Kahvesini tadını çıkararak, koklaya koklaya içenlerden misiniz yoksa farkında bile olmadan telaşla tüketenlerden mi? Bu soru, önemli bir soru gibi görünmese de önemli bir ip ucu verir: tutumunuz.

Gün içerisinde mutluluktan hüzne, heyecandan utanca farklı yoğunluklarla; eşlik eden düşünceler ve bedensel duyumlarla pek çok duygu yaşarız. Duygular yaşamımıza renk katan, hayat repertuarımızı geliştiren, zorlayıcı durumlarla baş edebilmemiz için var olan yapılardır.

İnsan biriciktir; kimi daha yoğun yaşar duygularını, kimi daha hafif. Duygularımıza düşüncelerin de eşlik etmesiyle motivasyonlarımız oluşur. Çoğunlukla motivasyonlarımıza göre hareket eder duygularımızın önce düşünce, ardından bizi davranışa nasıl sürüklendiğini fark ederiz. Dilerim fark ederiz. Çünkü kişi ancak duygularına karşı farkındalık sahibi olduğu zaman ‘olumlu ya da olumsuz’ dan daha çok ‘deneyim’e dikkatini yoğunlaştırır. Ne hissettiğini, bu hissi nasıl tanımladığını, bedeninde nerede karşılık bulduğunu, arzularını, zihninden gelen ve usulca giden düşüncelerine karşı dikkatini bilinçli bir şekilde yönelterek duygularını düzenleyebilir. Kişinin kendi duygularının farkında olması önce kendisiyle sonra da çevresiyle olan ilişkilerinde kolaylık sağlar. Duyguları düzenleyebilme becerisi ardından bir kabul gelişir; hissedilen duygular zorlayıcı, yıpratıcı duygular da olsa onları ifade edebilmeyi, hakkıyla yaşayabilmeyi sağlar ve kendimizle olan ilişkimizi kolaylaştırır.

Beslenme alışkanlıklarınızın farkında mısınız? Yemek yerken otomatik pilotta mısınız? Bedeninizle olan ilişkiniz benlik saygınızı etkiliyor mu? Sorularla dolu bu paragrafı bitirmeden önce kendinize şunu soruları sorun: Son yediğiniz öğünün tadını ve dokusunu tarif edebiliyor musunuz? Eğer tükettiğiniz besini detaylandıramıyorsanız muhtemelen mindful beslenmiyorsunuz ve duygu durumunuz beslenme tutumunuzu etkiliyor olabilir.

Mindful beslenme nedir?

“Yiyecekleri 5 duyu ile algılayabilmek. Örneğin yediğimiz yiyeceğin kokusunu bilmek ya da rengini farketmek. Bu yolla otomatik pilottan çıkıp şu ana gelebilmektir.” diyor Mindfulness Enstitute Kurucusu Prof. Dr. Zümra Atalay bir blog yazısında.

Bedeni fark et. Gerçek ihtiyaçlarımız bedenimizde. Açlık ve tokluk sinyallerini tanı. Sinyalleri beden farkındalığı ile tanı ki yalnızlık, üzüntü, stres, sıkılma duygularıyla olumsuz yeme alışkanlığı geliştirme. Besin tüketirken acele etme önce şöyle bir bak rengine, kokla mesela, ağzında bıraktığı tat ve dokuyu hisset, yavaşla, tadını çıkar. Mindful tüket ki sadece bedenini değil ruhunu da besle, gerçek ihtiyaçlarını fark et, duygularını yönet, bedeninin ihtiyaçlarını kabul et şefkatle, kilo kontrolü daha kolay ve eğlenceli bir hal alsın, ihtiyacın kadar tüket. Önündeki bir fincan kahvenin rengini, kokusunu, ellerinde bıraktığı hissi düşünerek sadece 1 dakikada zihnin otomatik pilottan çıksın ve ana gel.

Gün boyunca her öğünü kraliyet 5 çayı tadında geçirmediğimizin de farkında olmakla beraber en azından günde bir öğününü hazırlarken, ilk çatalı tadarken, kahve keyfi yaparken 1-2 dakika ile ana gel. Ben sabah kahvemi mindful hazırlıyor ve bir mindfulness meditasyonu şeklinde tüketiyorum. Aynı kahveyi her gün başka deneyimleyebiliyorum. Denemelisin!

Sevgiyle...

Psk.Dan. Gizem Kolçak

@pskdangizemkolcak

Anatema Psikolojik Danışmanlık