Yaşlılık depresyonuna karşı yapılması gerekenler

Tüm dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 pandemisinde zorunlu olarak riskli gruptaki 65 yaş üzeri bireyler en sıkı koruma altına alındılar. Bu amaçla kalabalığa girmelerini engelleyecek kurallar kondu, en yakınları bile kendilerinden uzak durdular. Bu ‘sosyal izolasyon’ sürecinin ilerleyen dönemlerinde yaşlı bireylerde maalesef bazı psikolojik sorunların tetiklendiğini gördük. Bunlar arasında depresyon ve demans (bunama) özellikle dikkat edilmesi gereken konuların başında geliyor.

Yaşlı nüfusun oranı artıyor

Yaşlanma normal ve evrensel bir olgu olduğunu söyleyebiliriz. Beklenen yaşam süresinin uzamasıyla dünyada yaşlı nüfusun toplam nüfustaki oranı artıyor. Ancak yaşın ilerlemesiyle birlikte fiziksel yeteneklerde azalma, zihinsel işlevlerde gerileme, günlük aktiviteleri sürdürmede ve sosyal ilişkilerde zayıflama, ekonomik durumda kötüleşme görülmesi beklendiği için yaşlı bireylerin depresyon açısından daha fazla risk altında oldukları düşünülüyor.

Kalp ve damar hastalıkları depresyona eşlik edebiliyor

Klinik pratikte de depresyon, 65 yaş ve üzerinde görülen ruhsal problemler arasında en sık karşılaştığımız psikiyatrik hastalıktır. Tek başına veya başka hastalıklarla ilişkili olarak görülebilir. Kalp damar hastalıkları, hormonal düzensizlikler depresyona eşlik edebilir ya da öncülü olabilir. Beyin dokusunda çeşitli sebeplerle daha genç yaşlarda başlamış olan hücre düzeyindeki harabiyetin belirtileri genellikle 65 yaş üzerinde açığa çıkmaktadır. Bu belirtiler de depresyon belirtileriyle karıştırılabilir ve hastanın yanlış tanı, yetersiz tedavi almasına yol açabilir. Burada doğru teşhise varmak için doktorlar beynin zihinsel işlevlerini ölçen testler, beynin yapısal durumunu incelemek için beyin görüntülemesi (beyin MR) yaptırırlar. Eğer hastada demans türlerinden biri olduğu düşünülürse tedavi ona göre düzenlenir.

Yaşlılarda depresyonu nasıl fark edebiliriz?

Yaşlı birey sürekli üzgün görünüm içindeyse, keder, umutsuzluk duyguları ve değersizlik fikirleri dile getiriyorsa, geçmişindeki gerçek veya hayal ürünü başarısızlıklarından, hatalardan veya düşüncesizliklerden dolayı kendini suçluyorsa, az konuşuyor, içe kapanma gösteriyorsa aklımıza depresyonda olabileceği gelmelidir. İştahsızlık, uykusuzluk, yorgunluk bazen depresyondaki yaşlının dile getirdiği ilk şikâyetler olabilir. Kabızlık da yaşlılarda depresyona sıkça eşlik eden bir belirtidir.

Muayene ve tetkiklerle nedeni belirlenemeyen ya da saptanan sorunlarla uyumsuz olacak kadar fazla şiddetli olan, özellikle vücutta yaygın halde bulunan ağrılar yaşlılarda depresyonun bir belirtisi olabilir. Yaşlı depresif hastalar, bu tip bedensel şikayetler nedeniyle dahiliye, nöroloji, fizik tedavi uzmanlarına başvururlar. Yaşlılardaki geçmeyen, her türlü tedaviye cevap vermeyen yüz, siyatik ve kalça ağrıları da depresyon kaynaklı olabilmektedir.

Yaşlılık depresyonuna karşı yapılması gerekenler

Depresyondaki yaşlılar “kendilerini bu dünya için gereksiz gördüklerini, işe yaramadıklarını” söyleyebilirler. Bunun tedavi edilebilecek bir hastalık olduğunu söylediğinizde de “hiçbir tedavinin faydalı olmayacağını, durumlarının umutsuz olduğunu ya da tedaviyi hak etmediklerini” ifade edebilirler. Erken dönemde fark edilmeyen hastaların durumu ağırlaşabilir,  hasta odasından hatta yatağından çıkmayabilir, yemek yemeyi reddedebilir.

Yaşlılık depresyonunda tedavide neler yapılır?

Çoğu depresyon tablolarında olduğu gibi genelde ayaktan tedavi depresyon için yeterlidir. Ancak hastanın fiziksel sağlığı kötü, intihar riski varsa, yemeden içmeden kesilmişse, zihinsel fonksiyonlarda bozulma varsa hastanede yatırılarak tedavi gerekir.

Medikal tedavi anlamında bugün artık tıbbın elinde güçlü araçlar vardır. İlaç tedavisi ve psikoterapi ilk tedavi basamağıdır. Antidepresan ilaçlar diğer yaş gruplarında olduğu gibi yaşlılık çağı depresyonunda da oldukça iyi bir tedavi başarısı göstermektedir. Etkisi birkaç haftada ortaya çıkan AD ilaç tedavisi, doktor takibinde kullanılmalıdır.

İlaç tedavisine yanıt alınamayan olgularda, Transkraniyal Manyetik Uyarım (TMU) tedavisi ayaktan hastalarda uygulanabilecek, FDA onayı almış güçlü ve güvenli bir tedavidir. Bu tedavide beynin dış tabakasına özel bir cihaz yardımıyla güçlü uyarım verilmekte ve beyin hücreleri arasındaki iletim tetiklenmektedir. Yine beynin daha alt yapılarına da etki eden Derin TMU da tedavide kullanılabilecek araçlardan biridir.

Hayati risk oluşturacak derecede beslenememe ve sıvı kaybı gösterenlerde ve intihar riski bulunan olgularda, hastaneye yatırılarak elektrokonvülsif tedavi (EKT) uygulanması da etkili bir tedavi seçeneğidir.

Psikoterapi, hastalık durumunu anlamlandırma ve bu durumla baş etmek için hastaya önemli katkı sunacak bir tedavi şeklidir. Terapinin türü, içeriği ve süresi her olguya göre bireysel olarak şekillendirilir. Etkin bir psikoterapi uygulaması, hastalığın yineleme riskini azaltacaktır.

Aile bireyleri depresyondaki yaşlılara nasıl destek olabilir?

Öncelikle yaşlı bireylere sadece özel günlerde değil, her zaman sevgi ve saygı gösterilmesi, aranıp sorulması, torunlarıyla koşullar ne olursa olsun buluşturulması, yalnız bırakılmaması kendilerini iyi, değerli hissetmelerini sağlayacaktır. Pandemi döneminde yüz yüze görüşmek mümkün olmasa da telefon görüşmeleri bu sosyal izolasyonun baskısını hafifletecektir.

Çocukları arasında süregelen sorunlar, yaşlılarda depresyonu tetikleyen bir etmen olarak sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle sorunların uzatılmadan çözüme kavuşturulması, aile büyüğünün etrafında hep birlikte huzur içinde bir araya gelinmesi, yaşlılarımızın ruh sağlığına önemli katkı sağlayacaktır.  

Depresyon belirtileri görüldüğü durumda da vakit geçirmeden profesyonel destek alma konusunda yaşlılara yardımcı olunması gerekir. Aksi halde tablo ağırlaşabilir, hastanın yaşam kalitesi ve genel sağlığı ciddi şekilde bozulabilir.

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet