hataları, başarıları, üretilen çözümleri hatırla ki, yeniden başarabileceğini, şu anda sıkıntı veren günlerin de geride kalacağını unutma. Hatırlamak için dikkat vermek gerekir; yaşananların sırası, hissedilen duygular, o duyguların şimdi nerede nasıl barındığı gibi.

Şimdiki an içinde gerçekleşenlere dikkat ver. Mevcut an içinde neler oluyor ve sen bu olan biteni nasıl karşılıyorsun? Bu andan itibaren her gün bir başka gözle baktığın 2 dakika ayır kendine, tüm olan bitenin içinde kendine döndüğün, dönebildiğin küçük sihirli bir zaman yarat kendine. Dikkatini bedenine, gördüklerine, nefesine ya da söylemek istediklerine yönlendirebilirsin. Sen seç, dene.

Sevgiyle...

Psk.Dan.Gizem Kolçak

İletişim ve psikolojik danışmanlık için:

pskdangizemkolcak@gmail.com

IG: @pskdangizemkolcak