Doğal afetler çocuklarda kaygı bozukluğuna yol açabilir

Birçok insan eko-anksiyete adı verilen, dünyanın yeşil geleceği ile ilgili karamsar bir tabloyu ifade eden, geleceğe dair umutsuzluk, öfke içeren bir ruh hali içinde. Bu ruh hali gittikçe daha fazla insanda görülüyor ve çocukları da etkileyebiliyor. Son zamanlarda ani başlayan ve hızlıca yayılan yangınlar, seller yaşanan endişeyi daha da arttırdı. Bu süreçte hem kendimize hem çocuklarımıza hayatın belirsizliklerden ibaret olduğunu, her zaman hesapta olmayan şeyler olabileceğini ancak baş edebileceğimizi hatırlatmakta fayda var.

Sürekli bilgi takibi çocuklar için denge bozucu olabilir

Orman yangınları, geleceğimizi aniden başlayıp hızlıca yayılma özelliğiyle kaygılı bireyleri daha da etkiledi. Özellikle endişeye yatkın çocuklarda yangınlara maruz kalma ya da haberini dinleme sonrası kaygı belirtileri meydana gelebilir. Yine yangınlarda hayvanların zarar gördüğü düşüncesi onların ruh halini etkileyebilir. Bu çocuklarda gece kötü rüyalar, annesinden ayrılmak istememe, içe kapanma, ağlama, hırçınlık, iştah ve uyku değişiklikleri, alt ıslatma, dikkat eksiliği görülebilir. Yangınlarla ilgili çocukları yoğun haber akışına bırakmak uygun değildir. Gerek televizyondan gerek sosyal medyadan sürekli bilgi takip etmek hassas çocuklar için denge bozucu olabilir. Dolayısıyla onları bu yoğun haber akışına maruz bırakmadan bir yandan da gördükleri, duydukları, hissettikleri ve düşündükleri üzerine konuşmak gerekir. Benzer duygulara sizin de sahip olduğunuzu ifade edebilir, dikkat ederek kendi hissettiklerinizden bahsedebilirsiniz. Ancak konuşurken ebeveynin de sakin olması, ses tonuna, karamsar ifade kullanıp kullanmadığına dikkat etmesi, söyleyeceklerinin çocukta hangi hislerin oluşumuna yol açacağına dair düşünerek konuşması önemlidir. Çünkü duyguların da bulaşıcı olduğunu, karşılıklı söylemlerle yoğunlaşabileceğini unutmamalıyız.

Yardımlaşmak çocuğun çaresiz hissetmesini engelleyecektir

Ülkemizdeki bu yangın felaketleri sonrası birçok kişi ya da sivil toplum kuruluşu yardım ulaştırmak konusunda seferber oldu. Çocuğun ve sizin çeşitli vesilelerle bölgelere az ya da çok yardım ulaştırmaya çabalamanız onun ve sizin çaresiz hissetmenizi engelleyecektir. Çocuğun, elinden bir şey geldiğini ve birçok kişinin çabaladığını, çabaların sonuçlarını görmesi kaygılarını azaltacaktır. Uzun dönemde ise iklim değişiklikleri üzerine çocuğunuzla okumalar yapmak, hem onu bilinçlendirecek hem daha hazırlıklı hissetmesine yol açacaktır.

Çocuklarda kaygı bozukluğuna dikkat…

Elbette çoğu ebeveyn ve çocuk yaşanan afetler karşısında şok hissediyor, aciz kalıyor ve derin bir üzüntü duyuyor. Ancak eğer kaygı belirtileri uzun sürüyorsa, çocuk sakinleşmekte zorlanıyorsa altta bir kaygı bozukluğu yatıyor olabilir. Kaygılı çocukların kontrolü kaybedeceklerini düşünme, çaresizlik, suçluluk ya da felaketleştirme gibi düşünceleri sakinleşmelerini engelliyor olabilir. Yangın, deprem, sel gibi felaketler her zaman kontrolümüzde olmayabilecektir ancak kendimizin ve çocuklarımızın bilinçli olup farkındalık kazanması ile azalmaları mümkündür. Yaşananları kabul etme, gelecekteki felaketleri azaltma yolunda bilinçlenme, şu anki ortamda en olumlu şeyi yaratmaya – üretmeye ve yardımlaşmaya çabalama çocuklarımıza iyi hissettirecek şeylerin başında geliyor. Bununla beraber özellikle riskli ormanlara ya da dere yataklarına yakın oturulan evlerde böyle bir durum karşısında ne yapılacağının önceden bilinmesi ve planlanması gereklidir.