Sevgili Pembenar Okurları;

Hamileliğimin sonunda artık yeni bir başlangıcın heyecanı ve biraz da korkusu ile benim deneyimleyeceğim süreçleri çok daha önceden deneyimlemiş annelerin tavsiyelerini, başından geçenlerini araştırmaya başladım. İçlerinden bir anne bana o kadar yakın geldi ki… Sevgili Sezen Ketenci OY’ dan bahsediyorum. Kendisi ile henüz tanışmadıysanız mutlaka içeriklerine göz atmanızı tavsiye ederim. Zira sevgili kızı Parla Yıldız ile başından geçenleri samimi ve eğlenceli bir üslupla aktaran, anne ve anne adaylarını rahatlatan Influencer gibi bir Influencer kendisi… Instagram ve Youtube’ da 100 K’dan fazla takipçisi olan Sezen Ketenci OY’u gelin daha yakından tanıyalım. Ve son yılların en gözde meslekleri içerisinde gösterilen ‘’Influencer’’lık mesleğini de daha detaylı irdeleyelim. Sözü daha fazla uzatmadan İki bölümden oluşan röportajın ilk bölümüne geçelim.

Biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Tuvana’cığım bunlar ne güzel iltifatlar, gerçekten utandırdın beni. Ne mutlu bana.

Ne desem ne desem.. nasıl anlatsam.. Karadenizli sıkı bir babanın özgürlükçü kızı olarak Marmaris’te büyümüş, ilk aşkıyla evlenip New York’a taşınmış, sonra bebeğini kucağına alıp İstanbul’a sevdiceklerinin yanına dönüş yapmış, hayatı boyunca bol bol okumuş, sonra da bol bol çalışmış, 33 yaşında ve şuan gün gün anneliği keşfederken “takipçilerime ne şekilde nasıl yardımcı olabilirim” diye düşünmekle uğraşan biriyim dersem güzel bir özet yapmış olurum sanırım.

Çok yönlü ve dolu bir insansınız. Biraz profesyonel hayatından bahsedebilir misiniz? Sosyal medyada içerik üretmeden önce neler yapıyordunuz?

Evet, çok yönlü bir insanım ama bu maalesef güzel bir özellik değil. Bazen sadece bir yöne ilgisi olan insanların hayatının sadeliğine ve profesyonelliğine imrenirim. Ben her şeyi severek hep zaman kaybettim aslında. Okul hayatım boyunca hep bu ikilemi yaşadım. En iyi dersleri matematik ve resim olan bir öğrenciydim, birileri bilim insanı olmamın tam bana göre olduğunu söylerken, birileri ise sanatla ilgili bir şey okumam gerektiğini düşünüyordu. Ben ise çoğu genç gibi o dönemde kendimden çok onları dinliyordu. Sonuç olarak aklı sanatta kalan bir bilim insanı oldum. Mutsuz muydum? Kesinlikle hayır. Bir laboratuvarda kimyager olmakta, bir okulda kimya öğretmeni olmakta benim için çok keyifliydi aslında. Ama “moda” hep içimde kaldı.

Evlenip New York’a taşınmamla birlikte aklımın ucuna gelmeyen, hayalini kurmayı bile bıraktığım bir şeyi hatırlattı bana eşim, yani nam-ı diğer " En sevdiğim, Kocam”

Düşünsenize, seneler önce önünden iç çekerek geçtiğim ve senelerce oraya girmenin ne derece zor olduğunu dinlediğim Dünyanın en iyi moda okulu olarak kabul gören FIT’ye girdim. Benim için büyük ama çok çok büyük bir mutluluktu. İlk günümü hatırlıyorum da sürekli kendime sarılasın geliyordu öyle bir mutluluk. Bu okuduğum okulların en zoruydu gerçekten. Uyku uyumadan 2 günüm, doğru düzgün yemek yemeden tam 3 günüm geçti. şaka değil. 3 gün sonunda fark ettim atıştırmalık birkaç şey dışında hiçbir şey yemediğimi. Ama “insan ilgi duyduğu şeyi yaparken yorulmaz” derler ya, çok doğru. Hayatımda yasadığım en zor günler olmasına rağmen “hayatında hangi döneme dönmek istersin?” deseler sanırım FIT’deki günlerime dönmek isterim.

Neyse... FIT’den dereceyle ve karnımda Lokumla mezun oldum. Kızım da ilk kepini karnımda atmış oldu. Mezuniyetimde karnım burnumdaydı, Parla Yıldız belki de ilk modacı bebektir yani… Hem de annesinin hayalindeki kepin ortağı…

Kimya ve moda yasarım eğitimim dışında özetlemem gerekirse New York Film Academy’de oyunculuk eğitimi aldım, üniversitedeyken kısa bir süre salsa eğitmenliği yapmıştım, bir sene kadar bir yayın evinde kimya kitapları yazdım ve iki sene kadar öğretmenlik yaptım.

Sosyal medya içerik üretme serüveniniz nasıl başladı?

FIT’den yeni mezun olmuştum. Hamileydim. Ve hayatımda ilk defa ne çalışıyordum ne de okuyordum. Sadece kusuyordum.

