Hayat sana güzel

Hey ne oldu, çalışmıyor musun sen?

Yoksa işi mi bıraktın?

Hayat sana güzel!!!

Ardı arkası gelmeyen kinayeli yorumlar, ön yargılı yaklaşımlar, sorular, sorular….

Aslında kimse haksız sayılmaz. Ben de beni tanımasam, sadece sosyal medyadan takip etsem sürekli bir tatil, sürekli bir keyif, eğlence tadı alırdım herhalde. Çoğumuz aynı şeyi yapmıyor muyuz? En keyifli anlarımızı, en güzel fotoğraflarımızı paylaşıyoruz çoğu zaman. Ama bir de madalyonun öbür yüzü var. Buyurun efendim, benim madalyonumum öbür yüzü…

Haberin Devamı

Üniversitenin ikinci yılından beri, yani yaklaşık yirmi yıldır çalışıyorum, aralıksız. Bebek beklerken bile boş durmadım, ikinci yüksek lisansımı yaptım. Kendimi çok iyi tanıdığım için sabit bir mekanı olan, sabit iş saatleri olan bir meslek yerine kendime göre planlayabildiğim bir iş seçtim. Yazları ofisimi Bodrum’a taşıyorum. Yeni koleksiyonlarımı burada hazırlıyorum. Mis gibi havayı teneffüs ederek, limon çiçeklerini koklayarak. Tasarımcıyım ben, ruhum beslenmezse üretemem. Tam bir yaz insanıyım, güneşle, denizle şarj oluyorum. Ayrıca oğlumun alerjisi var, nemli havada rahat nefes alamıyor. Bütün bir kış kortizon kullandıktan sonra ancak burada bırakabiliyor ilacı.

Neden günah çıkarmak zorunda hissediyorum ki kendimi? Herkesin hayatının kendine ait bir dinamiği var. Ama ben böyleyim işte. Fazla hassas, fazla duygusal. Yanlış anlaşılmaktan hep çekinmişimdir. Başkalarının ne düşündüğünü umursamadan yaşayanlara hep imrenmişimdir. Ama böyle yetiştirildik çoğumuz. Tipik Türk aile yapısı, aman el alem ne der?

Geçenlerde yurtdışından gelen bir arkadaşımı havaalanına bırakmak için evden çıkarken Ali’de takıldı peşimize. Yataktan fırlamış gelmiş, külot ve atletle. Atladı o da arabaya. Dönüşte ne zamandır istediği bir kitap vardı, onu almak için durmak istedi. Sonra başladı kendi kendine söylenmeye. ‘Ama külotlayım, herkes bana bakar. Ya dalga geçerlerse benimle…’ Küçücük yedi yaşında bir çocuk. Üzerindeki baskıya bakar mısınız? Doğru mu yaptım yanlış mı bilmiyorum ama, boş ver, dedim, atletin uzun zaten, külotun gözükmüyor. Önce arkama saklana saklana yürüdü, sonra rahatladı. İstediği kitabı aldık. Arabaya geri döndüğümüzde çok mutluydu. Dedi ki;

Haberin Devamı

‘Kitabıma kavuştum sonunda, hem kimse de tuhaf tuhaf bakmadı bana.’

Küçüğüm….