Geçmişi ve bugünü sorgularken "neler yaptım" ve "neler oluyor" sorusu zihnimizi oldukça meşgul eder. Bazen hayatımızın tıkandığı noktalarda neden sürekli aynı şeylerin tekrardan ibaret olduğunu düşündüğünüz ve hayıflandığınızda cevabı bulmaya başladığımı hissedersiniz ama bu sizi tatmin etmez. Bu noktada düşüncelerimizi ve davranışlarınızı değiştirmediğiniz takdirde kendimizi tekrar eden olaylar bütününde buluruz. Bu senaryoda kişiler farklı olsa da sebepler aynı olduğunu görürüz. Bu durum Tibet Budizm'inde iyi ve kötü karma yaratan aksiyonlar olarak ifade ediliyor.

Kavram bilimsel olmadığı için sıklıkla tartışılıyor. Fakat daha ağır basan yanının felsefi olduğunu söylemek gerekiyor. Sebep ve sonuç yasasının doğru olduğunu düşünenler ve başa gelen her şeyin bir ceza ya da ödül olarak algılandığı günümüzde ise bu kavram için objektif bir ayrım yapmak belki en zor olanı ama belki de en doğrusu.

Karma felsefesi bence Newton yasasına tam anlamıyla eşdeğer. Çünkü biliriz ki; her eylemde eşit ve zıt bir reaksiyon bulunur. Düşünmek, konuşmak, eyleme dökmek ve bundan doğacak hareketle tepkiler görmek... Aslında en basit tabiriyle kuvvet, karşısında bir kuvveti doğuruyor. Nitekim kişi, geçmişte yaptıklarından kaçamazken, şu an yapacaklarından da sorumludur. Gerekli şartların gerekli şekilde oluşması gerektiği için bu şartları yaratan aksiyonlarının bulunduğunu bilmesi gerekir. Beden, dil ve zihin de bu noktada devreye giren aktörler. Nihayetinde aksiyonlarımızın temeli buna dayalı.

Her şey olması gerektiği gibi. Yaşamımız doğal bir akışta, eylemlerimizin bütünü olarak var oluyor. Bu doğa yasası olarak kabul edileceği gibi, “ne ekersen onu biçersin” sözünün de en uygun örneği. Hayattaki eylemlerimizi bir bumerang gibi düşünürsek, başımıza gelen her şeyin de bununla alakalı olduğu gerçeğini kavrarız. Son süreçlerin bana bunu öğrettiğini itiraf ederken, yaşadığımız her şeydeki sorumluluğunun bize ait olduğunu bilmek gerekiyor.

Nerede hata yaptığımız ya da ne şekilde düşündüğümüzün önemini kavrayacak olursak, eylemlerimizin bütününden sorumlu olmak en akılcı karar. Demiştik ya, doğa yasası... Kesin ve mutlak, hepimiz düşüncelerimizden doğan eylemlerden sorumluyuz. Aksi halde başımıza gelen her şeyi şanssızlık olarak düşünmek belki de kendimize yapacağımız en büyük haksızlık olur.

Her ne yapıyorsak yapalım, bu felsefe bizi başladığımız yere geri döndürecek türden. Çünkü yaptığımız hiçbir hareket geriye döndürülemez ve olan her ne ise o da olmamış sayılmaz. Yüzleşmenin hafifliği ya da ağırlığı, her neyse ne, o bizim zihnimizin bir ürünü olarak bizim yükümüz. Ya yanlış bir düşünceye sahibim ya da bugünden sonrası benim için en doğru karar. 

Böylece, eylemlerimizin sonucunda geleceği şekillendiren şeyin yaptıklarımız olduğunu düşünmeliyiz. Gelecekte, geçmişteki gibi davranmanın da fayda sağlamayacağını anlamak gerekli. Bu yüzden belki de hayatımızın yönünü tam aksine çevirmek zorundayız. Yarın geç olmadan, bugün ise henüz erken demeden yola koyulmak bizi içten içe mutlu etmeli. Kendimizi bulmak ve bulduklarımızla mutlu olabilmek sanırım en güzeli.