Hastalıktan koruyucu önlem olarak “konuşmak!”

Çocuğun belki de hasta değildir, sadece susmak zorunda kalmıştır!

Her yıl okullar açıldığında çocukların hastalandığının, hangi ayda kreşe verirseniz verin çocuğun okula başlayınca hastalandığının eminim farkındasınızdır. Ya bunun virüsle alakası yoksa? Ya bu tamamen iç dünyanın bir yansıması ise?

Uzun bir aradan sonra başlayan yüz yüze eğitimde tedirginlikler olsa da öğrenciler hayatlarından pek memnun. Arkadaşlarına, hep hayalini kurdukları teneffüslerine kavuştular. Öğretmenleri ile göz teması ederek ders dinlemek, kantin alışverişi yapmak, okula gidip gelirken de olsa dışarıya çıkmak gibi pek çok avantajı yakalarken aynı zamanda da kısmen de olsa tahtlarından oldular.

OKUL DEĞİL KRAL YUVASI!

Aylardır her biri evlerinde el bebek gül bebektiler. Öncelik kendilerine aitti. Hemen her istekleri yapılıyor, aile içinde yemekten alışverişe, oyuna, sosyal hayata varana dek pek çok şey çocuğa göre düzenleniyordu. Tabiri caizse kral gibiydiler. Oysa okulda tek kralın kendileri olmadığını gördüler. Evde kralken, okulda pek çok kralla beraberler. Bir de disiplini sağlayan okul kuralları ve öğretmenler konusu var. Evdeyken kırılabilen hatta pandemi dolayısıyla evden eğitim döneminde ve kısıtlamalı hayatla birlikte pek çok kez esnetilen zaman zaman yerinde yeller esen kurallar okulda acı gerçekler olarak çocuklarımızın karşılarına çıktı.

Kendilerini ifade edemedikleri, istedikleri oyunu oynayamadıkları, kendilerini savunamadıkları, parmak kaldırıp söz hakkı alamadıkları, seçim yapmaları gereken durumda çoğunluğun isteklerine uymaları ve hatta bazen de haksızlığa uğradıkları, susmak zorunda kaldıkları gibi sosyal ilişki sorunlarıyla da karşı karşıyalar. Karakter arayışı ve sosyal becerileri tam oturmamış çocuklarımızın pek çok büyüğün bile karşılaştığında zorluk yaşadığı bu gibi durumları, onların çocukluk çatısındaki kendi dünyalarında olduğundan fazla büyütmeleri de cabası.

Susan, konuşamayan, hakkını savunamayan, söylemek istedikleri boğazına dizilen çocuklarımızın haliyle boğaz çakraları tıkanıyor. Boğaz çakrası tıkanan kişinin ise boğazı ağrıyor, sesi kısılıyor, öksürüyor. Yukarıdan gelen enerji boğazdan kalbe tam inemeyince kalp çakrasında da sorunlar başlıyor. Sevgi, özgüven, mutluluk, korkular, keyifsizlik, değersizlik... “En iyisi yatıp dinlenmeli, grip oluyorum, hasta oluyorum galiba!” cümleleri başlıyor. “

Peki ne yapmak lazım?

Konuşun konuşturun ki zil sesi hastalık sesi olmasın!

Çakranızı temizlemeyi bilmiyorsanız -bununla ilgili internette pek çok yazı, video, yöntem bulabilirsiniz- çocuğunuzu bol bol konuşturun. Her gün okul sonrası sorular sorun. Günü nasıl geçmiş, neye kızmış, neye gülmüş, şu adını hatırlayamadığınız arkadaşı ne yapıyor? Konuşup boğazını tıkayan, kalbine yük ettiği, o zehrini atsın. Hem çocuğumuz rahatlasın hem de biz ebeveynler olarak “Eyvah, virüs mü kaptı okuldan!” stresinden kurtulalım.

Bu sadece çocuklarımızda değil, bizler için de geçerli. İyi geçmeyen bir iş toplantısından, cevaplamak istemediğiniz sorularla karşılaşacağını düşündüğünüz bayramlardan, uymanız gereken ve gülümsemek zorunda kaldığınız otorite oluşturan akraba buluşmalarından sonra boğazınızın kötü olduğu, hasta olduğunuzu zannettiğiniz birkaç gün dinlenince toparladığınız zamanları hatırlayın.

Konuşarak, yazarak içimizdekileri dökmek, zihnimizdeki negatif düşünce ve duygulardan kurtulmak, çakra açmak ve hatta boğaz çakrasının rengi olan maviyi kullanmak… Deneyebileceğiniz pek çok şey var. Ama bunu hastalandıktan sonra tıbbi yöntem yerine kullanmayın. Hastalanmadan önce koruyucu önlem olarak yapın. Çünkü artık hepimiz biliyoruz ki hastalıkların altıda psikolojik sebepler yatıyor. İlgilenenler de biliyor ki çakralarımız tıkanınca, frekansımız bozulunca, o çakranın bölümündeki organlarda hastalık oluşuyor.

Peki ben bunları nereden mi biliyorum?

Recall Healing/Yeni Alman Tıbbı eğitimlerinden, çakra temizleme yolculuğumda Reiki Master Teacher noktasına gelene dek öğrendiklerimden ve uyguladıklarımdan, psikolojiye düşkünlüğümden dolayı okuduğum ve yayına hazırladığım onlarca kitaptan ve elbette ki şüpheci yapım dolayısıyla öğrendiklerimi hayatımda uygulayıp test edişim sonucu tecrübelerimden biliyorum.

Sizlere de tavsiye ederim. Haydi, uygulama zamanı.

Sağlıcakla, iyi bir konuşmacı ve iyi bir dinleyici olarak, elbette boğaz çakranızdaki ışıl ışıl mavi ile kalın…