Çocukların hem süt hem de daimi dişlerinin iç yapılarında veya dış yüzeylerinde renklenmeler görülebilir. Diş renklenmeleri çocukların sosyal yaşantısını ve psikolojisini kötü etkileyip özgüven kaybına yol açabilir. Görselliğin ön plana çıkması ve ebeveynlerin çocuklarına olan hassasiyetleri, günümüzde diş renklenmelerinin estetik tedavisinin önemini arttırmaktadır.

Dişlerin iç yapısında olan renklenmeler küçükken kullanılan tetrasiklin gibi antibiyotikler, demir ilaçları, çürük, içme suyunda bulunan fazla flor gibi etkenlerle olabilir. Dış yüzeyinde olan renklenmeler ise kötü ağız hijyeni, demir ilaçlarının kullanımı ve renk verici bakteriler nedeniyle olabilir. Renk verici bakteriler dişin mine yüzeyinde siyah, kahverengi, yeşil, turuncu, mavi gibi çeşitli renklenmeler görülmesine sebep olur.

Siyah renklenmeler çocukların dişlerinde dişeti kenarına paralel seyreden noktasal bir bant şeklinde görülür. Diş eti kenarındaki siyah bant şeklindeki bu lekelenmeler ülkemizde ilkokul çocuklarında yaklaşık beş çocuktan birinde görülmektedir. Tükürüğün temizleme etkisinden daha az yararlanan üst çenedeki dişlerin ön yüzeyinde çok gözlenen bu lekelenmeler, ilginçtir ki ağız bakımı daha iyi ve çürüğü az çocuklarda daha çok görülürler. Siyah renk lekelenmeler bakterilerin ürettiği kimyasalların ağız sıvılarındaki demirle birleşmesi sonucu olur. Gri-kahverengi görülen lekelenmeler ise erkek çocuklarda iki kat fazla görülür. Bunlar süt dişlerinin sürmesi sırasında kalan doku artıklarında yine renk verici bakterilerin üremesi sonucu olur. Renk veren farklı bakterilerin ağız içindeki maddelerle birleşmesi sonucu, bakterinin türüne göre dişleri siyahtan sarıya çok farklı renklerde boyarlar. Dişlerin yüzey lekelenmelerini yapan bakteriler bulaşıcı olduğu için çocuklar aynı çatal, kaşığı kullanmamalıdır ve ağız hijyenlerine dikkat edilmelidir. Dişin yüzeyinde oluşan renklenmelerin diş hekiminde tedavisi ise diş temizliğidir ve basittir. Dişlerin içlerinde oluşan renklenmeler de dışarıdan görülebilir. Diş çürüğü buna bir örnektir.

Diş çürükleri kötü ağız hijyeni sonucu oluşur. Özellikle gece yatarken verilen biberonlarda sütün içinde bal, bisküvi gibi gıdaların olması dişlerin hızlı bir şekilde çürümesine sebep olur. Süt dişlerindeki çürükler daimi dişlere de bulaşarak onları çürütür. Bu yüzden çürüğe bağlı görülen siyah-gri lekelenmelerin estetik değil öncelikle sağlık problemi olduğu dikkatten kaçmamalıdır.

Dişlerin iç yüzey lekelenmelerine bir diğer örnek tetrasiklin türevi antibiyotik kullanımına bağlı kahverengi renklenmedir. Bu renklenme tüm dişleri tutar ve ilacın kullanım süresine bağlı olarak yoğunluğu artar. Ayrıca fazla flor alımı sonucu bebek dişlerinde sarı-kahverengi lekelenmeler ve dişin yapısında bozulmalar görülebilir. Genelde flora bağlı renklenme içme suyunda fazla flor bulunan bölgelerdeki bebeklerde ya da florlu diş macunu yutan bebeklerde gözlenir. Bu tür renklenmeler ileri derecede değil ise çocuk büyüdüğünde dişlere beyazlatma yapılarak tedavi edilebilir.

Genel anestezili diş tedavileri

Çocuklarda diş tedavilerinin amacı, çocukların ağız diş sağlığını en iyi şekilde korumaktır. Çocuğun sağlıklı bir diş dizisine sahip olabilmesi ancak bu şekilde mümkün olabilmektedir. Çocuk hastalarda diş tedavilerini gerçekleştirmek her zaman çok kolay olmayabilir. Çeşitli nedenlerle korkuları, endişeleri olup da iletişim kurulamayan çocuklarda veya özel bakım görmelerini gerektiren zihinsel veya fiziksel hastalıkları olan çocuklarda çocuklar uyutularak anestezi altında tedaviler yapılabilmektedir.

Anestezi uzmanı ve diş hekimi ile oluşan ekipte ilk muayene sonrası değerlendirilen çocukta bazı laboratuvar tetkikleri istenir ve bunların sonucunda aile genel anestezi hakkında bilgilendirilir. Çocuğa anne-babasının yanındayken genellikle meyve suyuna karıştırılan rahatlatıcı bir ilaç verilir. Bu sayede çocuk ailesinden ayrıldığını hissetmez. Genel anestezide bütün diş tedavileri tek seansta bitirilir. Tedavileri bittikten sonra anestezi uzmanı hastayı uyandırma işlemine başlar ve genellikle iki saat takip altında tutulur. Çocuk uyandığında yapılan tedavileri hatırlamaz, yine anne-babasını yanında bulur ve günlük hayatına devam edebilir, ertesi gün okuluna gidebilir. Bu yöntem sıkça kullanılır ve zorunlu tedaviler için hayat kurtarır.

Tel tedavisinde temizliğe dikkat

Sağlıklı tel tedavisi için ağız hijyeni çok büyük önem taşır. Diş tellerinin doğru temizlenmemesi hızlıca diş çürüklerine ve diş eti iltihaplarına yol açar. Diş telleri, dişlerin üzerinde mikropların tutunabileceği, temizlenmesi zor alanlar oluşturur. Bu yüzden tel takanların daha özenli diş temizliği yapması gerekmektedir. Bu temizlikte diş tellerine zarar vermemek için yumuşak uçlu, küçük başlı ve düz diş fırçaları kullanmalıdır. Hastalara günde 3 kez diş fırçalanması önerilmektedir. Kullandığımız normal diş fırçasına ek olarak diş aralarına ulaşmak ve tellerin iç kısımlarını da temizleyebilmek için arayüz fırçası fırçaları da kullanılmalıdır. Fırçalara ilaveten, tel tedavilerinde kullanılmak için tasarlanmış diş ipleri ve ağız duşları da mevcuttur. Ağız duşlar ulaşılması güç diş ve tellerin aralarına basınçla su göndererek mikropların bu alanlara yapışmasını engeller. Tüm bu temizlik işlemlerinin beraber yapılması çok etkilidir ancak tellere ve dişlere yapıştırılan braketlere zarar vermemeye çok özen gösterilmelidir.