Mükemmelliyetçilik bir özgüven eksikliği belirtisi olabilir

Mükemmeliyetçilik kelimesi günümüzde sıkça ifade edilmektedir. Mükemmeliyetçi bir kişiliğe sahip bireylerin başkalarına ve kendilerine yönelik yüksek standartlar belirlemesi olarak bilinir. Mükemmeliyetçiliği aynı zamanda her şeyin, her zaman düzen içerisinde olmasını isteyen kişiler olarak tanımlanabilir.  Mükemmeliyetçi bir kişiliğe sahip olan bireyler her şeyi her zaman doğru yapmak isterler. Hata yapmayı ve başarısız olmayı kabul edemezler. “Ya hep ya hiç” algısına sahiptirler. Mükemmeliyetçi bireyler olumsuz düşünceler yaşayacağı ortamlardan ve eleştirilebilecekleri durumlardan uzak durmayı tercih ederler. Aynı zamanda mükemmeliyetçi kişiler kendilerine ulaşılması zor hedefler koyduğu için bu sebepten ötürü hata yapmamak için hedeflerine hiç başlayamaz. Böyle bir tutum içerisinde olmak oldukça yıpratıcı ve zordur.

Mükemmeliyetçilik kişinin çabaları üzerinde teşvik edici bir rol oynuyorsa ve pozitif etkilere sebep oluyorsa olumlu mükemmeliyetçilik olarak adlandırılabilir. Olumlu mükemmeliyetçiliğe sahip kişiler, öz saygıları gelişmiş olan bireylerdir. Olumlu mükemmeliyetçiliğe sahip kişiler, ulaşmak istedikleri gerçekçi hedefler için çaba sarf eden kişilerdir. Bu tür kişiler; hedeflediklerine başarı arzuları ile motive olurlar aynı zamanda kişisel ve çevresel baskılarla karşılaştıklarında bunları anlayışla karşılayabilirler.

Olumsuz mükemmeliyetçiler ise başarısızlık korkusu ile motive olurlar. Sosyal karşılaştırma yapan olumsuz mükemmeliyetçiler bunu başarı ölçütü olarak görürler. Kendi davranışlarına karşı aşırı bir eleştirel tutum içerisindedirler.

Mükemmeliyetçi kişiliğin oluşmasında aile baskısının, arkadaşların, çevrenin ve toplumun etkisi büyüktür. Tüm dünyada mükemmeliyetçi yapının, kişinin birçok psikolojik ve sosyal özelliğini etkilediğine ilişkin çalışmalar yapılmış ve yapılmaktadır. Mükemmelliyetçilik; arkadaş ilişkileri, akademik başarı, sosyal yaşama uyum ve benlik algısı gibi konularda oldukça etkilidir. Bu yüzden olumsuz mükemmelliyetçi kişiler eleştirilmeye tahammül edemedikleri için hatalarını da duymak istemezler. Hatalarını duymak istememe sebepleri kendi özgüvenlerine karşı bir hakaret olarak algılamalarıdır. Oysaki her insan hata yaparak öğrenir ve daha iyi sonuçlara deneme yanılma yoluyla ulaşır. Bu çarpıtılmış düşünce tarzı zamanla şema haline dönüşür ve hayatlarının tüm yönlerine yansımaya başlar. Özeleştiriye açık olmak ve hataya tahammül edebilmek bizim aksine özgüvenimizi daha da arttırır. Çünkü hatalarımızı gördükçe bu düşünce tarzımızın kişiliğimiz ile ilişkisinin olmadığını görebiliriz. Aynı zamanda mükemmelletçiliğin gerçekçi olmayan bir mükemmelleştirme isteği olduğunu da kavrarız.

Daha derine inecek olursak olayları olduğu halleriyle beğenmeyi ve kabul etmeyi reddetmektir. Bu düşünce tarzı bilinçli olmasa da mutluluğu reddetme anlamına gelir. Ben mükemmelçiyim ve bu benim tarzım demek yerine bunu bir eksi olarak görüp hatalarımız ile mutlu olmayı öğrenebiliriz. Aksi halde yetişkin döneminde çok ciddi strese sebep olup çocuklarımıza özgüveni düşük bir rol model olmamıza sebep olur. Bu bir kısır döngüdür, siz fark etmedikçe nesilden nesile yayılır. Bu yüzden çok yaygın bir şemadır.

Özgüvene sahip olan kişiler kendi huzurlu dünyaları içinde daha yaratıcı, üretken ve verimlidirler. Kendi benliklerini daha iyi tanıdıklarından neye gücünün yetip neye yetmeyeceğinin ve neleri yapıp yapamayacağının bilinciyle hedeflerini ona göre belirlerler. Hayatlarına başkalarının istek ve beklentilerine göre değil, kendi istek ve amaç doğrultusunda yön verirler. Sorunlardan kaçmazlar; bunlarla yüzleşerek çözüm ararlar. Hayattan doyum olan daha mutlu bireylerdir. Böyle bir kişilik seçeneğimiz varken neden diğer davranış örüntüsünü uygulayalım ki?

 

Uzman Klinik Psikolog

Aslıhan Değerli Aytoğan