İtalyan şef Danilo Zanna, samimi tavırları, aksanlı Türkçesiyle ekranın sevilen isimlerinden biri oldu.

10 yıl önce İstanbul'a geldi; aşkı da buldu, şöhreti de...

Şef, "Bu ülkeye sonsuz borcum var. Yaptığım iş için tabii ki ama aynı zamanda eşim ve oğlum da Türk, unutmayalım. Hayatımın en büyük iki parçası buradan çıktı" diyor. Zanna ile Le Meridien Etiler'de buluştuk, İstanbul'daki hayatını, Tuğçe Demirbilek'le mutlu evliliğini ve projelerini konuştuk.

Samimi tavırlarınız, aksanlı Türkçenizle ekranın fenomen isimlerinden biri oldunuz. İstanbul'a ilk geldiğinizde milyonların sizi izleyeceğini tahmin eder miydiniz?

Tahmin edemezdim çünkü öyle bir niyet yoktu. O dönem Türkçem de sıfırdı. Ne mutlu bana.

Arkadaşımın yanına bir hafta sonu ziyareti için geldim. Sonra eşimle tanıştık. Hemen burada yaşama kararı vermedim, bir süre uzaktan sevgili olduk. Sonra hem İtalya’da hem burada evlendik. Çin’e gitmeyi planlıyorduk iş için ama eşim Tuğçe hamile kalınca buraya yerleştik. Böyle bir kısmet...  

Sizinle ilgili en çok merak edilen şeylerden biri de eşinizin kim olduğu...

Evet "Acaba kim?" diye merak ediliyor. Benim sosyal medya hesabımda çok az fotoğrafı var. Kendi hesabında da öyle. Çekmeyi seviyor ama içinde olmayı sevmiyor.

İlk görüşte aşk mıydı?

Çok güzel bir kadın, aşık olmama ihtimali çok düşük. İlk görüşte aşktı.

Kültür farklılıkları evlilikte zorluk yaratıyor mu?

Türkiye ve İtalya kültürel olarak, geleneksel olarak çok benziyor. Orta nokta çok... Ben Fas'ta yaşadım, Uzak Doğu'da yaşadım, oradaki kültürel farklılıklar yumruk gibi. Çok sert. Burada zor bir dönem yaşamadım. Evimde gibi hissettim. Ama bu sadece Danilo için değil, birçok İtalyan arkadaşım da böyle hissediyor.

Danilo Zanna: Bu ülkeye sonsuz borcum var

'Fatih Terim İtalyan sayılır mı?'

Ama yurt dışından gelip, bu kadar popüler olan bir İtalyan yok sanırım.

Hiç araştırmadım, bilmiyorum. Fatih Terim biraz İtalyan sayılır mı? Ferzan Özpetek de biraz İtalyan sayılır mı? (gülüyor) Bilmiyorum. En azından biz isteriz.

Türkiye’nin en çok izlenen yarışma programında yer alıyorsunuz. Sokakta nasıl tepkiler geliyor?

Geçtiğimiz haftalarda taksiye bindim, taksici "3-2-1 Danilo hadi geç" dedi. Tabii ki çok güzel. İnsanlar 'MasterChef'teki dinamiklik içinde kendilerini hissediyorlar. Çok sıkı takip ediyorlar. "Aa senin imza yemeğini gördüm Danilo, gerçekten efsane, tarifi verir misin?", bunu söyleyen 60 yaşında bir abi. Japon sandviç tarifi istedi, hiç beklemezsin. "Biz bunu izliyoruz, bir şey öğreniyoruz" dediler.

Ortaköy'de mekan açma hazırlığınız nasıl gidiyor?

Aslında biz hazırlıklara marttaki pandemiden önce başladık. O dönemde hareket edemedik tabii. Yaza yetişmedi. Şu an sadece paket servis var, 'Açalım mı, açmayalım mı?' diye düşünüyoruz. Nisanda Ramazan geliyor, sonraya mı kalsa? Biraz kararsızlık var.

Nasıl bir mekan olacak?

Efsane... İsmi Moena olacak. Lokasyon olarak zaten İstanbul'un en güzel yerlerinden biri. İtalyan bir konsept. Bence gastronomi konusunda İstanbul'da en büyük eksik, iyi bir İtalyan restoranı. Malzemeler değil, teknik ve reçetelerle ilgili.

Geleneksel bir İtalyan restoranı ama malzemeler Türkiye'den... İki kültürü birleştireceğiz. Bu ülke, bu toprak çok zengin. Bu zenginliği mutfakta kullanmak istedim.

