Kök hücreniz ile yıllara meydan okuyun

Yaş aldıkça vücudumuzda değişimler de başlar. Zamanla bu değişim hem fiziksel hem de ruhsal olarak kendini gösterir. Fiziksel olarak değişim karşısında hücrelerimizin yenilenme fonksiyonu azalırken, diri bir cilde ve vücuda sahip olma isteğimiz de artar. Yağlarımızın içinde bulunan saklı kök hücrelerimiz sayesinde gerçekleşen estetik operasyonlarla yıllara meydan okuyan sonuçlar almamız mümkündür. Bu haftaki yazımda kök hücre ile tekrar nasıl diri ve genç bir vücuda kavuşabileceğimizi anlatacağım.

Yaşlanmak deyince ilk aklımıza gelen yaş almaktır. Bebekler de doğduğu andan itibaren yaş alır ama kendilerini yenilemeye devam ederler. Bir yaştan sonra bu yenilenme de yavaşlamaya başlar. İşte burada kök hücreler devreye girer. Bu özel hücreler insan bedenini yenileyen hücrelerdir. Herhangi bir yerde, herhangi bir hasar olduğu zaman bölünüp o bölgeyi tamir ederler. Bu hücreleri nereye koyarsanız bulundukları bölgenin hücresine dönüşürler ve vücudun her yerini yenileme kapasitesine sahiptirler. İyileştirmeyi ve güzelleştirmeyi dışarıdan değil, içimizdeki hücrelerden destek alarak yapıyoruz. Bugün dışarıdan yapılan müdahaleler yerine, kendi hücrelerimizle güzelleşmenin izini sürüyoruz. Çünkü bizi iyileştiren aslında kendi hücrelerimiz.

Estetik ve plastik cerrahide yağ dokusu transferi, eskiden beri yaygın olarak kullanılır. Ama en önemli sorun bu yağların yaşıyabilirliği ve tutunma oranları. Çünkü klasik yağ enjeksiyonlarında, enjekte edilen yağın yüzde 70’i bir süre sonra vücut tarafından emilerek etkisini yitirir. Bu durumda kalıcı bir dolgunluk sağlanamaz. Ancak kök hücreden zengin yağ enjeksiyonları, uzun vadede yüzde 75 oranında kalıcılık sağlarken doku üzerinde de bir onarım sağlar. Yağ enjeksiyonu yaptıran bir kişi, ilk birkaç ay, ya istenilenden daha büyük bir dokuyla yaşamak, ya da işlemi birden fazla tekrar etmek zorunda kalır. Vücudunda kısıtlı miktarda yağ bulunanlar içinse bu işlemlerin sayısı artar. Oysa sıklıkla benim de uyguladığım kök hücreden zengin yağ enjeksiyonu işlemi ile tek seansta istenilen kalıcı etki sağlanabiliyor. Kök hücreden zengin yağ dokusu, diğer dolgu maddelerinin aksine, enjekte edildiği alanlarda güçlü bir canlandırıcı, yenileyici ve tamir edici etki yaratarak dokuları gençleştiriyor.

Enjekte edilen bölgede olgun, canlı yağ ve cilt hücrelerine dönüşen kök hücreler, dayanıklıklarıyla da avantaj sağlıyor. Silikon gibi sentetik ve kimyasal ürünlerle karşılaştırıldığında, hastanın kendi yağ dokusuyla yapılan yüzde 100 doğal bir işlem olduğundan, uyum ideal seviyede sağlanıyor.

Kök hücreden zenginleştirilmiş yağ dokusu vücutta birçok bölgeye transfer edilebiliyor. Ağırlıklı olarak meme bölgesinin dolgunlaştırılması ve dikleştirilmesi, çarpık bacak görünümünün düzeltilmesi, bacak içi dolgunluğunun artırılması, liposuction ameliyatı sonrası ciltte olan çöküklük ve düzensizliklerin giderilmesi, vücudun farklı bölgelerindeki yaşlanmaya bağlı oluşan hacim ve dirilik kaybının ortadan kaldırılması, poponun dışa çıkıklığının ve dolgunluğunun artırılması, eski bir yaralanmaya bağlı ciltte oluşan iz ya da çöküklüklerin düzeltilmesi, penis ve kadın genital bölgedeki sorunların ortadan kaldırılması işlemlerinde uygulanıyor.

Kendi yağlarımızdan alınan kök hücreler kullanılarak yapılan uygulamalarda, sizin kendi kök hücreleriniz başrol oynuyor. Ancak bazı merkezler kök hücreleri yurtdışından getirdiklerini iddia ediyorlar. Oysa bunun çok ciddi sakıncaları var. Başka bir insandan ya da canlıdan alınan ya da üretilen kök hücreler, sizde ciddi alerjik reaksiyonlar yaratabilir. Bazı merkezler ciltten alınan dokulardan kök hücre ürettiklerini iddia ediyorlar ki, bu işlem sadece derideki ince kırışıklıkları açmak ve derinin kalitesini artırmak için fayda sağlar. Söz konusu işlemle hastanın cildinden bir parça alınarak, bunun içinden cildi yenileyen hücrelerden 3-5 tane çekip, bu hücrelerin bir kaç haftada kültürde sayısını artırılır. Sonra bu hücreler, 3 seansta cilde verilir. Bu yöntemle derinin yaşlanmasını geriletmek mümkün ama volüm kaybı sorununu çözmek imkansızdır. Kök hücrelerin alındığı yer, nerede, hangi şartlarda çoğaltıldığı ve ayırıldığı önemlidir. Ve tabii bu kök hücrelerin nasıl enjekte edildiği de önemlidir. Yani iş sadece hücrelerde bitmez, bu hücrelerin nasıl ve nereye verildiği de çok önemlidir.

Yaşlanmada en önemli problem, kemik düzeyindeki erime, yumuşak doku kayıpları, cildin derin kırışıklıkları ve sarkmasıdır. Bu sorunları dolgu kullanarak kombine tedavilerle, etaplar halinde gidermek belirli ölçüde mümkündür ama yapılan işlemlerin hem ömürleri kısa hem de bu işlemler sırasında kullanılan yağ miktarı arttıkça maliyet de artar. Bu tür sorunların giderilmesinde kullanılan dolgular yabancı bir madde olduğu için enfeksiyon riskini artırır. Bu nedenle dolgu maddesini sınırlı miktarlarda, çok fazla derinin altına nüfuz ettirmeden kullanabiliyoruz. Sadece yağ dokularından elde edilen kök hücreleri kullanarak, hem kemiği hem dokuyu hem de deriyi tedavi edebiliyoruz.

Bugün estetik operasyonlarda hangi teknolojiyi kullanırsanız kullanın, yaşlanmayı durdurmak mümkün değildir. Ancak, kök hücreler ile bu süreci yavaşlatabiliyoruz. Botox, dolgu ve PRP gibi çeşitli uygulamalar, kırışıklıkların giderilmesi ve sarkmaların belirli seviyeye getirilmesini sağlar. Ama hücresel tedavi ve iyileşme yaratamaz. Kısa süreli iyileşme ve memnuniyet sağlayan bu uygulamaları uzun vadede tatmin edici hale getirmenin yolu, kendi yağ hücrelerinizdedir!

Cildimizi, vücudumuzu tanımak, ihtiyaçlarını anlamak ve gereğini yapmak kendimize verebileceğimiz en güzel hediyedir.

“Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları, her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

 

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Instagram: @druckunkaya

YouTube: druckunkaya