Kaygı kaynakları - 3

Kaygı Kaynakları yazı dizimizin 3. bölümünde konumuz, korteks. Önceki konuları kısaca özetlemek gerekirse, ilk bölümde, kaygı ile korku arasındaki farklardan bahsetmiştik. Tehlike anında beynin verdiği ‘savaş, kaç, don’ tepkisini anlatmıştık. Kaygı yaratan iki kanaldan bahsetmiştik. Doğrudan amigdalaya giden ve korteks üzerinden amigdalaya giden beynimizdeki güzergâhları açıklamıştık. 2. bölümde doğrudan amigdalaya giden ve bizde bedensel tepkilerle anlam bulan kaygı tepkilerini açıklamıştık. Bu bölümde ise korteksin kaygı oluşumundaki etkisinden bahsetmek istiyorum sizlere.

Daha önce açıklandığı üzere korteks, beynin düşünen, algılayıp anlamlandıran, tahmin yürüten bölümüdür. Korteksin işleyişinde beynin yapısında bulunan loblar en önemli parçalardır. Ön lobların temel işlevlerinden bazıları olanları anlamak, sonuçları tahmin etmek ya da geleceğe dair plan kurmaktır. İnsan doğası gereği olayları analiz eder, bütün haline getirerek yargılarda bulunur, sentezler. Bu insan aklının en temel özelliğidir. Ancak bu özellik bazen hayat kurtarsa da anlamlandırma ve tahmin etme, çıkarımda bulunma başka bir korteks sürecini devreye sokabilir: Endişe. Bir olayın olumsuz sonuçlanacağına dair yüksek beklenti zihni esir alıp kaygı ya da korkuya neden olur.

Elbette korteks bunları yaparken iki yoldan hareket eder.

1. Duyular

2. Düşünceler

Görüntüler, sesler gibi duyularımıza gelen uyaranlar kortekste işlenerek kaygı uyandırabilir. Duyulara gelen görüntüleri işlerken olumlu ya da olumsuz anlamlandırma yapılırsa bu uyaranlar amigdalaya tehlikeli ya da güvenli gibi sinyaller gönderebilir.

Korkteks bazen herhangi bir duyu kaynağına ihtiyaç duymadan da düşünceler ile amigdalayı uyarabilir. Çevrede tehlikeli bir durum yoktur ancak rahatsız edici düşünceler oluşabilir. Bu rahatsız eden düşünceleri sürekli tekrarlamaya psikiyatri dilinde zihinsel geviş getirmek (ruminasyon) adı verilir. Bir olayla ilgili tüm detayları yeniden ve tekrar tekrar düşünüyor olmak problemi çözmeyeceği gibi korteksteki bağlantıları daha da güçlendirmektedir.

En çok kullanılan bağlantılar hayatta kalır. Bu sebeple ne düşündüğünüze dikkat edin!

ruminasyon, yaygın kaygı bozukluğu ya da obsesif kopmulsif bozukluk yaşayan insanlarda sıklıkla görülen bir durum olduğu ifade edilir.>

Bu noktada devreye bilişsel süreçler girmektedir. Bilişsel kaynaşım (füzyon)adı verilen kişinin duygu ve düşüncelerine mutlak doğru tanımlaması yaptığı kavramı açıklamakta yarar var. Korteks düşünce duygu ve fiziksel duyumları kendisine ait hisseden bir yanlısama içindedir. Kendimize ait bir düşünce ile gerçekleri birbirinden ayırt edememek, düşünceyi gerçek sanmak korteksin yazılım hatasıdır diyebiliriz. Bilişsel süreçlerde kendini sabote eden düşüncelere odaklanmak ve onları fark edip değiştirmeye çalışmak korteksi yeniden yapılandırmak anlamına gelmektedir.

Bu aşamada düşünceyi değiştirmek korteks kaynaklı kaygıyı azaltmaya yaramaktadır. Düşünceyi değiştirmek korteksten gönderilen mesajların amigdala tarafından tehlike olarak algılanmamasına da yarayacaktır. Duygusal tepkileri ortaya çıkaran yine korteksin olay ya da durumları yorumlayış biçiminden kaynaklanır. Olayları nasıl yorumluyorsanız duygularınızda bu şekilde değişecektir. Bu durumda olayın kendisi değil yorumlar kaygı uyandırmaktadır. O halde stresli durumlarda yorumların farkına vararak korteks odaklı bir yaklaşımla yorumları değiştirebilir ve amigdalanın harekete geçmesini sağlayabilirsiniz.

Kaygıyı azaltmak için pratik bir yol:

• Olay

• Yorum

• Ortaya çıkan duygu

Yorumları fark etmeyi öğrenmek kaygı durumunu düzenlemeye yardımcı olur.

Örnek çalışma

Kaygı duyduğunuz durumları düşünerek boş bir kâğıda sıralamasını yapın. Sonra tek tek üzerinde düşünmenizi istiyorum. Olaya ya da duruma dair yorumlarınızı gözden geçirmeye çalışın. Bunları belirledikten sonra alternatif yorumlar üzerinde düşünmeye devam edin, yüksek sesle okuyun. Başta inandırıcı gelmeyebilir fakat sık tekrarlanan bağlantıların hayatta kaldığını aklınızdan çıkarmayın. Bunu sürekli tekrarladığınızda değişimi siz de fark edeceksiniz.

Bu hafta sizlerden kaygı uyandıran durumlar yorumlar ve duygular hakkında düşünmenizi istiyorum. Önümüzdeki hafta bilişsel süreçler esnasında çarpıtma yaptığımız düşüncelerin kaygı üzerindeki etkilerinden bahsediyor olacağız.

Sevgilerimle

Dilek Söylemez

Psikolojik Danışman

İletişim:

www.dileksoylemez.com

@psk_dan_dileksoylemez