Güneş Batı'dan doğar mı acaba?

Maya takviminin sonu geldiğinde dünyanın da sonunun geleceğine inanıyordu büyük bir kesim.

Bildiğimiz ya da beklediğimiz anlamda bir son gelmeyince, başka bir boyuta geçiyoruz demeye başladılar.

Başka bir yaşam şekline geçileceğini, geçilmesi gerektiğini zaten farkındayız bir çoğumuz. Zira bu doğa katliamı, bu tüketim çılgınlığı, geleneksel yöntemlerle yapılmaya devam edilen eğitim, hızla tükenen kaynaklar, böyle devam edemezdi. Bir şeylerin değişeceği kesindi. Bir yanda hızla dijitalleşen, insan gücü ihtiyacını minimuma indirmeye başlayan bir dünya, diğer yanda korkunç bir hızla artan nüfus.

Yakın bir gelecekte yabancı dil öğrenmeye gerek kalmayacak, bir çip takacağız, yetecek,

Okullara da gerek olmayacak, uzaktan eğitilecek çocuklar,

Geleceğin meslekleri neler olacak acaba?

Vs. vs. vs. derken, ama bu kadar hızlı olacağını beklemezken;

Yangınlar, depremler, çekirgeler, karıncalarla harekete geçen bir dünya ile karşılaştık.

Bir Çinli yarasa çorbası içti ve bütün bir dünya bunu mu sindirmeye çalışıyoruz sadece?

Kapı önünde ayakkabı çıkarmak varoşluk, evde ayakkabı ile dolaşmak avrupai bir davranıştı.

Misafire kolonya ikram etmek alaturkalıktı.

Nasıl daha çok satarız, nasıl daha çok para kazanırız diye düşünüyorduk. Daha çok kazanalım ki daha çok harcayalım, daha çok seyahat edelim.

Ne oldu şimdi? Bütün rutinimiz bozuldu. Corona virüs salgını belki de tarihte ilk kez tüm dünyayı aynı şekilde hareket etmek zorunda bıraktı. Covid-19 adı verilen virüs din, dil, ırk ayrımı gözetmedi. İNSAN olmak yeterli, dedi bize.

Şimdi düşünme ve her bir bireyin kendi sorumluluğunu üzerine alma zamanı. Hala bencillik yapmaya, marketleri yağmalamaya, tıbbi malzemeleri stoklamaya, kendimizi, sadece kendimizi düşünmeye devam edersek, korkarım bir gün;

Güneşin batıdan doğduğunu da göreceğiz.

Aşk'la

G.