Geçmişin yüküyle değerlendirme yanılgısına düşmeyin

Hayat sahnesinde tüm yollar dönüp dolaşıp kendimizle olan ilişkimize çıkar. Partnerimizle ve etrafımızdaki diğer insanlarla ilişkimiz sürekli alışveriş halindedir. Anlayışımız, katkıda bulunmamız, sadakatimiz, bağlılığımız ilişkilerimizi geliştiren önemli etmenlerdir.

İLİŞKİMİZİ NASIL ÇIKMAZA SOKARIZ?

Tüm yoğunluklarımıza, yorgunluklarımıza rağmen üşenmeyip geçmişimizden, günümüze getirdiğimiz aktarımlar bazen ilişkilerimizi çıkmaza sokabilir. Sizi çok seven eşinizin istediğiniz, önem verdiğiniz  bir şeyi almayı veya yapmayı unutması sizin  duygularınızı aşırı şekilde yükseltiyorsa, yaşanan olayı bir kenara bırakarak hayatınızdaki kişinin karakterine saldırmanıza neden oluyorsa o noktada biraz içinize dönüp düşünmeniz gerekir. Bu noktada bakış açınızın geçmişiniz tarafından çarpıtıldığı sonucuna ulaşabiliriz.

Almasını istediğimiz bir şeyi unutmuş olması, evde yapmasını istediğimiz bir şeyi daha sonraya ertelemesi sebebiyle eşimizi, sevgilimizi aşağılayarak, eleştirerek karakterine saldırmak ilişkiyi olumsuz etkileyen davranışların en başında geliyor.

Çocukluk ve gençlik dönemlerinde ebeveynler ve etrafımızdaki diğer insanlar tarafından hatalara tolerans gösterilmemesi, görünmez ve değersiz hissettirilmesi, ihtiyaçların karşılanmaması veya eksik karşılanması gibi durumlarla karşılaşmış olabiliriz. Bugün hala geçmişinizin sularında yüzüyorsanız yaşadığınız durumları bu anın şartlarında değerlendirmeniz çokta mümkün değil aslında.  

Yaşamda bir yetişkin olarak yol alıyorken, ihtiyaçlarımızın karşılanmadığı her durum bizi tekrar o içinden çıkılmaz duygulara götürüyorsa burada biraz içimize dönerek düşünmemiz ve bu duygularla  yüzleşmemiz ve değişimi başlatmak için adım atmamız gerekiyor.  Geçmişte yaşamayı bırakarak bugüne gelmeli, olayları bugünün şartlarıyla değerlendirmeli, bize fayda sağlamayan duygu ve davranış kalıplarımızı değiştirmeliyiz.

DİYALEKTİK YAKLAŞIM HAKKINDA

Marsha Linehan’ın  Diyalektik Davranışçı Terapi çalışmasında ele aldığı ve  yüz yıllar önce felsefe tarihinde tartışma sanatı olarak değinilmiş bir terim olan  diyalektik yaklaşım  hayatımızı kolaylaştırmak için bize fırsat sunuyor. Yapmamız gereken sadece; kötü bir şey söylerken veya düşünürken onun zıt kutbu olarak bildiğimiz iyi bir şeyi de dile getirmektir. Bu teori ile  kendi değerlerinizden de vazgeçmeden, konuları yalnızca bugünün şartlarını ele alarak değerlendirir ve  mevcut durumu ilişkinin iki tarafı olarak kabul edersiniz.

GEÇMİŞİN YÜKÜYLE DEĞİL, MEVCUT DURUMUN ŞARTLARIYLA DEĞERLENDİRME

Amaç karşımızdaki ile kavga etmek, karakterine saldırmak, haklı çıkmak, ilişkiyi zedelemek değil olumsuz duygularla başa çıkarak kendimizi rahatlatmak ve ilişkiyi zedelemenin önüne geçmek. Geçmişin huzursuzluğu içinde yükselmek, sen hep böyle yapıyorsun, bana değer vermiyorsun, yok sayıyorsun, unutuyorsun demek yerine; ‘’Eşim beni seviyor bunu her zaman hissettiriyor, gelirken istediğim kitabı almayı unutmuş.’’ ‘’Erkek arkadaşım çok anlayışlı biri şanslıyım , söylememe rağmen çamaşır makinasını çalıştırmak için vakit bulamadı‘’ ‘’Eşimin  beni  sevdiğini biliyorum, beni değil bu durumla ilgilenmeyi unutmuş’’ diyebilmek, yalnızca o anı değerlendirmek mutlu ilişkiler için güzel bir araç sunuyor bize.

Hayatta her şey birbirine bağlıdır ancak içinde bulunduğumuz durumu geçmiş tecrübelerimizle daha da ağırlaştırmak yerine  durumu içinde bulunduğumuz anın şartlarıyla olduğu gibi görmek kendimizi üzmeden, karşımızdaki kişiyi yıpratmadan olayların üstesinden gelme fırsatı sunar bizlere.

İlişki Yaşam ve Yönetici Koçu Ayşen Tek,

www.instagram.com/_aysentek_/