Çocuğunuz ağlıyor mu?

Ağlamak güzeldir, süzülürken yaşlar gözünden sakın utanma demiş Sezen Aksu.

Ağlamanın kıymetini anlamak için bu cümle çok değerli. Çünkü ağlıyor olmanın hem fizyolojik, hem duygusal hem de ruhsal bir rahatlaması olduğu yapılan çalışmalarla belirlenmiş. Peki çocuklar neden ağlar? Her ihtiyacını karşıladığına inandığınız bir çocuk neden ağlar? Ağlamak yararlı mıdır? Ağlamaya hemen müdahale etmeli miyiz?  Bugün ki yazımda bunları genel olarak anlatmaya çalışacağım. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.

Konuşmayı henüz öğrenememiş olan bir bebek, bir ihtiyacı olduğunda, kendisine bakım veren kişiye bu ihtiyacı bildirme aracı olarak ağlayabilir. Bebekler ağlarken ilk baktığımız ve dikkat ettiğimiz nokta aç olup olmadığı, altının kuru olup olmadığı, üşümüş veya terlemiş olup olmadığıdır. Alt değiştirmek, beslenerek doymasını sağlamak, üşümüşse ısınmasına yardımcı olmak, rahat değilse rahatını sağlamaya çalışmak, uykusu gelmişse uyumasına yardımcı olmak, uyanmışsa yer değişikliği sağlamak ihtiyaçları karşılandığı için ağlamasının sonlanmasına ve daha sakinleşmesine olanak sağlayabilir.

Fakat bebeklerin ağlaması sadece fiziksel ihtiyaçları için değildir. Biriken bir stresin boşalması için, yalnızlık ihtiyacının karşılanmasını istediği için, temas istediği, kendisini güvende hissetmeye ihtiyacı olduğunu bebek ağlayarak ifade etmektedir. Dolasıyla sakin bir kucakta okşanmak, ninni söylemek, sevgi dolu bakış veya temaslar bebeğin yine ihtiyacının karşılandığı algısıyla ağlamasının sakinleşmesine yardımcı olabilir.

          Bebekler de biriken stres olur mu?

Resimler de gördüğümü ve bebek denilince akla mutlu, gülen yüzlü, huzurla uyuyan görüntüler gelebilir ancak madalyonun birde diğer tarafı vardır çünkü bir canlı tümüyle mutlu, güler yüzlü, huzurlu olamaz. Bu yüzden bebeklerin huzursuzlanması, gaz sancısı olması, ağlaması, tıpkı diğer duygu yaşamaları gibi olağan ve normaldir.

            Bazı bebeklerin, diğer bebeklere oranla daha çok stres yaşamasına neden olan durumlar ise; annenin zor bir hamilelik süreci yaşaması, doğum sırasında çeşitli komplikasyonların yaşanması, doğum süreci sonrasında bebeğin ihtiyacının karşılanması konusunda sıklıkla gecikmeler yaşanması, korkutucu ani sesler, olaylar veya durumların yaşanması şeklinde sıralanabilir.

          Ağlamak bir ihtiyaçtır. Hem bebekler, hem çocuklar hem de yetişkinler için bu böyledir. Toplumsal yanlış algılarımızdan biri ‘’Erkekler ağlamaz’’, olsa bile bu doğru değildir. Ağlamak, duyguyu ifade ediş biçimidir, cinsiyeti yoktur ve evrenseldir.

          Ağlamanın yararlı olduğuna dair çalışmalar neler söylüyor?

Yapılan araştırmalara bakıldığında gözyaşları yoluyla vücudumuzdan atılan ACTH ve katekolaminler stres sonucunda vücutta biriken ve vücudu olumsuz yönde etkileyen maddelerdir. Bu maddeler ağlama sonucunda göz yaşlarımız ile vücudumuzdan atılır. Bu yüzden ağladığımız zaman rahatlama ve vücutta gevşeme hali olmaktadır.

            Hamilelik hormonu olarak ta bilinen özellikle hamile ve emziren annelerde daha fazla olan prolaktin hormonu, göz yaşı bezlerini doğrudan etkilediği için ağlamaya karşı eğilimi arttırır. Bu yüzden hamile veya emziren anneler ağlamaya daha yatkın olabilirler.

            Yine yapılan araştırmalarda; yaşadığı stres sonucunda ağlamamak için çocuğun veya yetişkin birinin kendisini tutması, bastırmaya çalışması ve gözyaşı dökmemesi yaşanan stresin boşalmasına engel olduğu ve daha fazla baskılandığı için stres ve kaygıyı arttırarak tansiyon yükselmesine, deri ve zührevi bozukluklarına neden olabildiği bulunmuştur.