Sonra New York’ta hamile olduğumu saklayarak bir markaya girdim çalışmak için. Belki biliyorsunuzdur Amerika’da yazın her kapalı mekan buz dolabı soğukluğundadır. Zatürre olma riskiyle burun buruna alışveriş yaparsınız marketlerden, her gelen bir hasta olur yazın net. Çalıştığım yerde de ben kazağımla tir tir titrerken onlar t-shirtle havanın sıcaklığından yakınıyorlardı ve sonunda ben kendimi ateşler içerisinde yatarken buldum. Senin neyine o soğukta çalışmak Marmaris kızı… Doktorumuz bunun bebek için cok sakıncalı bir durum olduğunu söylediğinde daha fazla devam edebilecek enerjiyi kendimde bulamadım ve 2. Ayın sonunda işimi bırakıp çok yoğun ve eğlenceli bir dönemin ardından kendimi 7/24 evde buldum.

O sırada Amerika’da doğumla ilgili çok şeyin merak edildiğini fark ettim. Türkiye’den telefonların ardı arkası kesilmiyordu, insanlar orada doğumu, yaşamı, doktorları merak ediyorlardı. Ve ben bir gün evde sıkıntıdan Emine Beder kitabındaki yemekleri sayfa sayfa yapıp, yaptıkça sayfalara tik atarken, birden çok alakasız bir şekilde Youtube kanalı açmak istediğimi fark ettim. Gerçek bu durumu benim sürekli kendime iş çıkardığıma bağlasa da (sanırım başına gelecekleri hissetmiş bay yengeç burcu ), ben bu olaya çok yükseldim birden ve hemen ekipmanımı sipariş ettim. Sayfa sayfa günlerce içerik çıkardım. Tek tek her şeyi yazdım. Gittim doktorla, hastaneyle konuştum ve bana sorulan tüm soruların cevaplarına hakim olduğum anda açtım kameramı ve konuşmaya başladım. O kadar çok ama o kadar çok sevdim ki bu olayı daha bir haftalık anneyken annemin Parla’yı aldığı yarım saatte uyumak yerine video çekiyordum. Uyumak yerine video editliyordum falan neyse, sonuç olarak Youtube dan beni izleyen takipçilerim Instagram'da belirmeye başladı ve bana farklı bir kapı açıldı, içeriklerimi Instagram'a da taşımak istedim. O şekilde sosyal medyaya girmiş ve hiç fark etmeden binlerce insanla dostluğumun ilk adımını atmış oldum.

Nasıl bu kadar fazla kitleye ulaştınız? Son zamanlarda Influencer olmak gerçek bir meslek haline geldi. Ve pek çok kişi Influencer olmak istiyor. Sizce şu ortamda Influencer olmak daha mı zor?

Bence çok daha zor. Benden öncekilerin işi daha kolaymış, benden sonrakilerin işi daha da zor olacak. Artık o kadar çok influencer var ki orijinal bir içerik üretmek çok daha zorlaştı. Sürekli gelişim halinde olmak sorunda olduğun bir meslek haline geldi. İçerik noksanlığından bir şekilde herkes birbirini taklit etmeye başladı. Bu hem çok sinir bozucu, hem de çok normal aslında. Grafik olayı bir anda ve son hızla Instagram'a entegre bir hale geldi, Grafik tasarım ve bilgisayar bilenler biraz daha öne çıkar oldu. Kim bilir sonrasında da ne gibi yenilikler bizi bekliyor; sürekli bir şekilde yenilenmek ama yenilenirken özünü kaybetmemek çok ama çok önemli.

Herkesin profilinin farklı bir özü var. Ben açıkçası hayatımı paylaşırken olduğu gibi paylaşmaya, dertleşmeye, bir şeyler öğrenmeye ve öğrendiklerimi paylaşmaya özen gösteriyorum. Zamanla kendime biçtiğim rol de değişti, İşin şekli de değişti. Eski takipçilerim beni iyi bilirler, mesela şuan Parla’ya uyumadan önce okuyacağım bir masal kitabı almak istiyorum. Hani şu büyük ve kalın olanlardan. Anne yatağının başında sandalyede okur da çocuk yatağında dinlerken uyuya kalır ya (hayaller hayaller) işte tam ondan… Şu an evimde 4 tane var, 3 tane de hala gelmedi kargoda. Hepsini sayfa sayfa okumak için sabırsızlanıyorum, sonra da en güzelini hem kızımla kullanacağım, hem de takipçilerimle paylaşacağım. Bundan daha güzel bir şey yok benim için şu an… Evim kargo doludur; bunlardan bir kısmı tabii ki markalardan hediyeler ve iş birliklerim ama büyük bir kısmı da benim araştırarak bulduğum ve tek tek deneyeceğim ürünlerdir. Garip ve çok yorucu bir meslek aslında… Çünkü, güvenilir olmak ve öyle kalmak büyük sorumluluk.

Marka iş birlikleri, eğitimler, öneri ve görüşleriniz için bana aşağıdaki iletişim adreslerinden ulaşabilirsiniz.

Tuvana EROLTU

Mail: tuvanaeroltu@hotmail.com

Instagram: @tuvanaeroltuu