Mevsim geçişleri, kışın gelişi, soğuklar hastalıklara neden olmaktadır. Biliyorum ki çareyi ilk bal ve bitki çaylarında bulmaktayız.

Peki bal mucizesine inanır mısınız? Son günlerde sıklıkla karşılaştığımız apiterapinin ne olduğunu hiç merak ettiniz mi?

Apiterapi:Propolis, arı poleni, arı sütü, bal gibi arı ürünlerinin sağlığımızı korumak, hastalıkların önlenmesi ve tedavisi amaçlı yapılan bir çeşit tedavi şeklidir.

Propolis: Arıların kovanı, dış etkenlerden korumak ve kovan içi düzeni sağlamak amaçlı ürettikleri yapışkan yapıdaki besindir.

Yapısı, antioksidan bileşenleri ile vit A, B, C ve E, mineraller ve aminoasitlerden oldukça zengindir. Propolis için , antiseptik, antibakteriyel, antiviral, antifungal ve antiinflamatuvar etkiye sahip olduğunu ve çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir.

Yapılan klinik çalışmalar propolisin:

Solunum sistemi enfeksiyonları (bronşit, KOAH, influenza)

Deri hastalıkları (herpes, deri mantarları, alerji, yanık, deri ülseri, apse)

Diş ve diş eti rahatsızlıkları

Kulak, burun ve boğaz enfeksiyonları

Sindirim sistemi hastalıkları (parazit, kolit, mide ülseri, reflü)

Kadın hastalıkları (vajinal ve servikal rahatsızlıklar)

Üriner sistem hastalıkları üzerinde etkili olduğunu göstermiştir.

Arı poleni: Genç arıların besin olarak da kullandıkları ve yaklaşık %40 oranında protein içeren bir besin maddesidir.

Araştırmalar, arı poleninin çocuklarda yaklaşık 10 gram; yetişkinlerde ise 15 gram alınmasının yeterli olabileceğini öneriyor. Arı poleni olası alerji risklerini tetiklediği için yan etkilerine dikkat etmekte fayda var.

Arı sütü: İşçi arıların, kraliçe arıyı beslemek için yutak üstü salgı bezlerinden salgılanan maddedir.

Besin içeriğine bakıldığında arı sütünün, diğer arı ürünleri gibi immun sistem üzerinde olumlu etkileri vardır.

Arı sütü üzerine yapılan çalışmalar doğrultusunda:

Yapılmış hayvan deneyleri ve insan çalışmalarında metabolizmayı hızlandırabildiği

Arı sütünün antioksidatif, antiinflamatuar, antibakteriyel etkisi ile radyasyonun etkilerine inhibe ettiği gözlemlenmiştir.

Diğer bir apiterapi ürünü, hepimizin hâkim olduğu geleneksel tat olan bal; arıların çiçeklerden ve tomurcuklarından topladıkları kimyasal değişime uğrayarak peteklere yerleştirdiği bir kovan ürünüdür.

Enerji değeri yüksek ve sindirimi kolay olan bal, çabuk enerjiye dönüşen hazır ve temini kolay bir besin olmasından dolayı sıklıkla tercih edilmektedir.

Yapılan çalışmalarda, balın yara ve yanıkların iyileşmesini hızlandırabildiği ve prostaglandin seviyesini düşürerek antibakteriyel ve prebiyotik etkiler gösterdiği görülmüştür.

Mide ve bağırsakla ilgili bozukluklarda, antimikrobiyal etki edebildiği, akut ve kronik mide lezyonlarına karşı gastriti tedavi edebileceğini göstermektedir.

Apiterapi her ne kadar tedavi amaçlı olsa bile; bu ürünlerin yan etkileri üzerine araştırmalar mevcuttur.

Dünya Sağlık Örgütü(WHO), öksürükte bal kullanımını potansiyel tedavi etkisi nedeniyle önermektedir. Diğer apiterapi ürünleri için çocuklarda, sağlık problemlerinde bal ve çeşitlerinin tüketimine ilişkin sınırlı sayıda araştırma bulunmaktadır. Mevcut olan araştırmalarda ani gelişen alerji ile eozinofilik gastropati, ödem, botulizm gibi rahatsızlıklar yan etki olarak gösterilmektedir. Araştırmalar doğrultunda; 12 aydan küçük bebeklerde bal ve arı ürünlerini başlanmamasına özellikle dikkat edilmelidir.

DYT. ÖYKÜ YILDIRIM