Çok sevdiğim kitaplardan birisi olan Adam Fawer’ın Olasılıksız romanında geçiyordu pandemide bir kere daha anlam kazanan “Zaman geçiyordu ve herkes de bunu biliyordu” cümlesi.

Pandemide bir kere daha anlam kazanmıştı çünkü zamanın nasıl durduğunu, aktığını, götürdüğünü, beslediğini bu kadar farklı duygularla uzun bir süre sonra ilk defa deneyimliyorduk. Herkesin deneyimi yine biricikti; kimine iyi geldi, kimini zorladı, kimi panikledi, kimi baş etmeyi öğrendi, kimi hastalandı, kimileri kaybetti... derken zamanla zaman kavramı diğer bileşenler kadar kendisini hissettirdi ve buradayım dedi. Karantina hali, sokağa çıkma yasaklı saatler ve günler derken insan zihninin oyunlarını deneyimliyoruz. Bazı günler çok üretken, bazen sadece dinlenerek, bazen nasıl geçtiğini anlamadan yine de geçiyor zaman.

Kendini izle ve kendine izin ver. Her zaman yüksekle motivasyonla devam edemeyebilirsin.

Kendini dinle ve kendine sor neye ihtiyacın var? Bazen sadece durmak isteyebilirsin.

Diğer yandan ev ortamına taşınan iş ve kariyer, evden çalışmanın getirdiği ekstra sorumlulukları ile tükenmişliğe yakın duygular yaşamana sebep olabilir. Zaten ev dediğimiz şey gün sonu gelip evde olma hissini tattığımız, dinlediğimiz, sığınağımızken; bir anda işimiz, okulumuz ve zaman zaman online davetsiz misafirlere kapı açan bir mekana dönüştü.

Hepimizin bir plana ihtiyacı var; zamanı daha iyi yönetebilmek. Ancak bu noktada da karşımıza binlerce öneri çıkıyor. Kimi sabah saati 5.45’i gösterdiğinde öğlene kadar çalışmanın verimliliğini anlatıyor, kimi gece kuşu olduğunu söylüyor, kimi önce çocuklarım, sorumluluklarım diyor kendini es geçiyor. Bütün bu önerileri düşünmek ve kendinin çok da bu planlara yakın olmadığını hissetmenin yarattığı baskı da ayrı. Unutma sen biriciksin. İzle, dinle, fark et ve sana en uygun olduğunu düşündüğün ve bence en önemlisi senin hayatın için sürdürülebilir olanla başla.

Bir gününü nasıl geçirdiğini fark etmelisin. Bunun için belki bir not tutabilir ardından da zaman kaybının sebeplerini görebilir ve bu konuda harekete geçebilirsin. Kişinin üretkenliğini arttırıp, işlerini zamanında bitirebilmesi için, ders çalışması, ürün odaklı çalışmalar için öncelikli olarak etkili bir yöntem olan bir teknikten bahsetmek istiyorum.

Pomodoro Tekniği

İşe ayırdığınız zamanı kesintisiz 25 dakikalık bölümlere ayırın (dikkatinizi bozacak hiçbir şey olmamalı).

Her 25 dakikanın sonunda 5 dakikalık molalar verin.

Dört pomodoro bölümünü (25x4) tamamladıktan sonra 15 dakika sürecek daha uzun bir mola verin.

*Pomodoro tekniği ile ilgilenenler için Ikigai - Uygulama Rehberi kitabını öneriyorum.

Sevgiyle...

Psk.Dan.Gizem Kolçak

Psikolojik danışmanlık&eğitim ve iletişim için:
pskdangizemkolcak@gmail.com
0531 231 95 02
@pskdangizemkolcak