Sperm için de uyku bir ihtiyaçtır

Hiç kuşkusuz ideal bir yaşam tarzının vazgeçilmez parçası kaliteli ve yeterli uykudur. Uzmanlar normal uyku süresi olarak 8 saati önermekte. Bu süre içerisinde vücudumuzda metabolik bir yenilenme gerçekleşir. Daha doğrusu, uyandıktan sonraki günlük hayatın yoğun temposuna bir hazırlık ya da enerji depolaması da diyebiliriz. Ancak çok daha önemli bir faydası ise üreme fonksiyonlarında yapacağı olumlu etkileridir. Bununla birlikte, günümüz modern yaşam tarzının getirdiği yoğun iş temposu nedeniyle uyku süresinin kısıtlanması ile çocuk sahibi olma oranlarındaki düşüklüğün son yıllarda paralel bir seyir izlediğini görüyoruz.

Gerçekten de, 1176 çiftin 12 ay boyunca takip edildiği yakın tarihli bir çalışmada, uykuya 6 saatten daha az vakit ayıran erkeklerde baba olma şanslarının anlamlı ölçüde azaldığı ortaya çıktı. Diğer araştırmalarda da benzer şekilde, uyku süresi kısaldıkça spermin kalitesinde düşme olacağı görülmekte. Uykunun üreme başarısını nasıl etkilediği konusunda kesin bir fikir birliği yok. Ancak hormonal dengenin bozulduğu kesin olarak biliniyor. Bunlar arasında testosteron ve melatonin hormonlarının salınımları uyku süreci ile yakın ilişkili bulunmuştur. Testosteron bilindiği üzere erkekte doğrudan üreme ve cinsel fonksiyonları ilgilendirir. Testosteron düşüklüğü hem sperm üretiminin bozulmasına hem de cinsel arzu ve penil ereksiyon gücünde zayıflamaya yol açar. Testosteron beyinde, hipofiz bezinden kana verilen lüteinize edici hormonun (LH) kontrolü altında testislerde yapılır. Büyük kısmı ise uykuda salınır. Sabah saatlerinde yapılan ölçümlerde kanda testosteron düzeyi daha yüksek bulunurken, günün ilerleyen saatlerinde seviyesi düşer. Bir grup erkekte günlük uyku süresinin 5 saatle sınırlandırılmasının testosteron düzeyini %10-15 azalttığı gösterilmiştir. Melatonin ise yine beyinde, epifiz bezinde yapılan bir hormondur. Havanın kararması ile birlikte salgılanımı da artar. Benzer şekilde kortizon, insülin ve dihidroepiandrosteron (DHEA) hormonları da gün içinde sirkadiyen bir salınım ritmine sahiptir. Kan şekeri bile uyku düzeni ile ilişkili bulunmuştur. İşte, uyku süresindeki kısalmalar bu hormonların ritmik salınımlarında düzensizlik yaratarak testislerde sperm üretimini olumsuz yönde etkileyebilir. Örneğin gece nöbetine giren erkeklerde melatonin düzeyi daha düşük bulunmakta. Hatta yatak odasında gece lambasının yandığı ya da sinyal ışıkları aktif olan elektronik cihazların bulunduğu erkeklerde bile bunun düştüğü görülmekte. Melatonin yetersizliğinin testislerin çalışmasını yöneten FSH, LH ve testosteron hormonlarının kandaki düzeylerini azaltarak sperm değerlerini düşürdüğü yine bir çok çalışmada vurgulanmakta. Bütün bunlardan da anlaşılacağı üzere, uykuya yeterli zaman ayırmazsak beynimiz uyarmakta, daha da üzerine gidersek isyan etmekte.

Uyku süresinden kısıntı yapan erkeklerde üreme başarısının düşmesine katkıda bulunan başka sorunlar da ortaya çıkmakta. Uykusuz geçen zaman diliminde sigara, kahve ve alkol tüketiminin fazlalaştığı, fiziksel aktivitenin azaldığı ve obeziteye eğilimin başladığı dikkat çekmekte. Hatta düzensiz yaşam tarzı cinsel aktivitelerin sağlıklı biçimde sürdürülmesini de bozabilir. Uyku, vücudun enerjisini toplayıp yeniden bir canlanmanın olması için en doğal ihtiyacımızdır. Her canlının yeterli bir uyku düzeni vardır. Hayvanlarda da uyku süresinin kısalması ile sperm değerlerinin bozulduğu gösterilmiştir. Hatta makinelerde bile arada çalışmalarını durdurarak dinlendirmek gerekir.  

Netice olarak, sağlıklı bir üreme başarısı için düzenli ve kaliteli bir uyku alışkanlığı olmalı. Uykuya yeterli zaman ayırmak, sağlıklı sperm üretimi için son derece önemlidir. Ancak ne yazık ki günümüzde hayat şartları gereği çoğu kez uykudan kısıtlama yapmak zorunda kalıyoruz. Her ne kadar uykusuzluğun olumsuz etkilerini telafi edecek tıbbi önlemlerimiz de olsa, ideal olanı vücudumuza ihtiyacı olan dinlenme ve kendini toparlama fırsatı verebilmemizdir.

 

Prof. Dr. Kaan Aydos

www.kaanaydos.com.tr

www.instagram.com/prf.dr.kaanaydos