Romantik ilişkilerin kara kedisi olan kıskançlık, anneyi babayı paylaşamayan miniklerin rekabetine, başkasının sahip olduğu imkanları çekememekle başlayıp hasete ya da bu imkanlara imrenip gayrete dönüşebilen çok yönlü bir duygudur.

Kıskançlığın sebep olduğu en olumsuz durum hasettir. Haset duygusuna sahip olmak kişinin kendisine yapıp yapabileceği en büyük eziyettir; büyüklenmedir, kibirdir. Çünkü bir başkasının sahip olduğu maddi veya manevi olanakları o kişiye yakıştırmamaktır haset. Bir başkasının sahip olduklarına bakıp bakıp kendisine sunulan nimetleri ve olanakları görememek ve teşekkür duygusundan uzaklaşmaktır. Bir çeşit ruhun bakterisi, mikrobudur.

Hasetçinin huzuru olmaz .

Kıskançlık duygusu romantik ilişkilerde sadakat tehdidine, ilişkinin tehlikede olabileceğine dair uyarıcı bir duygu olarak baş gösterebilir. Bu durumda kıskançlık duygusu eşin veya arkadaşın sevgisini kazanmak için adım atma ve sosyal bağları kurma işlevi görürse yardımcıdır

Ancak eğer kıskançlık duygusu eşlerden birinin kendi özgüvensiz ve yetersizliğinden doğuyorsa diğerlerine ifitiraya varıyorsa, ilişki içi şüphelerle veya kurgularla devam ediyorsa kıskançlık duygusu; değersizlik, çaresizlik, öfkeye dönüşmüş demektir. İlişkinin ve ilişkide kıskançlığa maruz kalanın zor günleri başlamıştır.

Gayrete, çabaya neden olan imrenmeye dönüşen kıskançlık ise iyi bir arkadaştır, gelişimi başlatır. Fakat kıskançlık duygusu imrenmeye dönüşerek gelişime teşvik etse de sonu gelmez bir tatminsizliğe sürükleyebilir. O zamanda yine vay halimize dedirtir. Bizi tükenmişlik sendromuna kadar sürükleyebilir. Tüm bu yazdıklarımdan anlaşılıyor ki kıskançlık duygusu doğal bir duygu olarak ruhumuza eşlik ederken neye hizmet ettiğini saptamak ve ona göre yönetmek önemlidir.

Psikolog/Yazar Seray Küçük

instagram: seraykucukkk

https://psikologseraykucuk.weebly.com/