Cinsel sorunlarımızın olağanlığını kabullenmeliyiz

Cinsel sorunların konuşulabilmesi için uzun yıllardır sürdürdüğümüz mücadele, beklediğimiz sonuçları vermeye başladı. Cinsellik bir tabu olmaktan henüz çıkmadıysa da cinsel sağlık sorunlarının da diğer sağlık sorunları gibi uzmanına danışılması gerektiğinin anlaşıldığı bir dönemece girdik. Bu konuda kat ettiğimiz mesafenin giderek artması, toplum bilincimiz adına sevindirici. Üstelik bu sorunların tedavisinin mümkün olduğunun bilinmesi de olası psikolojik sorunları kökünden kurutmak gibi bir etkiye sahip.

Kadınlar ve erkekler arasındaki en belirgin fark; erkeklerin cinsel sorunları, erkekliklerinin kaybı ya da kusuru olarak algılamaları ve yüzleşmede zorlanmaları. Bunda elbette erkeklerin, cinsel güçlerine dair yorumlara, şakalara maruz kalarak yetiştirilmeleri, kıyaslanma halinin küçük yaşlarda başlaması ve onlara kusursuzluk yükünün yüklenmesi de epey etkili oluyor. Kadınlarsa; özellikle cinsel yaşamın rayına girmesi, erkeğin beklentilerinin karşılanması adına sorumluluğu yüklenmeye daha baştan hazırlar. Çünkü çocuk yaştan itibaren evlilikte erkeği doyuma ulaştırarak ilişki ve evliliği sürdürme yükümlülüklerine inandırılarak büyütülüyorlar. Dolayısıyla kadın ve erkeklerin cinsel terapiye yaklaşımları da bu düşüncelerin devamı olarak şekilleniyor. Erkeklerin terapiye kadınlar kadar sıcak bakamadığını tahmin edersiniz, hele de kadın terapiste açılma konusunun başlangıçta ne denli zor geldiğini. Ancak erkeklerin bir kısmı da cinsel güçlerinin erkek terapist tarafından içten içe kendi gücüyle kıyaslanabileceği düşüncesiyle kadın terapistlere daha kolay sığınıyorlar. Terapistin cinsiyetinden bağımsız düşününce de, bu bizim ülkemizde maalesef hala zorlu bir aşama.

Erkek ve kadınlarda en sık görülen cinsel sorunların neler olduğuna dair bir tahmininiz var mı?

Erkeklerde ereksiyon bozukluğu ve erken boşalma, kadınlarda ise cinsel isteksizlik, vajinismus ve bu toprağın kaderi olan orgazm olamama sorunu en yaygın cinsel işlev bozukluklarından. Bunu öylesine geçiştirmekten imtina ederim. Bu nedenle bir sonraki yazımda bunu etraflıca ele alacağımın da sözünü vereyim.

Bu sorunların çoğu geçmiş travmalara, yaygın geleneksel anlayışlara, çocukluk dönemi açmazlarına ve iletişimsizliğe dayanıyor. Dolayısıyla çocuklarımızla iletişimimiz, ergenlik dönemindeki gelişimlerine verdiğimiz destek ve cinsel kimliklerini tanımaları, bilgi sahibi olmaları için açtığımız alan, düşündüğümüzden çok daha önemli. Sorularını yanıtlayacak, onları doğru yönlendirecek bilgiye, sevgiye ve saygıya sahip olmak için cinsel eğitimin yaşı olmadığını unutmamak gerek.

Hiçbir kadın ve hiçbir erkek, salt partnerini doyuma ulaştırma amacıyla hareket etmemelidir. Çünkü bireysel mutluluk ve haz, iyi bir ilişkinin olmazsa olmazıdır. Yaşınız ne olursa olsun, yaşadığınız tüm cinsel sorunlar olağandır, belirlenebilir nedenleri vardır ve çok önemli bir kısmının da çözümü vardır. Farkında olduğunuz tüm cinsel sorunlarınızı partnerinizle konuşun ve çözümü için bir uzmana ulaşın. Çünkü hayat haz almadan yaşamak için kısa ve yarını gözden çıkarmamalısınız.

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet