Ultramaraton yarışları kısmi veya tam kişisel yeterlilik esasına dayanan organizasyonlardır. Kısmi yeterlilik dediğimiz zaman rota boyunca belirli aralıklarla, katılımcıların faydalanabileceği gıda, içecek, sağlık desteği varlığından bahsedilir. Tam yeterlilik esasında ise koşucunun rota boyunca kendi başına olduğu ve her türlü ihtiyacının, başlangıç noktasından bitişe dek kendi tarafından karşılanması gerektiği anlaşılmaktadır.

Doğa koşullarında gerçekleştirilen bu ultramaratonlarda bu tam veya kısmi yeterlilik konusunda dikkat edilmesi gereken başlıklardan biri de doğal şartlarla ve özellikle doğal şartlarda karşılaşılabilecek olan diğer canlılarla olan iletişim ve ilişkilerdir. Doğada koşmanın, ultramaraton organizasyonlarının en çekici yanlarından biri olan muhteşem doğa güzellikleri, kimi zaman bu doğayı insanlarla paylaşmakta olan diğer canlıların varlığı nedeni ile tehdit edici ve korkutucu olabilmektedir. Orman içi bir tek kişilik patikada ilerlerken duyulan kuş sesleri veya gecenin kör karanlığında parlayan gözleri ile fark edilen bir sincap ne kadar şirin, rahatlatıcı ve keyifli ise yakınınızdan geçen bir yaban domuzu ailesi, ağacın dalından sarkmış bir yılan ve daha basit hali ile başıboş bir köpek o denli korkutucu ve tehlikeli olabilir.

Bu nedenle, bu ve sonraki makalemde; doğa şartlarında yapılan ve tam/kısmi kendi kendine yeterlilik esasına dayalı organizasyonlarda doğada var olan diğer canlılar, bu canlılar ile olan ilişkiler, tehlikeler ve yapılması gerekenler hakkında bilgilendirmeler yapmaya çalışacağım.

Konu doğa olunca “ayı”lardan bahsetmemek, hatta bir mit haline gelmiş bu hayvanları ilk sırada anlatmamak abesle iştigal sayılmalıdır. Ve hatta ayılara öncelik vermek ve ayılar ile ilgili olan bilgileri bu yazıda tek başına incelemek istiyorum.

Kimdir bu “Ayı”lar?

Günümüzde sağlıklı bir ayı nüfusunun varlığı, yüksek kalitede bir ormanın ve böylece kereste, mantar, çilek ve çeşitli avların mevcudiyetinin göstergesidir. Varlıklarıyla doğaya pek çok katkıda bulunan ayılar, aslında bitkilerle beslenen canlılardır ve bu nedenle de önemli bir tohum dağıtıcıdırlar. Geniş bölgelerde yayılım gösterdiklerinden, sindiremedikleri tohumları dışkıyla çıkararak uzak bölgelere taşırlar. Bunun yanında leş yiyici oldukları için doğanın temizlenip yenilenmesine de yardımcı olurlar. Bu bilgiden, ayıların insana saldırmasının temel sebebinin yemek olmadığı anlaşılmaktadır. Alan koruma, yavru koruma, saldırı tehdidi gibi unsurlar en önemli ayı saldırı motivasyonlarındandır.

Yaşamak için geniş alanlara ihtiyaç duyan ayıların yaşadıkları bölgelerde sağlıklı bir habitat varlığından söz etmek mümkündür. Ülkemizde sadece; Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya’da da dağılış gösteren “Boz Ayı” (Ursus arctos-European Bear) türü yaşamaktadır. İki alt türü olan boz ayılardan kuzey bölgelerimizde yaşayan Avrasya boz ayısı (Ursus arctos arctos) ve güney bölgelerimizde dağılış gösteren, nispeten daha küçük yapılı ve daha açık renkli Suriye boz ayısıdır (Ursus arctos syriacus). Ülkemizde boz ayıların sayısının 3000-4000 arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Yaşam süreleri maksimum 30 olan boz ayılar 5 yaşından itibaren üreyebilirler. Genelde ilkbahar aylarında çiftleşen boz ayılar 8 aylık gebelik sürecinin ardından kış aylarında doğum yaparlar. Normalde 60 günde tamamlanan gebeliklerini, yavrularını bahar aylarında doğa şartlarında çıkarabilmek için, 8 aya kadar uzatabilme yeteneğine sahiptirler (geciktirilmiş gebelik). Bu sayede kış aylarında doğan yavrular, bahar aylarında inlerinden çıkıp doğada dolaşabilecek boyuta erişmiş olurlar. Bununla birlikte yavrular, yaklaşık 2-3 yıl anne ayılar ile birlikte yaşarlar. Bu nedenle bir yavru ayı ile karşılaşıldığında, anne ayının yakınlarda olacağı unutulmamalıdır.

Gündüz saatlerini inlerinde geçiren ayılar gececi hayvanlar olarak bilinirler. Ancak yoğun bitki örtüsü, çalılık ve ağaçlı alanlarda günün aydınlık saatlerinde de gezebilirler. Tam bir kış uykusuna yatmayan ayılar, kış döneminde aralıklarla uyanabilirler. Bu uyandıkları dönemlerde inlerini değiştirebilir ve beslenebilirler. Derin bir uykuya yatmamalarından dolayı kış uykuları sırasında, ısı ve çevre koşullarından daha kolay etkilenirler.

Kış uykularının bittiği ilkbahar aylarında hem açlıktan dolayı hem de çiftleşme güdülerinden dolayı saldırgan olabilirler. Genel olarak yalnız bulunan boz ayılarda yavruların ilk 2-3 yıllarında anneleri ile birlikte bulunduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Erkek ayılar kış uykusunun ardından yalnızca 1 ay dişilerin olduğu alanlarda toplanırlar. Bununla birlikte kış uykusundan uyandıkları bahar aylarında çöplerin birikmiş olduğu alanlarda (yemek bulmak amacı ile) ayı toplulukları bulunabilmektedir.

Ayılar için doğada diğer vahşi yırtıcılarla ortak yaşadıkları alanlar haricinde tek tehdit unsuru insanlardır. Özellikle yasa dışı avcılık, ayılar için en önemli tehditlerdendir ve bu nedenle de maalesef ki ülkemizde insanlara karşı ön yargıları mevcuttur. T.C.’de 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’nca oluşturulan Merkez Av Komisyonu’nun belirlediği “avlanacak av hayvanı türleri” arasında boz ayı yer almamakta ve koruma altına alınan türler arasında listelenmektedir. Ayrıca boz ayılar, Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme (CITES) kapsamındaki türler arasındadır.

İnsanlarla ayılar arasındaki çatışmanın en önemli nedenlerinden birisi insan baskısına bağlı olarak ayıların yaşam alanlarının daralmasıdır. Bununla birlikte doğal gıda kaynaklarının azalması, ayıların, insanlara ait gıda kaynaklarına yönelmelerine sebep olmaktadır. Doğal ortamlarda yerleştirilen arı kovanları, sebze ve meyve bahçeleri ve çiftlikler bu kaynakların başında yer almaktadır. Bunların haricinde açık çöp birikintileri ve özellikle kamp alanlarında gece saatlerinde açıkta bırakılan gıda maddeleri ayıların hedefleri arasında yer almaktadır. Ayıların özellikle şekerli ve aromalı gıdalara düşkünlükleri bu kaynaklara yönelmelerindeki diğer nedenlerden bir tanesidir.

Ayı-insan temaslarındaki en önemli saldırı nedenlerinden birisi ani ve beklenmedik karşılaşmalardır. Kendi alanında, deyim yerinde ise, davetsiz bir misafir gibi dolaşan insanla aniden karşılaşılan ayı, doğasının gereği ve refleks olarak koruma güdüsü ile saldırıya geçer. Bunun haricinde karşılaştığı insana karşı merak duygusu da ayıların, insana yaklaşma sebeplerinden birisidir. Bir diğer ve en sık bilinen saldırı nedenlerinden biri anne ayıların, yavrularını koruma güdüsüdür. Bunlar haricinde insanların gıda kaynaklarını karıştırırken meydana gelen karşılaşmaların sonucu olarak da saldırılar meydana gelebilmektedir. Calgary Üniversitesi’nden yayınlanan bir çalışmaya göre ayı saldırılarının yarısından fazlası, insanların uygunsuz davranışları sebebi ile gerçekleşmektedir. Bununla birlikte aynı çalışmada, insan türünün, vahşi doğadan ayrışarak kendine bir yaşam ortamı yaratmasının üzerinden bin yıllar geçtikten sonra doğa sporları ile birlikte aynı vahşi doğaya dönüş yapmaya çalışmasının bu tür saldırıları arttırdığı da vurgulanmakta. Arada vahşi doğada olmadan geçirilen süreçte hem insanın o habitata uygun davranış şeklini hem de vahşi doğa canlılarının insan türünün yaşam dinamiklerini unuttuğu belirtiliyor. Ayrıca doğa şartlarında aktivite yapan insanların yeterli hazırlıkta olmaması da saldırıların nedenleri arasında gösteriliyor.

Peki doğanın sahibi bu canlıların insanlarla olan ilişkileri ile ilgili elimizdeki istatistiki veriler ne durumda?

ABD’de ayı savunucuları tarafından yapılan istatistiklere göre arı sokmasından ölüm ihtimali ayı saldırısında ölüme göre 12 kat daha fazlaymış. Bununla birlikte Amerika Yellowstone Ulusal Parkı’nı 1980'den 2011 yılına kadar ziyaret eden 90 milyondan fazla ziyaretçiden yalnızca 43 tanesi ayılar tarafından yaralanmış. Calgary Üniversitesi’nin yayınladığı çalışmada ise 2005-2014 yılları arasında Kanada’da 66 ayı saldırısı olduğu ve bunların 34’ünün boz ayılar tarafından gerçekleştirildiğinden söz ediliyor. Türkiye’de ise bu denli sağlıklı istatistik çalışmalar olmasa da Google taramalarından edinebildiğim bilgilere göre yılda yaklaşık 15-20 civarında ayı saldırısı yaşanmakta ve bunların yaklaşık %10-20 kadarı ölümle sonuçlanmakta.

Hal böyleyken nasıl korunmalı?

Küresel Çevre Fonu destekli Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi kapsamında hazırlanan "Boz ayıyla Birlikte Yaşam Rehberi"nde, insan ve boz ayı çatışmasının, uygun önlemler alınarak çözülebileceği belirtiliyor. Bu durumun, insan ile boz ayı arasında bir çatışma oluşturduğu vurgulanan rehberde, boz ayı-insan çatışmasının uygun önlemler alınarak çözülebileceğini savunulmakta.

Rehberde, boz ayıların yaşadığı bir yerde yürüyüş, piknik ya da kamp yapanların, varlıklarını boz ayılara belli etmesi, arazi ve bitki örtüsünün görüşü engellediği durumlarda yüksek sesle konuşulması, gürültü yapılması ya da en azından çantalara zil takılması önerileri yer alıyor. Güvenlik açısından yalnız değil, grup halinde dolaşılması tavsiye edilirken, grupların boz ayılar ve diğer yaban hayvanları tarafından daha kolay fark edildiği de belirtiliyor.

Bir ayı ile karşılaşırsanız!

Tüm önlemlere ve dikkate rağmen boz ayı ile karşılaşırsanız öncelikle sakin kalmaya çalışın ve yavaşça geri çekilin. Bu esnada ayı ile sakin bir ses tonuyla konuşun. Sakın gözlerine bakmayın. Bunu meydan okuma olarak algılayabilirler. Ayının, bir hata yaptığınızı ve şu anda da onu telafi etmeye çalıştığınızı düşünmesini sağlayın. Eğer ayı üzerinize doğru koşmaya başlarsa, bunu bir saldırı olarak değil, merak göstergesi olarak düşünün. Ayıların iyi göremediğini aklınızdan çıkarmayın. Ayı 50 metre yakınınıza geldiğinde, yere yatın ve yüzünüzü yere değdirin. Ellerinizi başınızın üzerinde kenetleyin. Boynunuzu, kulaklarınızı ve kafanızı koruyun. Bacaklarınızı mümkün olduğunca açın. Böylelikle ayı sizi kolayca döndüremeyecektir. Sizinle bu esnada oynayabilir. Uzun pençeleri sizi hırpalayabilir. Ne olduğunuzu anlamak için ısırabilir. Paniğe kapılmayın, sabırla ve metanetle sessiz ve hareketsiz bir biçimde ilgisini kaybetmesini bekleyin.

Ani karşılaşmalarda veya yukarıdaki yöntem bir işe yaramadığında savaşmaktan başka seçeneğiniz kalmıyor. Bulabileceğiniz taş veya odun parçasıyla, bunlara fırsatınız yoksa yumruğunuzla da olsa karşı koyun. Büyük olasılıkla vücudunuz hasar görecek ancak hayatta kalma şansınız olacaktır. Ayının en tehlikeli uzuvları dişleri değil pençeleridir. Gözleri ve burunları hassas bölgeleridir.

Tüm bu taktikler haricinde Kanada’da yapılmış çalışmalarda, ayılar için özel üretilmiş biber gazı tavsiye edilmekte. Counter Assault veya UDAP 2-15 milyon SHU gücünde, yüzde 2-15 Capsaicin içermekte olan bu ürünlerin ABD’de satılanları EPA onaylıolmak zorundadır. Henüz Türkiye’de piyasada bulunmayan bu gazlar 7,5 metre uzağa bulut olarak püskürtülmeli, en az 6 saniye boyunca sıkılabilmeli ve son kullanma tarihi geçmemiş olmalıdır.

Doğada olmak risk almak demek. Doğada, ayılardan uzak, keyifli zaman geçirmeniz dileği ile.

Referanslar:

https://www.atlasdergisi.com/kesfet/doga-cografya/boz-ayilar-ormanin-bereketi.html

Vincenzo Penteriani, María del Mar Delgado, Francesco Pinchera, Javier Naves, Alberto Fernández-Gil, Ilpo Kojola, Sauli Härkönen, Harri Norberg, Jens Frank, José María Fedriani, Veronica Sahlén, Ole-Gunnar Støen, Jon E. Swenson, Petter Wabakken, Mario Pellegrini, Stephen Herrero & José Vicente López-Bao. Human behaviour can trigger large carnivore attacks in developed countries Scientific Reports volume 6, Article number: 20552 (2016)

https://www.outdoorhaber.com/makale/ayi-ile-karsilasinca-ne-yapilir-kampta-ve-dogada-ayi-saldirilari