Türk mutfağını nasıl buluyorsunuz?

Efsane! Gerçekten dünyada en eski, önemli, tarihi bir bölgeden bahsediyoruz.

En sevdiğiniz yemek?

Bir tane olamaz ki! Cağ kebabı aşırı lezzetli, yatay döner olarak pişmesi çok ilginç geldi. Özel bir yemek.

 Danilo Zanna: Bu ülkeye sonsuz borcum var

'Dram projesi istiyorum'

'MasterChef'ten sonra hedefinizde neler var?

Şu an 'MasterChef' devam, sonra göreceğiz. Kendimi sınırlandırmıyorum. Bence insanın kendine sınırlar koyması yapılabilecek en şapşik şey. Geçen gün arkadaşlarla konuştuk. Niye sadece ben bir şef olayım ki? Buna kim karar veriyor. Tabii ki iyi bir şef olmak için bu mesleğe çok büyük zaman vermen gerekir. Ama yanında başka bir şey olabiliyorsun. Dünyada da çok gördük. Zaten sende öyle bir potansiyel var ki her şey olabiliyorsun. Ama kolay olmuyor, bunu kabul edelim. Çok çalışmak lazım. Benim insanlara dokunabileceğim bir enerjim var. Televizyona çıkmadan önce de fark ediyordum.

Ferzan Özpetek'ten bahsettiniz, oyunculuğa devam etmek ister misiniz?

Tabii ki Ferzan abi "Gel oyna" derse giderim. "Gel izle" derse de gider izlerim. Gupse Özay ile 'Görümce' filminde oynamıştık, en büyük sinema tecrübem odur. Kimsenin haberi yok, 'Aşk Zamanı' diye bir dizide de oynadım.

Zaten bana "Danilo Al Pacino gibi oyna" demiyorlar, "Kendin ol" diyorlar, o yüzden rahat oluyor. Keşke komedi dışında dram gibi farklı bir türde oynayabilsem, çok mutlu olurum. Tabii ana karakter değil, bir rol olsun yeter, çok isterim.

Türkçenizi geliştirmeye devam ediyor musunuz?

Şu dönem maalesef hiç vakit olmadı. Ama bir sonraki sezonda başka bir Türkçe gelecek. Öyle bir seviyeye geldim ki şu an, ders yapmak çok zor. Çünkü tartışıyoruz hocayla.

Evde Türkçe mi konuşuyorsunuz?

No! Oğlumla sırf İtalyanca, ana dili Türkçe, İtalyanca'yı da ikinci ana dili gibi çok iyi konuşuyor. Eşimle de artık Türkçe...

Danilo Zanna: Bu ülkeye sonsuz borcum var

'Bir çocuk daha zor'

Ben yurt dışından döndüğümde "İnsanın ülkesi gibi yok" diyorum. Siz burada yaşamaya alıştınız mı?

Sonsuz borcum var bu ülkeye. Yaptığım iş için tabii ki öyle ama aynı zamanda eşim ve oğlum da Türk, onu unutmayalım. Hayatımın en büyük iki parçası buradan çıktı. Doğru tespit ettin. Yurt dışında yaşadığı için Somer Şef'le (Sivrioğlu) konuşuyoruz, zor. Ama biz biraz da gezginiz. Ruhumuz bir yerde oturmaz. Hiçbir zaman kendimi çok yabancı hissetmedim. Türkiye çok özel. Ve şanslıyım bütün Türkiye'yi gezdim. 'MasterChef' ile her hafta bir çekim var. Mehmet Şef (Yalçınkaya) benimle dalga geçiyor, "Danilo'nun her yerden bir ailesi çıkıyor" diye. En son Kapadokya'ya gittik. Somer ve Mehmet Şef daha önce hiç gitmemiş. Bana "Kaç kere geldin?" dediler, 10 kere gittim neredeyse. Muhtarı tanıyorum o derece. İnanmadılar, çağırdım geldi (gülüyor).

Oğlunuzla aranızın iyi olduğunu her fırsatta dile getiriyorsunuz, bir çocuk daha düşünür müsünüz?

Biz üç kardeşiz. Ben en küçüğüm. Keşke benim oğlum da bu duyguyu yaşayabilseydi. Ama yaşamayacak, no!

Benim ailem burada değil, eşimin annesi Bodrum'da yaşıyor. O yüzden eşim için zor oldu. Şu an Tibet yedi yaşında. Eşim de normal hayatına, yoga eğitmenliğine dönmeye başladı. Bu şartlarda bir çocuk daha zor.