Ayasofya ve manevi enerji geçiş alanları

Dünya aynı bir vücutta akan biyoenerji ve sinir uçları gibi altından akan negatif ve pozitif enerji akım hatlarına sahiptir.

Buna basit örnekler vermek gerekirse, eğer pozitif bir akım hattı üzerine iş yerinizi kurarsanız işleriniz daha verimli olur. Çok insan trafiği olan bir caddede bunun için bir örnek olabilir. Bir yan caddesinden kimse geçmezken o cadde diğerlerine göre çok daha insan çeker.  Bunun sebebi insan ve dünyanın kendi arasındaki enerji salınımlarıdır.

Örnekten yola çıkarsak; dünya üzerinde de ley hatları adı verilen enerji salınım hatları ve alanları mevcut.   Dünya da aynı vücudun çakra sistemi gibi çalışırlar. Bu alanlar çok yüksek frekanslı çıkış alanlarıdır.

Bu enerji alanları dünyada üç yerde  ve bir hat üzerinde bulunuyor. Dünyanın kutuplarının yani enerji salınımının (göreceli olarak) değişmeye başladığı yıllardır söyleniyor. Mevsimsel değişiklikler, insanların sinirli halleri, duygular, güneş-ay tutulmaları, savaşlar hep bu değişimin ayak sesleri.  

Özünde yenilenen  diye anlatılan şey beyinlerdeki ben ve dünya anlayışı. Yeni açığa çıkan bilgi eski bilgiyi  savaşlarla, günlük rutinleri, inanış şekillerini, anlayış şekillerini  tutulmalar eliyle değiştirerek yapıyor. Hiçbir şey eskide kalmayacak. Eskide kalan elenecek. Bütün bu olan bitenin  altında tek bir teklif var o da “Yenilen”

Konuya geri dönersek; dünya bir hat üzerinde üç enerji çıkış alanı yani dünyanın manevi enerji çıkış çakrası (Çakra kelimesini bir çok kişinin daha kolay anlayabilmesi adına kullandım. Özünde enerji mekansızdır. Mekanı anlayışa göredir.) mevcut.  

Mekke, Mescid-i Aksa ve Ayasofya.

Mekke’de bulunana alan, Kabe-i Muazzama altında ve uzantısı olarak Arafat Dağındadır. Kısa bilgi olarak hacıların Kabe etrafında  tavaf etmeleri, Arafat’a çıkmaları ve hacı olmaları bu yüzdendir. Kabe’nin olduğu alanda göğe yükselen bir enerji çıkışı olduğu söylenir. Onun içindir ki hacca giden herkes anasından ilk doğmuş gibi günahsız hale gelir. Adeta bütün veri tabanı sıfırlanır.

Mescid-i Aksa ise, Mekke’den önce Müslümanların ilk kabesidir. Resurullah’ın miraca yükselmesi hep metaforlarla anlatılan olaylardır.

Din ve bütün kutsal kaynaklar betimleme yollu metaforlar kullanarak gerçekleri anlatırlar.  Ancak bu metafor anlatımların ardına geçebilirsek bugün Ayasofya’nın neden bu kadar önemli olduğu anlaşılabilir. Anlatılan her şeyin altında anlatıldığı kelimelere yüklenmiş belli mana ve enerjiler vardır ve bunu beyinler algılar, şartlanmış anlayışlar değil. Kutsal kitapları hikaye kitabı veya efsane anlatan kitaplar olarak düşünenlerin vay haline.

Onun içindir ki Ayasofya ile anlatılan, aşikare çıkan bilgi çok önemlidir. Bahsetmiş olduğumuz metaforları bir yana bırakırsak. Ayasofya bir kiliseden, katedralden çok öte bir anlam ifade eder. İsevi mana üzerine kurulmuş ve sonra Muhammedi mana ile devam etmiş yani  Feth olunmuş. Sonra arada müze ileölüm iyiliği gibi kesintiye uğramış bir alan bilgisi olarak önümüze çıkıyor.

Bu kadar savaş, ilkim değişimi, anlayışlardaki değişim aslında başka bir anlayışa geçiyor olduğumuzun göstergesi.

İsa’nın ölüyü diriltmesi; var olan bilginin anlaşılır hale gelmesidir. Herkesin merakla beklediği İsa’nın yeryüzüne inmesi, mehdiyet, yecüc mecüc  vs her şey aslında tamamen enerji boyutundaki değişimleri  metaforlar üzerinden anlatmaktan başka bir şey değil. Ayasofya’nın cami olması da…

Kaldı ki Hz İsa İncil’de kendinden sonra Ahmed adında bir resulün geleceğini  bildirmiştir. İsa’ın işlevi Muhammedi mananın hayatiyetidir. Kısıtlı anlatımla ölüyü diriltmesidir.

Mevcut duruma birkaç adım geriden, resmi daha geniş görmek adına bakarsak;  Feth olunan şey bir taş yapıdan çok daha fazlasıdır. Anlatılmak istenen de anlaşılandan çok daha fazlasıdır.

Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u Feth etmesi ve Resulullah’ın bunu müjdelemesini  milyonlarca yıllık dönüşüm içindeki sonsuz sınırsız bir sistemden değerlendirirseniz  çok farklı bir şeyin anlatıldığını fark edersiniz. Gerçek anlamda bir çağın manası kapanmış ve yeni bir mana açılmıştır.

Uzayın bir yerlerinde samanyolu galaksisi denilen bir adanın 400 milyar güneş sisteminin dünya denen küçük bir uydusu olan dünyayı her gün kurtaran bizler için yenilenmek belki de tek çaremiz.

Günün getirdiği genel geçer bilgilerin, şartlanmışlıkların, öğrenilmişliklerin belki de tek çözümü  annemizin karnından doğduğumuz ilk günkü gibi bir anlayışla yeni ye açık olmak. Ayasofya’da bu yeni çağın bilgi işaretidir.

Ne güzel tekliftir “Yenilen”. Teklif edene, ettirene, işittirene selam üzere, Özde!.

Tuna Cankurtaran

tuna@disitalmedya.com