          Peki konuşmayı öğrenmesine rağmen bir çocuk neden ağlar?

Çocuklar ne gelecek nede geçmişte yaşarlar. Onlar için sadece ‘’ o an’’ vardır ve bir çocuk ağlıyorsa unutmayın ki ‘’ rol yapmıyor, numara yapmıyor, sadece ağlıyordur’’. Bir çocuk ağlama özgürlüğüne kavuşamazsa kendisini iyi hissetmesi zordur. O yüzden çocukların neden ağlayabileceğini anlamak onlara nasıl yaklaşacağımızı bilmek için önemlidir.

  • Bir çocuk bir başkasının kendisine yaptığı davranıştan dolayı ağlayabilir.
  • Bir çocuk; bir ihtiyacı karşılanmadığı için ağlayabilir. Bu şımarıklık değildir. İhtiyaç karşılanmaması biz yetişkinler içinde önemlidir. Çocukların talepleri değerlendirilmeli, eğer o talebi karşılamak sizin için mümkün değil veya çocuk için yararlı değilse bunu yapamayınca üzüleceğine ve onu anladığınıza dair cümleler kurarak çocuğa yaklaşmak önemlidir.
  • Bir çocuk; yeterli sevgi, ilgi, değer göremediği için ağlayabilir.
  • Bir çocuk; hastalandığı için, ailesinden biri hastalandığı için veya bir yakınını kaybettiği için ağlayabilir. Bu yakın; hayvanı olabilir, taşınmadan dolayı en sevdiği arkadaşını bırakmak zorunda olmak olabilir.
  • Bir çocuk aile içi tartışmalardan dolayı ağlayabilir. Boşanma, aile içi iletişimsizlik, tartışma, kendisine yöneltilen tehditkâr konuşmalardan dolayı ağlayabilir.

          Ağlamayı önlemeye çalışmak doğru değildir. Bu yüzden ‘’Ağlama’’ demek doğru değildir. Çocuklar ağladığında iki tür ebeveynlik durumunu sıklıkla görüyoruz. Bunlardan biri; ağlamasıyla öfkelenmek ve ağlamaya öfkeyle yaklaşmak. Diğeri ise; ağlamasını engellemek için çeşitli yöntemler denemek ve en sonunda istenilen her şeyi ağlamaması için yapıyor olmak.

          Bu iki yöntem neler doğurur?

Ağlamaya yönelik; öfkeli, ceza içeren uygulamalarda bulunmak çocuğa çocuğu anlamadığımıza dair mesajlar verir. Aynı zamanda çocuk sadece olumlu duygular hissettiği zaman sevildiğini, ağladığı veya üzüldüğü zaman sevilmediğinin farkına varır buda çocuğun olumsuz duygularını ifade etmesini engeller. Fakat biz şunu biliriz ki bu duygular ifade edilmediğinde yok olmaz. Dolayısıyla bırakalım ağlasınlar ve kendilerini ifade etsinler.

Ağladığında hemen kucağa alıp sakinleştirmek, emzik vermek, kucakta hoplatmak, ağlamaması için yiyecek vermek gibi davranışlar da ağlama ihtiyacını tıkayan durumlardır. Aksine çocuk veya bebek katıla katıla ağlamıyorsa, etrafına ve kendisine zarar vermeyecek şekildeyse, kısa da olsa yalnız başına kalmadan, sizin yanınızda veya bebekse kucağınızda ağlıyor olması, enerjisini boşaltmasına, duygusuna ifade etmesine izin vereceği için sakıncalı değildir. Aksine faydalı olacaktır. Buradaki kritik nokta; yalnızken ağlamaması, ağladığı zaman eleştirilmemesi, hatta ‘’ağlıyorsun, seni bir şey üzmüş, yanındayım, benim yanımda ağlayabilirsin.’’ Şeklinde empatik cümleler kurulması çocuğa yine yalnız olmadığını, ailesinin yanında ağlamasında bir sakınca olmadığı düşüncesini verir.

Unutmayalım ki; ağlamak sadece bir acı sonucunda olmaz. Mutluluk sonucunda da ağlamalar görülür ki işte tam da bu yüzden ağlamak duygu ifade ediş biçimidir. Duygularınıza, çocuklarınızın duygularını ifade ediş biçimlerini düzenleyebiliriz ama engel olmayalım sevgili ebeveynler. Bir başka yazıda görüşmek dileğiyle. Sevgiler

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet