Trende giden iki yolcunun hikayesini anlatacağım sizlere. ''Zannetmenin'' zalimliğine uğramış iki yolcu.

Yolculardan biri kadın; kitabını almış, kitabın satırlarına dalmış.

Yanına bir adam oturmuş; oturur oturmaz kadının yanındaki kurabiye paketinden bir kurabiye almış yemiş.

Kadın,yanına koyduğu kurabiye paketinden adamın izinsiz ve rahat tavırlarıyla kurabiye almasına şaşırmış kalmış.

Kendi de kurabiye paketinden bir kurabiye almış yemiş.

Adam, kadın kurabiye alıp yedikten sonra bir diğer kurabiyeyi almış yemiş.

Sonra kadın paketin içinden bir kurabiye daha almış yemiş. Sırasıyla adam da tekrar kurabiye almış yemiş. Kadın artık içinden ''Ne kadar kaba bir adam! Ben yedikçe o da izinsiz kurabiyelerimden yemeğe devam ediyor. Şaka mı bu?'' diye geçirmiş.

Sinirlenen kadın adamın kurabiyelerini izinsiz yemesini kitabından başını kaldırmadan gizlice izlemeye devam etmiş,

En sonunda kadın bir hışımla kalkmış arkasına bile bakmadan treni terk etmiş gitmiş...

Kendi kendine söylene söylene sinirli bir şekilde üstelik!

Adam ise kadının arkasından bakakalmış sadece.

Sonra kadın elini çantasına atmış ve ne görsün? Kurabiye paketi çantasında! Kendine aldığı kurabiyeleri çantasından hiç çıkarmamış ki....

Meğer o kurabiyeler zaten adamınmış.

İzinsiz yiyen, teşekkür bile etmeden giden, kabalık eden kendisiymiş!

Adam ise ona ne büyük nezaket göstermiş...

Sürpriz Son.

-Bir yargıya varırken çok erken davranmak, bir şeyin olma veya olmama ihtimalini kabul etmekle birlikte, olabileceğine inanmak yani zannetmek bizleri çoğu kez yanıltır.

Doğru soruları sorarak konuya bağlı kalmaya çalışmak ise çok daha doğru kararlar almamızı sağlar.

''Zannettim ki...'' ile başlayan cümleler pişmanlık içermesin dileklerimle.

Psikolog/Yazar Seray Küçük

Online Psikolojik Danışmanlık: 05522682410

https://www.instagram.com/seraykucukkk/