İhtiyacımız Seçim, Paylaşım, Özşefkat

Gelecek ile ilgili hepimizin beklentileri var. Yeni bir iş, terfi, çocuk sahibi olma, ev alma, taşınma, mezun olma, okula başlama, tatile gitme, kitap yazma ve uzayıp gidecek bir liste. İçinden geçtiğimiz bu dönemde sevdiklerimize sarılma beklentimiz bile askıda. Tüm gelecek beklentilerimizi, olumlu olumsuz, bir dolaba astık ya da köşede bir yere sakladık. Şimdi deneyimlediğimiz zorlayan duygularımız var ve çoğumuz için bunlar ortak: belirsizlikten dolayı kaygı, endişe, hastalıktan korku, belki de bu zamanda olmasından dolayı öfke veya tanıdıklarımız hastalandıysa üzüntü. Bunlar bilmediğimiz duygular değil elbet yaşamımız boyunca defalarca bizi ziyaret ediyor, mesajlarını veriyor ve sonra öyle ya da böyle geçip gidiyorlar. Ancak belki de bu yüzyıl için ilk defa küresel olarak bu duyguları duyuyor ve baş etmeye çalışıyoruz. Dünya genelinde mevcut kaygıyı tartmaya kalksak acaba ne kadar eder? Korkuyu elimize cetveli alıp ölçsek acaba kaç km yol yapar?

Belli ki bu bir süreç devam edecek ve muhtemel bir süre sonra bitecek. Bu süreç sonunda biz nasıl olacağız? Bunu nasıl ve hangi deneyimlerle tamamlayacağız? Hastalığa yakalanmamız ve bedenimizin zorlanmasını bir kenara koyarsam, duygusal, ruhsal ve zihinsel olarak dağılacak mıyız yoksa bu süreci yönetebilecek miyiz? Bu belki de biraz seçimlerimize bağlı değil mi? Evet bu süreçte kontrol edemediğimiz, belirsiz olan çok şey var. Dış dünyadan aldığımız haberlere güvenerek ilerliyor, evde kalmaya özen göstererek gözle göremediğimiz virüsten korunmaya çalışıyoruz.

Aslen yaşamda her anda bir sürü şey oluyor hem olumlu hem olumsuz. Mesela diş doktorunun önünde koltukta dişimiz tedavi altındayken, içimizden geçen düşünce şu olabiliyor: bu diş ağrısı bir bitsin çok mutlu olacağım. Ya da bir sınava hazırlanırken, ah şu sınav bir geçsin hayat bana güzel olacak demek gibi. Oysa diş ağrısı geçiyor, sınav bitiyor ama biz yine mutsuz olma nedenlerimize odağımızı rahatlıkla çevirebiliyoruz. Bakmayı bildiğimizde her anda bizi mutlu veya mutsuz edebilecek pek çok seçenek var. Önemli olan bunları görebilmek. Şimdi diyebilirsiniz ki hadi canım nasıl yani Polyannacılık mı oynayacağız? Hayır söylediğim o değil. Sadece olumsuzları değil olumlu anları da fark etmek adına bakacağız hayata.

Böyle zor zamanlarda öncelikle seçici olabilir miyiz?

Mesela çoğumuz evdeyiz ve evden çalışıyoruz. O zaman günümüzü nasıl planladığımız konusunda seçimler yapabiliriz. Gün boyunca yapılacaklara sevdiğimiz bazı aktiviteleri ekleyebiliriz. Yeni bir şeylere başlamaya niyet edip bunlarla ilgili yapılacakları planlayabiliriz. Ben son dönemde mandala öğrendim onu yapıyorum, birikmiş kitaplarım vardı onları okumaya koyuldum. Ayrıcane izlediğimiz ne dinlediğimiz ne paylaştığımız konusunda seçici olabiliriz. Sürekli haber kanallarında gezinmek, sosyal medya paylaşımlarında kaybolmak ve kaygı seviyemizi artırmak yerine az ama güvenilir kaynaktan günde bir iki kez haber dinleyerek bilgi almak bu bilgiyle nasıl seçimler yapacağımıza da karar vermek elimizde. seçimlerimize dikkat edelim, kendimizi olayların akışına kaptırmayalım. Kontrol edebildiklerimize bakalım.

Tüm zor duygular normal. Bunlar insan olmanın temeli, merkezi. Bunları yok saymak, başkasının kaygısıyla korkusuyla karşılaştırmak ya da aşırı tepkiyle duyguları dışa vurmak bize faydalı şeyler olmayacaktır. Bu tür duygularımızı tamamen kontrol etmeye çalışmak yerine, tüm bunları duymanın normal olduğunu hatırlayalım. Duygularımızdan kaçmak değil, durup yüzleşmek ve bize verdikleri mesajları dinlemek önemli. Duygularımızı dışarı sağlıklı bir biçimde dökmenin farklı yolları olabilir mi? Sevdiklerimizle konuşmak, bunları yazmak, günlük tutmak, benzer duyguları yaşayanlarla destek gruplarına online katılmak gibi çok yaratıcı çözümlerimiz olabilir.

Zor zamanların en önemli ilacı: Özşefkat

Neden çünkü böyle zamanlarda dostlara ihtiyaç var ve özşefkat kendimize karşı nazik, sevgi dolu ve destekleyici olmanın adı.

Özşefkati kendimize nasıl gösterelim?

Kendimize karşı nazik olmak: Her sabah kendimize şu soruyu sorabilir miyiz? Bugün nasılsın? Neye ihtiyacın var? Ve sonra bir dinleyelim kendi iç sesimizi, gelen sese kulak verelim, farkedelim.

Hatırlayalım: insanlığın ortak teması- yalnız olmadığımızı, herkesin ortak benzer deneyime, kırılganlıklara sahip olduğunu, hayatın herkes için zor olduğunu hatırlamak da bize güç verecektir.

Ve mindfulness (şimdiki anda farkındalık) yani duygu düşünce ve beden farkındalığı bize çok iyi gelir. Zor durumun içinde kaybolmak duygunun bizi tutsak etmesi söz konusu olduğunda, mindfulness pratikleri ile kendimle arama biraz mesafe koyup dışardan kendime bakmak, duygumun düşüncemin farkına varmak, bedenimin zorlayıcı duygularından oluşan hislerini olduğu gibi yargılamadan fark etmek beni sarmalın içinden çekip çıkaracaktır.

İnsanın Anlam Arayışı kitabının yazarı Viktor Frankl’ın dediği gibi:

Başımıza gelen olayları seçemeyebiliriz ama bu olaylara nasıl tepki vereceğimizi seçme özgürlüğü her zaman elimizde.

Sibel YÜCESAN

SiZe Bütünsel Yaklaşım Danışmanlık Kurucu Ortağı